Kentin 1920'lerde ilk ışıklandırılan caddesi olma özelliğine sahip Ali Münif Yeğenağa Caddesi’nde bulunan Vakıflar Sarayı, Büyüksaat Kulesi, Yağ Camii, Çarşı Hamamı, Kazancılar Çarşısı’nın da yer aldığı ve Adana’nın en işlek çarşısı olma özelliği taşıyan, 60 yıllık geçmişe sahip Vakıflar Sarayı birçok esnafı bünyesinde barındırıyordu. …Ve o güzelim tarihi bina maalesef yıkıldı!

Bu kısa bilgiden sonra yazıma kaldığım yerden devam edeyim isterseniz.

Bu son bölüm biraz haber tadında olacak, ama yazının içeriği de tam da burada ortaya çıkıyor.

Mağdur olan 94 esnafın sözcüsü olarak üç kişiyle yapmış olduğum röportajdan kısa spotlar, konunun daha iyi anlaşılması adına daha iyi olacağı kanaatimdeyim.

Sohbet ettiğim moda evi sahibi bir ablamız, olan biteni en başından itibaren gözyaşlarıyla ayrıntısına kadar anlattı.

***

İşte o röportaj;

Depremin yıkamadığını binayı kendilerinin de yıkamadığını söyleyerek sözlerine başlayan

Vakıflar Sarayı esnafı Çiğdem Tekbulut, “Vakıflar Sarayı’nda 35 yıllık esnaftım, bu tarihi binada toplam 94 esnaf ekmek yiyordu. Hepimizi sorgusuz, sualsiz bir anda kapı dışarı ettiler. İlk kepçeyi depremden 1 gün önce, 5 Şubat’ta vurdular. Bize, ‘Bu bina depreme dayanaklı değil, o yüzden yıkım kararı çıktı’ dediler. Ama o kadar sağlam bina ki, depremden zerre etkilenmediğini hepimiz gördük. Bu tarihi binayı günlerdir yıkmaya çalışıyorlar. Depremin yıkmadığı binayı, kendileri de yıkamıyor! Artık gerisini siz düşünün. Yazık oldu!” diye dert yandı.

HEM MAĞDUR, HEM DE İŞGALCİ OLDUK!

Çiğdem abla konuşmasına şöyle devam etti; Vakıflar Sarayı’nda 35 yıldır esnafım. Dile kolay; 35 yıl… Vergilerimi, kiramı zamanında ödüyordum. 2021 yılının Aralık ayında sözleşmemizi tek taraflı fesh ettiler. Ancak bu fesih olayından bizim sonradan haberimiz oldu. Her ayın 5’inde banka aracıyla kiramızı öder, dekontumuzu alırdık. En son kiramı ödemeye gittiğimde sistem kapalı dendi ve ödeme yapamadım. Bu 4 ay boyunca böyle devam etti. Sonra bize bir ihtarname geldi ve buna göre biz burayı işgal ediyormuşuz. İş yerlerimizi apar topar boşaltmak zorunda kaldık. Anlayacağız şu an biz hem mağdur, hem de işgalci durumundayız. Bunca esnaf aç ve açıkta. Ne olur yetkililerimiz sesimizi duysun. Çok zor durumdayız” derken gözünden akan yaşlar, ne kadar çaresiz ve yardıma muhtaç olduğunun kanıtıydı.

GÖZ GÖRE, GÖRE BİR TARİH YIKILIYOR!

Yine Vakıflar Sarayı’nda 40 yılı aşkın süredir esnaflık yaptığını, tıpkı 94 esnaf gibi mağdur ve zor durumda olduğunu söyleyen moda evi sahibi Arife Hınız ablamız da; “Yıkım sürecini tüm esnaf yakından takip ettik. Avukata başvurduk, ama avukat bey bize, ‘Kazanamayacağım davayı kabul edemem. Çünkü çok geç kalınmış ve süreç hızlı ilerlemiş. Şu anda yasal bir hakkınız bulunmuyor. O yüzden hiçbir şey yapamayız’ dedi ve son ümidimiz de boşa gitti. Hepsinden öte Vakıflar Sarayı, Adana’nın tarihi bir dokusuydu. Göz göre, göre bir tarihi yıkıyorlar. Bu yüzden içimiz yanıyor. Ama olan oldu, en azından yetkililerimizden yeni yapılacak yere yıllardır oranın esnafı olarak öncelik istiyoruz. Bu bizim hakkımız” diye konuştu.

Konuştu ama ellerinin titremesi ve hüzün dolu bakışları resmen yüreğimi sızlattı. Sonunda da ekledi; “Bir siz sesimizi duyuruyorsunuz. Allah senden razı olsun evladım. Bu haber sayesinde belki birileri sesimizi duyar” diyerek naçizane memnuniyeti ve minnetleriyle uğurladı beni.

YIKIM NEDENİYLE DÜKKÂNLARIMIZ ZARAR GÖRDÜ!

Sadece Vakıflar Sarayı’nın esnafı değil ebet. Binanın yanında da onlarca esnaf var ve doğal olarak onlar da bu duruma çok öfkeli, bir o kadar da şikâyetçi. Binanın hemen yanında bijuteri-parmüferi ve bay-bayan çamaşırları satan 25 yıllık esnaf Mehmet Turhan Erir ise; “Vakıflar Sarayı sadece Adanalının değil, şehir dışından, hatta ülke dışından gelenlerin uğrak yeriydi. Tarih kokan, Adana’nın simgelerinden bir yapıydı. Yazık oldu bu tarihe. Yazık oldu bunca geçmişe. Yıkım işlemi başladığından beri her yer toz-toprak, göz gözü görmüyor. Molozlardan dükkânlarımızda maddi zarar gördü. İşlerimiz yüzde 90 düştü. Çünkü yıkımdan dolayı buraya kimse yaklaşamıyor. Ama her şeyden önce, bunca yıllık tarihi yerle bir ettiler. Adanalı için büyük bir kayıp oldu” ifadesini kullandı. Mehmet Turhan ağabey de ne kadar zor durumda olduklarını çaresizce anlattı.

***

Ne yapacağını şaşıran, zorla işyerlerinden ve işlerinden olan, elleri kolları bağlı esnaf; “Mağduruz, borçluyuz, hacizliyiz, işgalciyiz” diyerek başlarına gelenleri tek, tek anlattı. İşyerlerinden zoraki çıkarıldıklarına mı, tarihi binanın ranta kurban gitmesiyle bir tarihin yok olmasına mı yansınlar!

Kime gitsin, kimlerden medet umsun bu gariban esnaf?

Bari yerine yapılacak iş merkezinde o binanın esnaflarına öncelik tanısalar. En azından ayıplarını böyle örterler. Bakalım zaman ne gösterecek?