Adana, Türkiye genelinde boğulma vakalarının en çok yaşandığı illerin başında geliyor.

Bu vahim tablo, ne yazık ki her geçtiğimiz yıl katlanarak artıyor.

Gerek emniyet güçleri, gerek belediyeler, gerek Devlet Su İşleri, gerekse sivil toplum örgütleri boğulmaların önüne geçebilmek için çalışmalar yapıyor.

Önlemler alınıyor, uyarılarda bulunuyorlar.

Ama yetersiz, hem de çok yetersiz.

Çünkü tüm önlemlere ve uyarılara rağmen, boğulmaların önüne bir türlü geçilemiyor.

Geçtiğimiz yıl, ondan önceki yıllarda yaşanan boğulma vakalarının istatistikleri ile canınızı sıkmayı düşünmüyorum.

Ama sayı oldukça fazla, bunu bilesiniz.

İlk bölümü, “Boğulmalara karşı naçizane önerilerim” olacak diye kapatmıştım.

Şimdi gelelim o naçizane önerilere…

***

Yakın geçmişte Büyükşehir Belediyesi ve bazı ilçe belediyeleri, okulların bahçelerine portatif yüzme havuzları kurdu.

Çocuklar bu sayede yüzme öğrendi.

Yüzme kurslarında binlerce çocuğumuz ve gencimiz hem eğlenip, hem yüzme öğrenirken, yetkililer de en azından vicdanen görevlerini kısmen yerine getirmenin huzuruna erişmişti.

Peki, ne oldu da yüzme kursları kalktı?

Bu önemli ve hayati konuda Milli Eğitim Bakanlığı’mıza da görev düşüyor bence.

Mesela; Çocuklarımızı, gençlerimizi bilinçlendirmek için okullarda yüzme kursları verilebilir.

Beden eğitimi derslerinde futbol, basketbol, voleybol, hentbol gibi dersler verilirken, yüzme dersleri de olabilir.

Yüzme dersi özel okullarda var tabii,

Peki, kaçımız evlatlarımızı özel okullara gönderebiliyoruz!

İşte tam da bu noktada Milli Eğitim Bakanlığımız, okullara yüzme derslerini müfredata ekleyebilir.

Yoksa çok mu zor, çok mu maliyetli?

Hiçte değil…

***

Adana gibi boğulma vakalarının çok olduğu illerde, okullarda yüzme dersleri verilmeli.

Ben inanıyorum ki koskoca Türkiye’de bunun altından kalkacak hem altyapı, hem de kaynak vardır.

Gereksiz olan her şeye kaynak bulunabiliyor, bu hayati meselenin üstüne hassasiyetle gidilirse, muhakkak bir kaynak bulunur.

Ne kendiniz, ne de benim için…

Çocuklarımız ve gençlerimiz için bence bir düşünün derim.