Milli Emlak adında bir kurum var...

Bu kurum ne iş yapar?

Neye yarar?

Yararının oranı nedir?

O oranın "oranlı" ya da "oransız" olduğunu kim ORAN'layabilir?

Hükme varması gereken beylere "hükümsüzdür" demeyi kim telkin eder?

Neden eder?

Amaçlanan nedir?

Bu soruları çoğaltarak, kamyon kasasına doldurup, Milli Emlak adındaki kurumun en tepe noktalarındaki zatlara yollamak mümkün...

Bendeniz, bugün "kasalı kamyon" bulur, parasını da denkleştirebilirsem;

O'nu yapacagım...

.......

Karataş, Adana'ya en yakın sahil ilçesi... Damaklarda tat bırakan lezzetli balığı, denizi ile ünlü... Saygılı, sevecen, nezaketli insanları ile namlı, şirinmi şirin, güzel mi güzel...

Sözünü ettiğim ilçenin "sahil şeridi" dünyada çok az yerde görülebilecek değer taşır benim gözümde...

-Güzellikse güzellik,

-Özellikse özellik,

-Bakirlikse bakirlik,

-Uzunluksa uzunluk,

-Kumsalda kumsal,

-Kumsa kum,

-Denizde deniz...

Ne ararsanız ziyadesiyle mevcut Karataş'ta...

Bu kadar VAR arasında, Milli Emlak diye bildiğimiz kurumun inatla ve ısrarla VAR'ı, YOK olarak görmesi, gördüğünü(!) TERSO'dan okuma anlayışını "anlamak, algılamak, kabul etmek" gerçekten mümkün değil.

.......

Mesele şu;

Dünyanın en güzel, en özel, en değerli sahil şeridini oluşturup, Akyatan Dalyanı'ndan başlayarak, Harb-İş Plajı'ndan geçen güzergah, Milli Emlak Kurumu'na bağlı... Harb-İş Plajı, "sahipsizlikten ve sorumsuz davranışlardan" dolayı, yaz ayına girmeye "ramak kala," günü kurtarma edebiyatları yapıp, aslında sadece kendilerini kurtarmak isteyen bazı çapsızlara "teslim olmuş" durumda...

Milli Emlak, Büyükşehir ve Karataş Belediyeleriyle bir protokol yapıp, Harb-İş Plajı'nı bu belediyelere verir, olur biter... Bakın görün o zaman Harb-İş "cennet bahçesi'ne" dönüşüyor mu, dönüşmüyor mu...

Sorunun iç yüzünü bilmeyenler haklı olarak, Karataş Belediyesi'ni suçluyor ve bu rezalete son vermesini bekliyor... Oysaki, sorunun "ana kaynağı" baştan sona Milli Emlak'tır.

........

Yaşanan bu sıkıntı için  "sözde toplantılar" yapılır, 6666 kere toplanılır...

Sonuç;

"Sıfıra sıfır, elde var Milli Emlak."

"Biz yapalım" denir;

-İzin verilmez.

"Buyurun siz yapın" denir;

-O ses duyulmaz.

"Büyükşehir ve Karataş Belediyesi olarak, birleşip yapalım" haberleri yollanır;

-Dönüş olmaz.

Zeydan Karalar, 8888 defa, "Bize verin, tek başımıza biz yapalım, Harb-İş Plajı'nı Karataş'a yakışır hale dönüştürelim" yazıları postalar;

Kaale alan olmaz.

İşte böylesi "kof bir zihniyetin" oluşturdugu "sorun" maalesef bugün içinden çıkılması asla mümkün olmayan sıkıntılara sebebiyet veriyor.

-Olan kime oluyor?

-Karataş'a,

-Başka kime?

-Karataşlılara,

-Daha kime?

-Karataş'ı, kendi evleri, Karataşlıları da kardeşleri gibi gören Adanalılara.!

........

Bu noktada, Milli Emlak yöneticilerine şu soruyu sormak isterim;

"Sizin amacınız üzüm yemek mi, bağcı dövmek mi? Üzüm yemekse, bagcı'ya yaptığınız bu eziyet neyin nesidir? Maksadınız bağcıyı korumaksa, O'nun size yolladığı yazılara neden cevap vermezsiniz?

Kusura kalmayın amma, ben ve benim gibi düşünenler, maksadınızın HEM BAĞCIYI DÖVÜP, HEM ÜZÜMÜ YEMEK OLDUĞUNA İNANIYORUZ."

"Yok" deyin, "olurmu canım öyle şey" şekvalarına yatın;

"BELGELERLE KONUŞAYIM."

Ancak o vakit sizlere yollanan 8888 yazıya cevap verirsiniz...

"Anladığım BU, anlaşılan da BU."