Pek çok şarkının bir hikayesi vardır.

Şarkılar; kimi zaman güftekar'ının hayatından bir kesiti anlatır.

Kimi zaman da, kendisini severek dinleyen her gönülde, gizli kalmış bir aşk hikayesini çağrıştırır.

200'den fazla güftesi bulunan ve bunlardan bir bölümü bestelenmiş bir söz yazarı olarak mutlaka "her şarkının bir hikayesi vardır" diyemiyorum.

Ama; sizin dizelere döktüğünüz sözler, mutlaka bir gönülde "İşte bu benim hikayem" diye karşılık bulur.

Bu gün siz değerli okurlarıma,,ünlü kemani "Tatyos Efendi"nin Uşşak Makamındaki çok sevilen bir eserinin hikayesini anlatmak istiyorum;

Barış Manço'nun 1972 de askere gitmeden önce, "Kurtalan Ekspres" ile çıkarttığı ilk 45'likte bulunan şarkı.

Tatyos Efendi bu şarkıyı besteledikten 1 ay sonra vefat etmiş ve aynen bestelediği ve sözlerini yazdığı bu şarkıdaki gibi 'yuva kuramadan, reha bulamadan ve garip bir insan olarak' hayata gözlerini yummuştur..

Gamzedeyim deva bulmam ne anlama gelir?"

"Gamzedeyim deva bulmam" demek gamzede'yim(Kaza'ya uğramış anlamındaki 'kaza zede' gibi.

Yani gam'ın vurduğu kişiyim, gama müptela olmuşum) Gamze ile bir bağlantısı yok. :)

Hikayenin kahramanı Tatyos Efendi'dir.

1858 yılında İstanbul'da doğmuş Türk Musikisine, bestekar ve söz yazarı (güftekar) olarak 50'ye yakın eser bırakmış.

Musiki alanındaki üstün özelliklerine rağmen Tatyos Efendi'nin hayatı yokluk içerisinde geçmiştir.

Öldüğünde de kilise defterine "çalgıcı" olarak kaydı yapılmıştır.

Bu mümtaz keman virtüözü pek konuşkan birisi değilmiş.

Onun ne düşündüğünü, neler hissettiğini anlayabilen birkaç dostu varmış.

Koltuğunun altında kemanı, kullandığı tütünden sararmış bıyıkları, bakımsızlıktan çökmüş avurtları, uykusuzluk ve aşırı içkiden kan çanağına dönmüş göz çukurları ile, hayatın yükünü omuzlarında taşıyan, çocukluğundan beri dilini gönlüne hapseder; ruhuyla ancak, kemanıyla anlatacaklarını anlatır, önceleri düğünlerden kıt kanaat geçimini temin ederdi.

Daha sonra Galata'daki "Pirinççi Gazinosu"ndaki hayatı ve yaptığı eserler, semailer ve peşrevlerle tanınmış ve İstanbul'un dört bir yanında düzenlenen fasıl heyetlerinde Tatyos Efendi'nin eserleri çalınır olmuş.

En yakın iki dostu, yazar-Gazeteci ve besteci Ahmet Rasim bey ve gazinodan arkadaşı "Kemençeci Vasili"dir.

Bir akşam Beyoğlu'nda Ahmet Rasim, Vasili ve Tatyos Efendi "Ehli aşkın neşveğah-ı kuşei meyhanedir" bestesi ile başlattıkları musiki meşki "Bilsen ne bela geçti, şu biçare serimden" semaisiyle devam etmiş.

Tatyos efendi, gece boyunca kemanı elinden hiç bırakmamış.

"Mani oluyor halimi takrire hicabım" gibi içli şarkıları peş peşe sıralamış.

Gece nihayete ererken meyhanede birkaç müşteri ve sandalyeleri toplayıp, yerleri süpüren birkaç çocuktan başka kimse kalmamış.

Vasili ve Ahmet Rasim bey de, tam gitmeye hazırlanırken, Tatyos Efendi kemanına uzanmış.

Sanki saatlerdir, içen ve çalan o değilmiş gibi, kemanı omuzuna yerleştirip,hafifçe başını kemana eğmiş.

Dudaklarında acı bir tebessümle, o ana kadar duyulmamış o uşşak şarkıya giriş yapmış.

(Devam Edecek)