Semt pazarları, bir zamanlar bereketi, canlılığı ve herkesin bütçesine uygun taze ürünleri bulabildiği yerlerdi. Vatandaş, tezgâhları gezerken esnafla sohbet eder, pazarlık yapar ve evlerine kilo kilo, poşet poşet sebze-meyve götürürdü. O günlerden bugünlere ne yazık ki çok şey değişti. Artık birçok pazar tezgâhı, fiyat etiketleriyle adeta bir lüks mağaza vitrinini andırıyor. Şimdilerde vatandaşın dilinde acı bir serzeniş var; "Meyvenin tadını unuttuk!"

Bu durumun arkasında birçok neden yatıyor. Üretim maliyetlerinin artışı, en önemli faktörlerin başında geliyor. Mazot, gübre, tohum, sulama, elektrik, zirai ilaç derken, çiftçinin her kalemde katlanmak zorunda kaldığı maliyetler, ürünün fiyatına doğrudan yansıyor. Üstelik bu maliyetler, tarladan sofraya gelene kadar aracı zincirleriyle daha da katlanıyor. Bir de bunlara mevsimsel ve iklimsel faktörler eklendiğinde, tarlada bile pahalı olan ürün, pazara geldiğinde neredeyse erişilemez hale geliyor.

***

Elma, armut, muz, çilek, şeftali, kiraz... Bir zamanlar çocukların beslenme çantalarını süsleyen bu ürünler artık lüks oldu. Aileler, çocuklarına alacakları birkaç muz için bütçe planlaması yapmak zorunda kalıyor. Meyve tezgâhları çoğu zaman sadece "bakılan" ama "alınamayan" bir yer haline geldi. Bu durum, sadece ekonomiyi değil, halk sağlığını da olumsuz etkiliyor. Çünkü taze meyve ve sebze tüketiminin azalması, vitamin ve mineral eksikliğine yol açabiliyor.

Peki, bu döngü nasıl kırılır? Sorun sadece üreticiyi değil, tüketiciyi de derinden etkilediği için çözümlerin de topyekûn olması gerekiyor. Tarım politikalarının gözden geçirilmesi, çiftçiye yönelik desteklerin artırılması ve aracılık maliyetlerinin düşürülmesi ilk akla gelen tedbirlerdir. Aynı zamanda, yerli ve mevsiminde ürün tüketimini teşvik etmek, hem fiyatları dengelemek, hem de sürdürülebilir bir tarım ekosistemi yaratmak açısından da oldukça kritik.

Semt pazarlarının eski bereketi geri kazanılabilir mi? Bu sorunun cevabı, sadece ekonomik tedbirlerde değil, aynı zamanda toplumun gıdaya ve tüketime bakış açısında da saklı. Bir zamanlar sofraların vazgeçilmezi olan meyvelerin yeniden herkesin alabileceği birer ürün haline gelmesi, sadece cüzdanları değil, aynı zamanda gelecek nesillerin sağlığını da güvence altına alacaktır.

***

Kısacası, ekonominin içinde bulunduğu sorunların çözümü, yalnızca üretimle çözülür. Çünkü üretim olmadan ne büyüme olur, ne zenginlik olur, ne istihdam olur, ne işsizlikle baş edilebilir. Üretim olmadan ne enflasyonla baş edilebilir, ne ihracat yapılabilir, ne ithalat azaltılabilir, ne kalkınma olur, ne de zenginleşme olur.