Bir süreden beri her yeni yıl geldiğinde birileri başlıyor karıncalanmaya, başlıyor kendince bir şeyler söylemeye. Ne diyorlar yani? İşte yılbaşı kutlaması yapmak Müslümanlığa sığmaz. Söylediklerinin özeti bu. Hatta bir de yeni yıl için Diyanet İşleri Başkanlığı'nın bir Cuma Hutbesi var ki, son derece ilginç. DİB, o hutbede diyor ki; başkalarına benzemeye çalışmak o milletten olmak demektir. Yani, Türk Milleti Yılbaşı kutlaması yaparsa Hıristiyan olur veya Hıristiyan milletlerden biri olur diyor. Böyle bir konuyu yazmayı gerçekten istemezdim ama insan Türk Milleti'nin bir ferdi olarak böyle bir konuya kayıtsız kalamıyor. Kendi hayatımdan bir yaşanmışlık örneği vermek istiyorum. Babam son derece dinine bağlı bir dindar idi ve dinin ahlâklı yaşanması konusunda müthiş inançlı idi. 60 ve daha fazla yıl önce Yılbaşı geldiğinde akşam evde yeni yılı kutlamak için girişimlerde bulunurdu. Son Aralık günü öğleden sonra para verir ve Küçük Saat’teki Borlaş çerezcisinden çerez aldırırdı. Oraya gittiğimizde çok kalabalık olduğunu görürdük. Yani Adana'da birçok aile yeni yıla girerken akşam evde o günün şartları ölçüsünde eğlence yapmak için çerez almaya geliyordu. Ayrıca Tombala oyunu kontrol edilir ve yoksa alınırdı. Zaten birçok yerde yılbaşı için tombala satıcıları olurdu. Anam yılbaşı içim özel çorba yapar ve çorbaya temiz, küçük yüzük filan gibi bir parça koyardı. Bunun nedeni ne idi peki? O parça kimin kaşığına gelirse yeni yıl ona şans getirecek düşüncesi idi. Müslüman olmaktan asla ödün vermeyen anam, babam gibi aslanlar şimdiki birilerine göre büyük yanlış yapıyorlardı öyle mi? Yani, bugün yılbaşı kutlamayın diyenler büyük Müslüman, anam, babam değil öyle mi? Hadi ordan! Kaldı ki, yukarıda belirttiğim gibi, sadece benim ailem değil, Adanalıların belki de hepsi, en azından büyük bir kısmı bizim gibi idi. Bu yaşanmışlıktan şöyle bir sonuç çıkar: Yılbaşı kutlaması toplumumuzda kimsenin aklına Hıristiyan olmayı getirmemişti. Sadece yeni girdiğimiz yılı güzel, iyi, eğlenceli karşılamak düşüncesi vardı. Ama bugün birileri Türk Milleti'nin aklına yılbaşının yeni yıl olma özelliğinden başka bir durumlar sokmaya çalışıyor. Başaramıyorlar ama peki bu kişilerin niyeti ne acaba? Bunun sorulması gerekmez mi? Bunlar Müslümanlık adına bunu yapıyorlar ise Adanalılar ne idi? Bu anlayışlara karşılık Türk insanı bugün yeni bilgiler ortaya koyma gayretindedir. Örneğin Yeni yılın aslında Nardugan adıyla Türkler tarafından kutlandığı bilgileri gibi. Bu konuları da dikkatle takip ediyoruz. Konunun bir de başka yönü var. Bu yönü daha sonra da ayrıntılı olarak yazmayı düşünüyorum ama şimdilik yeri gelmişken kısaca belirteyim. İnsanın kimliğinin ilk belirleyicisi adıdır değil mi? Sen insanların adını İsa, Musa koyacaksın sonra da o İsa'ya diyeceksin ki, bak karışmam Hıristiyan olursun. Ne güzel değil mi?
Ne diyor dünyanın en büyük tarihçilerinden biri olan Zeki Velidi Togan? "Biz Ebu Cehil'in gerçek adını bile Türk çocuğuna koyduk ama İslâm'a çok büyük hizmet yapan Alpaslan'ın adını bin yıldan beri bir Arap çocuğuna koyduramadık."
Türk Milleti olarak benzemeyeceksek hiç bir millete benzemeyelim. Adımızdan başlayarak kendimize benzeyelim.