Bir kısım insanımızda, hatta büyük bir kısım insanımızda bir garip alışkanlık var. Nasıl biliyor musunuz? Başlıkta belirttiğim gibi Kendine Demokratlık. Böyle bir tabir psikoloji (ruh bilimi), sosyoloji (toplum bilimi) ve felsefe gibi bilim dallarında var mı bilmiyorum ama benim açımdan cuk diye oturan bir tabir. Peki neden? Çünkü o sözünü ettiğim insanlar, hem demokratlığı kimseye bırakmazlar, hem de kendi kafasında oluşturduğu düşüncenin, şablonun ve de ezberin dışında fikir söyleyenlere asla hoşgörü göstermezler. İşte bu anlayışa kendine demokratlık denmez de ne denir?

Bakın, fikir üretebilmenin, düşünce sahibi olabilmenin ana kurallarından birisi ve belki de birincisi ezber bozma cesareti gösterebilmektir. Aksi takdirde, yani sürekli aynı görüş, fikir, düşünce kalıpları içerisinde kalarak insanı ve insanlığı çözümleme imkânına kavuşamazsınız. Hayat sürekli değişim içerisindedir. Bu değişimi durdurmanın, geriye çevirmenin mümkün olmadığını görmek zorundayız. Bu değişimi bozulma ile karıştırmayalım. Diğer bir ifade ile hayatın içerisindeki değişim bozulmaya değil, güzel ve doğru yöne akan bir değişim ise kabullenilebilir. Burada hemen akla bir soru gelmektedir elbette. Güzel ve doğru yöne değişim ile bozulmaya neden olan değişim arasındaki farkı nasıl bileceğiz, nasıl anlayacağız ve bu farka kim karar verecek? Bu soru tabii ki en can alıcı soru da, cevabı o kadar zor olmasa gerektir. Genel kabul görmeyen değişimin zararlı olduğunu herkes yaşantısından anlayacaktır. Değişim konusunu bu yazımızda burada bırakarak başlık konumuza geri dönelim.

Kendine demokratlığın ana göstergesi yukarıda da kısmen değindiğimiz gibi hoşgörüsüzlüktür. Geniş bakmasını, demokratik haklar doğrultusunda bakmasını ve insancıl değerlerle bakmasını bilen insanın demokratlığı sadece kendisine olmaz. Bir insanın temel diğerlerinden birisi insan olmasıdır. Görüş, fikir ve düşünce gibi unsurlar insan olmaktan bir adım geridedir. Böyle bakınca hoşgörü ölçüsü daha bir önem kazanmaktadır. Ancak, bu anlatmaya çalıştığım hoşgörü ölçüsü insan unsurunun üstünde bir takım değerler ortaya çıktığı zaman farklı kıstaslar, farklı ölçüler kullanılabilir.

Kendine demokratlığın ana göstergelerinden birisi de kendi kafasında oluşturduğu şablondan asla vazgeçememesidir. Başkalarının düşünceleri de o insanın kafasında oluşturduğu şablona mutlaka uymalıdır. Yoksa karşıdaki insanın düşüncesi yok, kötü, zararlı hükmündedir.

Sözünü ettiğim kendine demokratlık, belki de herkeste, hepimizde vardır ama bazıları bunu anlamak bile istememekte ve her konuda kendine demokratlığın uygulamasına girişmektedir.

Anlayana sivrisinek saz, anlamayana davul zurna az.