Malcolm X, Elijah Muhammed’in kurduğu “İslam Milleti” anlamına gelen ‘Nation of Islam’ Hareketine katıldı. Enerjisi ve harekete bağlılığıyla dikkat çekti ve teşkilat içinde Elijah Muhammed’in sağ kolu haline geldi. Bu tarihten itibaren davasının isimsiz bir hizmetkârı olduğunu simgeleyen ‘X’ soyadını kullanmaya başlayan Malcolm X, şeytan diye tanımlanan beyaz adamdan kurtulmayı amaçlayan, sözünü sakınmayan, korkusuz, ateşli bir konuşmacı olarak siyahileri harekete geçirmeye çalıştı. ‘Nation of Islam’ adına televizyon ve radyo programlarına katılan, köşe yazıları yazan, büyük kitlelere hitap eden Malcolm X sayesinde hareketin 1952’de 500 olan üye sayısı, kısa sürede on binlerce kişiye ulaştı. Hatta ünlü boks şampiyonu Muhammed Ali’yi de bu topluluğa katılmaya ikna etti.

***

Ancak Malcolm X ile Elijah Muhammed arasındaki sıcak ilişki, sonraki yıllarda giderek bozulmaya başlamıştı. Malcolm X, Elijah Muhammed’in aynı beyazlar gibi siyahi ırkçılığı yapan, yani eşitliği savunmayan ve İslam’la ilgisi olmayan biri olduğunun farkına varmıştı. Bu dönemde Mısır ve bazı Afrika ülkelerini ziyaret eden, ardından Hac vazifesini yerine getirmek için Mekke’ye giden Malcolm X, burada dünyanın her tarafından gelen farklı ırklardan Müslümanlarla tanıştı ve ırk ayrımına dayanmayan bir din anlayışına ulaşarak siyahi milliyetçiliğinden tamamen sıyrıldı.

Kutsal topraklarda farklı ırk ve renklerdeki insanların gösterdiği kardeşlik ruhu, konuk severlik ve cana yakınlık karşısında adeta büyülenmişti. Beyaz insanlar da onunla birlikte ibadet ediyor, aynı Allah’a inanıyor, ona insanca selam veriyor, onunla kucaklaşıyorlardı.

Malcolm bu duruma o kadar şaşırmıştı ki, eşine gönderdiği mektupta hayretini şöyle dile getiriyordu;

“Betty, bu sözlerime belki şaşıracaksın.

Ama gözleri mavi, saçları sarı, tenleri bembeyaz olan Müslüman kardeşlerimle aynı bardaktan su içtim, aynı kaptan yemek yedim.

Biz, hepimiz kardeşiz.

Rengimiz ya da ırkımız ne olursa olsun, hepimizin insanız ve aynı Allah’a inanıyoruz.”

Malcolm X, Mekke’den arınmış, rahatlamış ve gerçeği bularak aydınlanmış bir şekilde Amerika’ya döndü. İçindeki beyaz nefreti artık yerini hakiki Müslümanlığa bırakmış, Amerika’daki ırk probleminin ancak ırkçılığı tamamen ortadan kaldıran İslam’ın tam olarak anlaşılması şartıyla çözülebileceğine inanmıştır. Ülkesine döner dönmez yaptığı bir basın açıklamasıyla Nation of Islam örgütünden ayrıldığını ve ismini de Malik El-Şahbaz olarak değiştirdiğini açıkladı. Nation of Islam’ örgütünden ayrıldıktan sonra 1964 yılında Müslüman Camii adıyla yeni bir organizasyon kurdu.

***

Daha önceki dönemlerde beyazlardan çeşitli tehditler alan Malcolm X, bu gelişmelerden sonra artık eski örgütünde de ölüm tehditleri almaya başlamıştı. 15 Şubat 1965 günü, eşi ve 4 kızıyla yaşadığı New York’taki evi bombalandı. Olayda şans eseri kimse yara almadı. Fakat bu olaydan 6 gün sonra 21 Şubat 1965’te, Malcolm X Harlem’deki bir salonda konuşma yaptığı sırada yanına yaklaşan 3 kişinin silahından çıkan 15 kurşunun hedefi oldu. Hastaneye kaldırılan Malcolm X kurtarılamayarak 39 yaşında hayata veda etti.

Malcolm X’e düzenlenen suikast hala gizemini korusa da, Nation of Islam üyesi 3 kişi cinayet suçundan mahkûm edildi. Suikastın arkasında hayatının son döneminde Malcolm X’i sıkı takip altında tutan FBI’ın olduğuna dair iddialar da ortaya atıldı. Malcolm X’in zorluklar ve mücadeleyle dolu hayatı, hem de düşünceleri, yaşamını yitirmesinden sonra da birçok insana ilham kaynağı oldu.