Kıskançlık genellikle kişilerde acı, korku, öfke, üzüntü, haset, keder, küçük düşme, hiddet, nefret, tedirginlik, kendini suçlama, utanç, mahcubiyet, hayal kırıklığı, güvensizlik, kendine acıma, çaresizlik, rakiple kendini kıyaslama, talihsizlik hissi gibi birçok olumsuz duyguyu uyandırmaktadır. Bu durumda yaşanan duyguları tasnif edecek olursak;
- Nefret, iğrenme, kızgınlık, hiddet gibi duyguları içeren “öfke”;
- Kaygı, endişe ve üzüntüyü barındıran “korku”;
- Depresyon ve çaresizliği kapsayan “keder”;
- Kırgınlık ve çekememezliği içeren “haset”;
- Şehvet ve arzuyu barındıran “cinsel uyarım”;
- Pişmanlık ve utanma gibi duyguların yer aldığı “suçluluk”
Bu bilimsel ve duygusal sonuçların yanında kimi zaman kişilerin normalde yapmayacakları davranışlar sergilemelerine neden olmaktadır. Eşe yönelik istismar edici ve şiddet içeren davranışlar, intihar ya da cinayete kadar varan sonuçlar doğurabilmektedir.
Kıskançlık çiftlerin cinsel yaşamı üzerinde de olumsuz etkiler yaratmakta ve çiftler arasındaki uyumsuzluk, cinsel işlev bozuklukları gibi sorunların ortaya çıkışında rol oynamaktadır.
***
Şu ana kadar yazdıklarım daha önce de belirttiğim üzere alanlarında uzman olan doktorların görüşleri veya teşhisleriydi. Kıskançlığı çağımızın hastalığı olarak görüyor uzmanlar. Gerçekten de öyle mi? İnsanoğlunun baş edemeyeceği kadar kudretli bir duygu mudur kıskançlık? Çevremizde, ailemizde, iş yerimizde, hiç tanımadığınız biri bile kıskançlık içgüdüsüyle bilmeden kişinin düşmanı olabiliyor. Kıskançlık adı altında yaşanan olaylar bazen tüyler ürpertici oluyor. Mutlu-mesut aileyi darmadağın etmekten, sevdiğini elde edememe veya karşılıksız sevgi uğruna yaşanan kabus gibi olaylar. Kıskançlık uğruna eşinden-işinden, evinden-yurdundan, kariyerlerinden, hatta yaşadığı şehirden olanlar hiç de azımsanmayacak kadar çok. Yaşadıkları acı ve kedere, içinde bulunmuş olduğu psikolojik hallere, kaygı, endişe, hasetlik, öfke ve üzüntüyü barındıran “korku” hislerine kapılıp, dinimizce çok büyük günah sayılan ‘Büyü’ yollarına bile başvuran maalesef çok insan var.
***
Kıskançlık neresinden bakarsanız bakın yıpratıcı yönü olan bir duygu. Sürekli hale geldiğinde neredeyse ilişkileri çıkmaza sokuyor, hatta bitmesine neden oluyor. Aslında kıskançlık doğrudan doğruya kişinin kendisine güven duygusuyla ilişkili bir durumdur. Kendisine güven duygusu olan birey bir başka insanı kıskanmaz. Hem bireysel farklılıklar olduğunun bilincindedir, hem de kıskanmanın hiçbir getirisi olmadığını bilir. Hiç kimse güven duymadığı veya kendisine güven duymayan biriyle hayatını sürdürmek istemez. Ve ilişkiler birbirini çok sevdiği için değil, birbirini sevgi adı altında çok kıskandığı ve kısıtladığı için biter. Kıskançlık asla doğru sonuçları olan bir duygu değildir. Doğrudan doğruya kişisel öz güven, yeterlilik ve kendine saygı ile ilgilidir. Kıskançlık, yazımın başlığında da dediğim gibi ‘İnsanoğlunun en büyük zaafı’. Bu zaaftan kurtulmanın bana göre tek yolu; Sağlam karakter ve özgüvendir. Unutmayalım; Aslında sadece ve sadece tek bir kişiyle rekabet halindeyiz, kendimizle...