“KREDİ KARTIYLA ALDIĞI YAĞI YARI FİYATINA SATTI!”
Hemen merakla sordum, ‘Ne gibi Hüseyin ağabey?’ dedim. Benden yaşça oldukça büyük olan Hüseyin Bey, ‘Nerden başlasam yeğenim? Mesela; geçen hafta adamın biri geldi ve elindeki poşeti göstererek, ‘Ağabey, bu 5 litrelik yağı kaça alırsın? Bak daha açılmamış!’ dedi. Ben de merakımdan sordum, “Peki sen bu yağı nasıl aldın? Madem aldın, neden satıyorsun?” O gariban da şöyle cevap verdi, ‘Marketten kredi kartıyla aldım. Bu akşam için çocuklarıma söz verdim, evde tavuk pişecek diye. Cepte para yok, o yüzden ben de böyle bir yol buldum’ dedi.
“İÇİM BURKULDU, GÖZLERİM DOLDU, NE DİYECEĞİMİ BİLEMEDİM…”
Ama adamcağız merakla benden cevap bekliyordu ve ben de, “Yağı kaça aldıysan, yarı fiyatına alırım dedim.” Hemen bana, ‘Tamam ağabey, Allah razı olsun’ dedi ve anlaştığımız fiyata o yağı satın aldım. Biz bu manzaralara alıştık artık be evlat! Hatta üstündeki ceketini bile satanlar var bu memlekette. Ah yeğenim ah! Daha ne diyeyim?” dedi. Ben de ne diyeceğimi şaşırdım, tüylerim ürperdi ve tek kelime dahi edemedim.
“ÖYLE HÜZÜNLÜ OLAYLAR GELİYOR Kİ BAŞIMIZA…”
Hüseyin ağabeyi sohbetim bittikten sonra, Kocavezir İş Merkezinden çıktım. Yol kenarında ikinci, belki de üçünce el kıyafet, saat, takı gibi eşyalar satan ihtiyar bir amca gözüme takıldı. Sırtımda çantayı, elimde fotoğraf makinesine gören diğer esnaflar gibi o amca da, ‘Gel evlat gel’ diye bana işaret de bulundu. 74 yaşında emekli, isminin ise Sabit olduğunu söyleyen yaşlı adam, “Gel seninle azıcık sohbet edelim” dedi. Hemen yanında bulunan tabureye oturmam için beni buyur etti. Neler sattığı ve işlerin nasıl olduğunu sorduğumda ise, “Bak evladım… 15 yıldır emekliyim ve tam 15 yıldır da burada, yol kenarında 2. el eşya satıyorum. Emekli maaşları malum yetmiyor, ek iş olsun ve gündüzleri ev ortamından uzak durayım diye bu işi yapmaya başladım. Öyle garip, öyle hüzünlü olaylara tanıklık ediyorum ki, sorma be evlat!” diyerek sohbete kaldığımız yerden devam etti.
“ÇOK ŞÜKÜR EVLİ DEĞİLİM!”
- bir genç yanıma yaklaştı ve bana, “Merhaba amcacığım, İzmir’e gideceğim ama yol param yok. Elimde görmüş olduğun bavul daha yeni, sana satsam alır mısın?” dedi. Genç çocuğa şöyle bir baktım, o da bana öyle bir bakış attı ki içim sızladı. Ben de 150 TL’ye alırım dedim ve Allah Razı olsun bey amca dedi ve hemen bavulun içindekileri boşaltmak için benden poşet istedi. Sırf merakımdan bavulun kaç Lira olduğunu sordum, 600 Lira dedi genç çocuk. Ne işle uğraşıyorsun, evli misin, annen baban nerde diye sordum. Genç çocuk; (Bu cümleye dikkat!) “Çok şükür evli değilim! Zaten kendime zor bakıyorum, baksana elimdeki bavulu sana sattım. Bir de hanım, çoluk çocuk… Ben onlara nasıl bakarım bey amca! Bu verdiğim örnek sadece biriydi, daha neler var yiğenim bir bilsen” diyerek beni uğurladı.
***
BU ZAMLARI DURDURUN ARTIK!
Hayat pahallılığı, yüksek enflasyon ve durmadan, insafsızca gelen zamlar... Vatandaşın artık bu zamlara dayanacak ne gücü, ne takati kaldı! Bu yazdıklarım bir masaldan veya filmden alıntı değil. Hepsi gerçek, hem de acı gerçek… İnsanların alım gücü kalmadı. Esnafın, işçinin, asgari ücretlinin, emeklinin hali perişan! Korkarım yakında güzelim memleketimizde ne esnaf kalacak, ne de çalışan. Devlet büyüklerimiz, ekonomistlerimiz, kim varsa bu konuyla ilgilenen her gün yapılan zalimce zamları durdurun. Birileri “Bize ne oluyor? Biz nereye gidiyoruz?” desin artık.