"Türkiye'de kaç televizyon var?"

Bilen var mı?

Bence yok.

Parası GANİ olan, belediye başkanlığını, milletvekilliğini düşünen zevat;

"Ya gazete çıkarıyor,

ya da televizyon açıyor."

Paraları var ya..

Sırtları kalın ya..

Arkalarında ağaları, dayıları, emmileri duruyor ya..

Allah, sadece ama sadece onlara; "Yürüyün kullarım, kim tutar sizleri" demiş ya..

Bunu koz olarak kullanan güruh, yürümüyor, uçuyor anasını satayım.

......

Evet.. Bu güzel ülkede çaplının da, çapsızın da...

Yani hak edenin de, etmeyenin de televizyonu var..

Hal böyle olunca, akla hayale gelmeyen işler, ülke insanlarına da-ya-tı-la-rak izletiliyor..

"Yersen" derler ya HANİ..

Onun gibi birşey YANİ..

-Mesela, 333 kez evlenip, 666 kez boşanan çapsızları, çamurları, çukurları, yüzsüzleri, hayasızları, ahlak yoksullarını programlara (!) çağırıp, 667 kez evlendirmek..

-Mesela, her yönüyle yalan, dolan, hile, hurda kokan kayıpları bulma (!) programları (!) icad etmek..

-Mesela, hayatında mutfak yüzü görmemiş bazı hanzolara yemek yaptırtarak (!) "Benim yemeğim senin yemeğini döver" dedirtip, onları kavga ettirme noktalarına taşımak..

MESELA'ları çoğaltmak o kadar kolay ki..

Tren vagonu misali;

Tak uzasın, doldur kasan dolsun."

Adam, sırra kadem basmış, kaybolmuşşşşş.. Program bitmeden bulunuyor(!)

Kadının bir değil, binbir derdi var..

En kısa zamanda hallediliyor(!)

İssiz ve parasız genç eşiyle boşanmak istiyor..

Barıştırılıyor (!)

Eğer ki o program hır, gür, vur, kır, parçalaya doğru evrilmişse..

Barış bir anda yerini;

"Biz ne zaman istersek o vakit barışabilirsiniz"e bırakıyor..

Neresinden bakarsanız bakın düzmece..

Neresinden tutarsanız tutun bilmece..

Ne düşünürseniz düşünün hem hileeeeeeee, hem hurda..

Tam da bu noktada

attıkları zaman mangalda KÜL komayan zat-ı muhteremlere sormak isterim;

-Benim güzel ülkemde, en küçük, en ufacık, en minnacık bir FALSO'yu dahi affetmiyorsunuz..

İyi, güzel de...

-Tepeden tırnağa "yalanlarla bezenmiş" Bu tür programlara neden bakmaz?

Neden görmez?

Neden gereğini yapmazsınız?

-Eşitlik ilkesiyle hareket ediyorlar mış..

-Herkese eşit mesafede duruyorlar mış..

Bir kez daha çok net olarak anladım ki;

-Bu efendilerin eşitlik ve mesafe aritmetiği..

Nurettin Nebati matematiği..

Sinüs'ü de yoook..

Kosinüs'ü de.