Bir vidayı sıkmak için usta arayan da, bir tuşa basmak için bilirkişinin yardıma muhtaç olan da var. 3 kuruşluk basit bir tamir için, elin adamına tonlarca para ödeyen de, sağlam olan ama bozuk bilinen eşyayı pencereden atan da var..!
Bu; tembel ve beceriksiz olduğumuz anlamına mı geliyor? Tartışılır…
Maalesef birçok yerde liyakatiz yönetici ve çalışana rastlarız. Çok basit bir işi dahi saatlerce, günlerce, hatta haftalarca çözemeyen beceriksiz ve bilgisizlerle dolu güzelim memleket. Hısım akraba torpille işe alınıp, eğitim verilmeden yetki verilirse ne olacak?
Ee, ne olacak, hemen üstte yazdıklarım olacak!
Velhasıl; ne işçi, ne kalfa, ne de bir usta yetişmiyor, yetiştiremiyoruz.
Özellikle yeni nesil denilen Z Kuşağı’nın tembelliğini, uyuşukluğunu, vurdumduymazlığını düşünecek olursak işin içinden çıkamayız!
Oysaki zamanında ne ustalarımız yetişmiş.
Hikâyeleri dilden dile dolaşan hünerli, zeki, çalışkan ustalarımız da olmuş elbet.
İşte onlardan biri; Mennan Usta..
***
Gaziantep’e bir Fransız gelir…
Tekstilcilere akıl verir; “Makineleriniz yetersiz… Yenileyin, dünya pazarı sizin olsun.” En iyi makinelerin Fransa’da olduğunu söyler… Kendi mallarını pazarlar.
Dinleyenler arasında bir usta vardır. Kendine özgü lehçesiyle… “Bu adam ne diy?”der.
Kafaya takar, makinenin resmine bakar. Demiri eritir, çeliği büker, vidasını, motorunu koyar... Fransızların 3 milyon Euro’ya satacağı makineyi, 50 bin liraya üretir.
Yerli piyasaya sunduğu yetmez, Brezilya’ya kadar çeşitli ülkelere yaptığı makineleri gönderir. Bu usta, Mennan Aksoy’dur. Diplomasız dahi!
Yoksulluktan okuyamamıştır. İlkokulu 9 yılda bitirmiş, bir daha eğitim görmemiştir. Allah vergisi öyle bir akıl ve beceriye sahiptir ki… Makineyi bir görsün, ertesi gün atölyesinde yapımı başlanmıştır.
Bu nedenle…
Uluslararası makine, teçhizat fuarlarına girişi yasaklanmıştır. Mühendislerin, aylarca çalışarak tasarladığı makineleri, tek başına yapmaktadır. El emeği ve tümü yerli malzemeyle…
İster ki… Yerli sermaye gelişsin. Boşa döviz ödeyerek, kazıklanmayalım.
***
Mennan Usta, “Çeliğe hükmetmeyen, hiçbir şeye sahip çıkamaz” derdi. Öyle bir teknoloji üretti ki, yoğunluğu düşük triko üretti. Yazın serin, kışın sıcak tutan bir ürün. Dünya peşinde koştu, kapıştı.
TÜBİTAK ödüller verdi. ODTÜ, İTÜ gibi üniversitelerde hocalığı düşünüldü. Diploması yoktu! Tasarımını cebinde taşıdığı tebeşirle, yere çizerek anlatırdı. Aklına yetişmek mümkün değildi.
Gaziantep’te kanalizasyon atıkları büyük dertti. Çamuru, kokusu şehri bezdirmişti. Belediye yönetimi dünyayı dolaşır, çareler arar.
Mennan Usta, “Memleketteki ustalar öldü mü?” diye çıkışır. Okumuş gençleri de alır, yanına… “ Şöyle yapın, bu parçayı, şuraya takın” talimatıyla, kafasına göre sistemi kurar. Kanalizasyon çamuru alınır. Kurutulurken, enerji de üretilir. Çıkan küller de asfalta, çimentoya katkı maddesi konulur.
Bugün… Gaziantep’te her gün çıkan 160 ton çamurun bertaraf edilmesi Mennan Usta’nın eseridir.
***
Mennan Usta, 2015'te toprağa verildi.
Usta’nın son vasiyeti ise; “Gençler bilim ışığında yetiştirilsin. İmkânlar verilsin, önleri kesilmesin…” oldu.
Sağlıcakla kalın…