“Değişmek…” Yoğun anlamlı bir kelime… İnsanların huyları, davranışları, halleri, bakış açıları, giyim tarzları, fikirleri ve seçimleri değişir. Değişmek insanın elinde, vicdanında ve yaşam şartlarıyla kaynaklı olarak şekiller alabilir. Birçok yaşanmışlıklar bir insanın değişimin baş aktörü olur. Bir hastalık, bir kaza, iş değişimi, ev değişimi, ortam ve arkadaş değişikliği gibi sebepler de değişmek için önemli faktörlerdir. Tanıdık biri ile uzaktan, mesafeli görüşmek başka, o tanıdıkla beraber aynı iş ortamında çalışmak bambaşka oluyor kimi zaman. ‘Ben bu insanı daha önce böyle bilmiyordum‘söylemleri gelir akıllara. Bazı zamanlarda, ‘Sen böyle miydin, hiç fark etmemişim’ gibi tanımaya çalışma evreleri de bir insanın ne kadar değişik karakterde olduğunun belirtisidir. İşte böyle durumlarda kendi için olmasa da, karşısındaki insan için değişim süreçleri olabilir. Değişim rüzgarları yaşayan birey çevresine karşı daha anlayışlı, daha ılımlı, daha mülayim bir kişiliğe bürünür. Değişmek o kadar kolay değildir, lakin bir fikir beyanında bulunmak bile değişimin başlangıç noktası olarak görülebilir.
***
Mesela bir insanın seneler geçtikçe, yaşı ilerledikçe, daha doğrusu olgunlaştıkça değişimi gözle görünür. Olgunluk, olgun davranmak kimi insanlar için zor olabilir, ama aklı başında düşünüldüğünde aslında her insan için geçerli olur. Olgunluk bir insanın merhametinin, sabrının ve yardım etme duygusunun artmasını sağlar. İnsanlarla iletişiminin iyi olmasına ve kötü olan ilişkileri düzeltmesine yardımcı olur. Aklı başında olan bir insan, kendindeki değişimin hep iyi yönde olmasını ister. Bu gerçekleşme birçok şarta bağlıdır. Mesela ruhsal hastalıklar, sosyal çevre, aile, kişinin kendisi ve psikolojisi ile ilgilidir. İyileşme de bu dört faktörün gelişmesi, iyileşmesi, bir biçimde uygulaması ile ilgilidir. İyileşmenin olabilmesi için önce iyiliği istemek, değişime hazır olmak, bunların yanı sıra çalışmaya hazır olmak gerekir. Kısır döngülerden kurtulmak için önce gerçekten samimi, iyi bir arkadaşımız olmalı. Arkadaşlığı sürdürebilecek yeterliliğimiz ve sevgimiz olmalı.
Ne ilginçtir ki; “Sevgi” en güzel ilaçtır. İnsanları sevmek ve sevilmek bizleri kısır döngülerden kurtarabilir. Sevginin de bir olgunluk derecesi vardır ve önyargıları aynı derecede ortadan kaldırma gücüne sahiptir.
*** Kimi insan değişimine ev değişiminden, evinin eşyasından, arabasından veya işinden başlar. Aslında kendisinin bir değişim içinde olduğunun çok geç farkına varır. Tanıdıkları tarafından ‘Sana ne oldu böyle?’, ‘Eskiden böyle biri değildin!’ telkinleri gelene kadar o değişimin farkına varamaz. İntikam duygusu, hırs, kıskançlık, hasetlik vs gibi düşünceler de değişimin faktörleri arasına girebilir.
***
Toplumun değişmesini, çevresinin değişmesini, ailesinin değişmesini, sevdiğinin değişmesini beklemektense kendi içinde kopan fırtınadan baz alarak değişimi yaşamak gerekir. Yani; Değişiklik yapmak isteyen biri önce kendinden başlamalı. Hal ve hareketlerinde ne kadar hatalı davrandığını, ne kadar zorbalık yaptığını, karşısındaki insanı ne kadar kırıp-incittiğini iyi düşünmeli. Aksi takdirde ‘Ben değiştim’ demekle olmuyor, olmaz da…