2025-2026 Eğitim-Öğretim Dönemi nihayet başladı. Nihayet diyorum, çünkü öğrencilerin yaz tatili boyunca keyfi davranışları ortadan kalktı. Sabahlara kadar uyumamak, akşama kadar kalkmamak, odalarından çıkmamak bitti.

Üzgünüm sevgili öğrenciler; Lale Devri bitti! Şimdi ders zamanı…

Okullar açılmasına açıldı, ebeveynler çocuklarının miskinliklerinden, haylazlıklarından, sorumsuzluklarından kurtuldu. Kurtuldu da, tabii madalyonun öteki yüzü var.

Nedir bu madalyonun öteki yüzü?

Hadi hep birlikte göz atalım…

***

Türkiye'de çocuk okutmak, her zamankinden daha büyük bir fedakârlık gerektiriyor. Eskiden eğitim, geleceğe atılan sağlam bir adımdı; bugün ise aile bütçelerinde büyük bir delik açan, çoğu zaman altından kalkılması zor bir yük haline geldi. "Bu pahalılıkta gel de okut!" serzenişi, ne yazık ki içinde bulunduğumuz ekonomik gerçeklerin en acımasız özetlerinden biri.

Eğitim masrafları, sadece okul harçlarından ibaret değil. Özel okullara giden öğrenciler için astronomik rakamlar söz konusuyken, devlet okulları da sanıldığı kadar "bedava" değil. Kırtasiye giderleri, üniforma ücretleri, kitaplar, yardımcı kaynaklar, test kitapları... Her yıl Eylül ayında velilerin karşısına çıkan bu kalemler, maaşın önemli bir kısmını tek seferde alıp götürüyor.

Ancak meselenin özü sadece maddi yükümlülükler değil. Okul servis ücretleri, kurslar, özel dersler, hatta çocuğun sosyalleşmesi için gereken etkinlikler bile ailenin belini büküyor. Çocuğunun geleceği için en iyi eğitimi almasını isteyen bir ebeveyn, çoğu zaman kendi ihtiyaçlarından, hobilerinden, hatta sosyal yaşamından fedakârlık etmek zorunda kalıyor. Akşam eve döndüğünde, yorgun bir bedenle, gün boyu düşündüğü tek şeyin çocuğunun okul taksitleri veya bir sonraki sınıfın masrafları olması, bu fedakârlığın en somut göstergesi.

Peki, bu döngüden çıkış yolu var mı?

Devletin eğitimdeki mali yükü hafifletmesi, daha erişilebilir ve kaliteli devlet okulları sunması ilk akla gelen çözümlerden. Bunun yanında, ailelerin bilinçli tüketim alışkanlıkları edinmesi ve çocukların da bu sürece dâhil edilmesi son derece önemli. İkinci el kitap ve kırtasiye kullanımı, gereksiz harcamalardan kaçınmak, bütçeye küçük de olsa nefes aldırabilir.

***

Eğitim, bir lüks değil, her çocuğun hakkıdır. Ancak ekonomik koşullar bu hakkın kullanımını zorlaştırdığında, toplumun tüm kesimlerinin bu sorun üzerine düşünmesi gerekiyor. Çünkü iyi eğitimli bir nesil sadece o ailenin değil, tüm ülkenin geleceğidir.

Unutmamalıyız ki; Geleceğe yapılan yatırım, ne kadar zor olsa da, değerini yitirmeyen tek yatırımdır.