Osmanlı'nın Sevilmeyen Adamları: Cellâtlar!-2 Devletin önemli isimleri zaman zaman değişiklik gösterse de, idam edilenler genellikle boğdurulur, sıradan insanların kellesi vurulurdu. Osmanlı Hanedanı kanı kutsal görüldüğünden, infaz işleri hanedan mensupl
Hakan Toytekin
\n\nDevletin önemli isimleri zaman zaman değişiklik gösterse de, idam edilenler genellikle boğdurulur, sıradan insanların kellesi vurulurdu. Osmanlı Hanedanı kanı kutsal görüldüğünden, infaz işleri hanedan mensupları söz konusu olduğunda farklı yapılırdı. Ancak Hanedan mensuplarının kanı akıtılmaz, yay kirişi ya da kementle boğdurulurdu. İdam edilecek şahıs İstanbul dışında bir bölgedeyse, kesilen başının bozulmaması için bal dolu bir torbaya konulurdu. Daha sonra torbaya konulan mahkûmun kellesi, sultanın huzuruna bir tepside getirilir, padişaha gösterilip ibret taşına konulur, üç gün teşhir edilirdi. \n\n***\nCellâtlar ciddi anlamda merhametsiz ve acımasız insanlardı…\nÖrneğin; eğer infaz edilecek kişi kadın ise, erkekler için mahrem sayıldığından dolayı bir çuvala konur o şekilde idam edilir, denize atılıp boğulurdu. Tabii ki infazlar her zaman yargı ve mahkûmiyet süreciyle gerçekleşmezdi. Bazen de sultanın bizzat emriyle sessiz, sedasız da yapılır. Örneğin; birçok Osmanlı Sadrazamı, gece uyurken odalarına giren bir nevi özel tim benzeri cellâtlar tarafından yataklarında boğularak öldürülmüşlerdir. Bazen geceleri sarayın koridorlarında dolaşan gölgeler karanlığın sessizliliği bozarak hakkındaki ölüm emrinden habersiz olan şahsa gidip, önemli bir görüşme için çağrıldığını söylerdi. Cellât Başı’ndan bunu duyan şahıs, başına neler geleceğini anlar, kaderine teslim olur ve son kez duasını edip odasından çıkar, meçhule doğru giderdi. Kanuni Sultan Süleyman’ın en yakın dostu olan Rum ya da İtalyan kökenli olduğu bilinen Pargalı İbrahim Paşa’nın sonu da, benzer şekilde Topkapı Sarayı’na gece indiğinde gerçekleşmişti. Bazı padişah dönemlerinde cellâtlar 4-5 bin kadar kişisel emir gerçekleştirmişlerdi. \n\nŞairin yazdığı bu sözler cellâtların yaptığı kıyıma en güzel aynayı tutar gibi;\n“Bu kanlı günler kalbimi parça parça etti… \n Arzularımın gençliği, tutkulu ruhum,\n Kör heveslerim uçup gitti…\n Dinmez saltanat rüzgârı alır kelleleri…”\n\nCellâtlar, üzerlerinde korku salan malzemelerle dolaşırlardı. Kement, satır, bıçak, kılıç, topuz hatta bazen testere bile taşıdıkları ve bunları insanların görmesinden rahatsızlık duymadıkları kayıtlara geçmiştir. Eğer koridorlarda bir grup cellâdın yürüdüğü görüldüyse, o gece sarayda kimseye uyku yok demekti! Cellâtlar sadece infaz görevinde bulunmazlardı, her biri özel işkence eğitimleri almış kişilerdi. Savaş zamanında esir edilen yabancı elçiler ya da önemli suçlular Yedi Kule Zindanları olarak bilinen zindanlarda cellâtlar tarafından çeşitli işkencelere tabii tutulur ve bunlar raporlanırdı. \n\nTANZİMAT DÖNEMİ’NDE CELLÂTLIK ORTADAN KALKTI\nOsmanlı Sarayı’nda cellât bulundurulması âdeti Tanzimat Dönemine kadar devam etti. Sultan Abdülmecid bu uygulamaya son vermiştir. Bundan sonra infazlar, ücretle tutulan kimselere yaptırılmıştır. \nBir diğer ilginç ve şiirsel durum ise; cellâtların mezar taşlarına isimleri ya da zürriyetlerinin yazılmamasıdır. Zaten hayır duası almayacak olan bu insanların beddua da almamaları, akrabalarının bulunmaması gibi nedenlerle böyle bir durum tercih edilmiş ve genel olarak mezarları ayrı tutulmuştur. İstanbul-Eyüp’te, Karyağdı Bayırı’nın arka kısmında en büyük cellât mezarlıklarından biri vardı. Ancak şehrin büyümesiyle 1950 yılında o bölgeye Taşlı Tarla Kasabası kurulmuş ve mezarlık kaldırılmıştır. Günümüzde de çoğu cellât mezarlığı, gecekondulaşma nedeniyle yok olmuştur. Eyüp Sultan Mezarlığı’nda halen birkaç cellât mezarı bulunmaktadır. Ancak çoğunun taşları kırılmış ya da insanlar bilmediği için yeni kabirlerin yapımında kullanılmışlar. Cellâtlık kurumunu zalimlik olarak görünse de, 20. yüzyıla kadar kurulmuş olan bütün devletler o ya da bu şekilde benzer kurumlara ve infaz ekiplerine sahipti. Bunu tarihsel sürecin bir parçası olarak görmek gerekir. Nitekim Osmanlı Devleti gibi büyük bir imparatorluk için de bu normal bir teşkilattı… \n\n
Yorumlar
Trend Haberler
Kayseri Milletvekili Ersoy'dan Adana Demirspor'a 3 Milyon TL Destek
Adana Demirspor Altyapısına Başkan Kozay’dan Anlamlı Dokunuş
MHP Adana İl Başkanlığı'nda Nöbet Değişimi: Yeni Başkan Hakan Yıldırım Oldu
Adana'nın Yoğun Arterlerinde Ulaşım Altyapısı Mesaisi
Adana'nın Gözü Bu Davada! Mahkemeden Çıkacak Karar Bekleniyor
Semih Yalçın'dan, MHP Adana İl Teşkilatı'yla İlgili Açıklama Geldi
Savaş Bahadır'a Teşekkür, Hesaplar Yoruma Kapatıldı