Tarih; 4 EYLÜL 1936… İngiltere Kral'ı VIII. Edward, İstanbul'da Atatürk'ü ziyaret eder…
Aynı günün akşamı Atatürk, Kral Edward şerefine bir akşam yemeği tertipler.
Sofraya Türk garsonlar hizmet etmekte idi. Bunlardan bir tanesi heyecanlanarak, elindeki büyük bir tabakla birdenbire yere yuvarlandı. Yemekler de halılara dağıldı. Misafirler utançlarından kıpkırmızı kesildiler.
Mustafa Kemal Atatürk, Kral’a eğildi;
“Bu millete her şeyi öğrettim, fakat uşaklığı öğretemedim!” der.
Cumhuriyet’imizin kurucusu, Başkomutan Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ü boşuna saygı, sevgi, minnet ve özlemle anmıyoruz.
Fakaat,
ATA’mızın bize öğretemediği tek şey olan ‘Uşak’lık, gelin görün ki günümüzde nasıl da kabuk değiştirdi.
***
Ağlanacak halimize gülmeyi, ezik büzük yokluk içinde boğuşurken, ‘çok şükür!’ demeyi öğrettiler bize!
Maddi-manevi kayıplara karşı, ‘eyvallah!’ demeyi öğrettiler bize!
Unutmayı, unutulmayı öğrettiler bize!
Yalan dolanlara boş vaatlere, ‘hadi inşallah’ demeyi öğrettiler bize!
***
Başka, başka…
3 kuruş maaşla aile geçindirmeyi iyi, hem de çok iyi öğrettiler bize!
Pazardan eli boş dönmeye, ‘Olsun!’ demeyi öğrettiler bize!
Et tavuk balıkla değil, makarna çorba pilavla karnımızı doyurmayı öğrettiler bize!
Evlatlarımızı okula aç susuz, parasız pulsuz göndermeyi öğrettiler bize!
İşsiz güçsüz, boş beleş yaşamayı, kadınlara-kızlara şiddet uygulamayı öğrettiler bize!
Sabah işe aç gitmeyi, ‘Az daha vakit geçsin, öğle yemeğiyle doyarım!’ demeyi öğrettiler bize!
Olmayan parayla; faturaları ödemeyi, kirayı denkleştirmeyi!
Hastayken doktora gitmemeyi, ‘Nasıl olsa geçer!’ demeyi de öğrettiler bize!
Elin adamı zevki sefa içinde yaşarken, arkasından mendil sallamayı öğrettiler bize!
Hak ettiği işi arkası sağlamlara kaptırmaya gık çıkarmamayı, ‘nasip kısmet’ deyip, hak aramamayı öğrettiler bize!
***
Bitti mi?
Bitmedi…
Sıcak havalarda pişmeyi, soğuklarda donmayı iyi öğrettiler bize!
Milletin gözünün içine baka, baka yalan söyleyenlere yetki vermeyi öğrettiler bize!
Liyakatsiz, kişiliksiz, yalaka, beceriksiz, eğitimsiz kişilere sorumluluk vermeyi öğrettiler bize!
Misafir ağırlamayı, onları başımıza bela etmeyi çok ama çok iyi öğrettiler bize!
Bunların hepsini öğrettiler öğretmesine de,
Hâlâ biz; “Bilmemek Ayıp Değil Öğrenmemek Ayıp!”mı diyoruz acaba?
Bakın bunu öğretmediler işte…
Merak etmeyiniz, yakında bunu da öğretirler!
Haksız mıyım?