İbrahim  Ortaş, "beyin göçü" ile ilgili, emek mahsulü bir araştırma yollamış.

Okunmaya değer.

***

Türkiye'deki beyin göçü ve nitelikli insan kaybı sorunu artık ülkenin akademik ve entelektüel pınarını kurutulmuş, ülkeyi kalındıracak öğretmenleri, mühendisleri ve doktorları ülkeyi beyin göçüne gittiği için ülkenin sorunları çözülememektedir.

Ülkenin iyi eğitim almış gençlerinin yurtdışına yönelmesinin ardında ekonomik zorluklar, yetersiz maaşlar ve akademik özgürlük eksiklikleri yer alıyor. Aileler, çocuklarını eğitim için yurt dışına göndermek zorunda kalırken, bu durum Türkiye'nin emek verdiği insan kaynağının başka ülkeler tarafından bedelsiz bir şekilde kazanılması anlamına geliyor.

Genelde kendine yurtdışında gelecek arayan gençlerin en temel özellikleri, soyut düşünme yeteneği olan sorgulama, olaylara eleştirel gözle bakabilme becerisini kazanmış, yaşadığı topluma ve dünyayı, tarih ve kültürel değerleri anlamış, farkındalığı yüksek, düşüncelerini özgürce ifade edebilen, insani duyguları gelişmiş, farklı düşüncelere saygılı, bir kaç dil bilen, yazma ve kendini ifade etme becerileri gelişmiş, tek başına ve birlikte çalışma yeteneğine sahip insanlardır.

Ülkenin ve üniversitelerin bu denli çok yönlü ve evrensel değeri kazanmış analiz etme beceri ve yetkinliğe sahip gençleri öğrenme süresinde fark edip ülkede tutmak için ortam yaratma projesi ve amacı olması gerekir. Bu arada üniversitelilerde istihdam edilecek çok sayıda yetenekli bilim insanı adayları üniversiteleri tercih etmedikleri görülmektedir.

Bu durum, Türkiye'nin bilimsel kapasitesini zayıflatmakta ve gelecekteki yenilikçi projelerin önünü tıkamaktadır. Üniversiteler, gençlerin potansiyellerini burada değerlendirebileceği ortamlar yaratmak zorundadır. Bunun için hükümetin ve üniversitelerin işbirliğiyle, liyakat ve özgürlüğe dayalı bir sistem kurulması gerekmektedir.

Sonuç olarak, üniversitelerdeki sorunlar yalnızca eğitimle ilgili değildir.

Halen üniversitelerin elinden olan kendi kadrolarını oluşturmada, siyasi kaygıların ötesinde nitelikli potansiyel araştırma yapacak gençleri havuzlarına kazandırmalıdırlar.

 Üniversite üst yönetim, senatolar, fakülteler öğretim üyeleri, görevlileri ve öğrenciler nasıl daha iyi üniversite ortamı oluşturabiliriz, nasıl daha iyi eğitim görmüş öğrencileri üniversiteye kazandırırız ve bunların ülkenin gelişiminde nasıl değerlendiririz-i planlayan, konuşan ve hedef koyan bir anlayışa sahip olunması gerekir. Üniversitenin en üst düzeyde bilime, akademik bilinç ve entelektüel yapıya sahip özelliği nedeniyle kendine has özerkliği ve özgürlüğüne saygı duyup ülkenin gelişimine katkı sunması beklenilmeli.

 Ülkemizin yetiştirdiği yetenekli, iyi yetişmiş İnsan Gücü, Beyin Göçüne gitmektedir

Bir üniversite hocamızın doktor çocukları ülkemizin en iyi üniversitesinde tıp fakültesini başarıyla bitirip ihtisasını tamamladıktan sonra yurt dışından aldığı iş teklifi ile ülkemizi terk ettiler.

Çocuklarının başarısından gurur duyan aile, bu başarıyı kutlayan birçok saygın hocadan da methiyeler aldı.

Sosyal medyada yapılan güzellemelerde kendilerine iyi bir gelecek yarattıkları, iyi bir yaşam alanı buldu anlamında ifadelerdir.

Gerçekten derinlemesine analiz edilmeden ancak iyi niyetle yazılmış ifadeleri gerçekten üzücü.

Yine yakın geçmişte bir arkadaşımın oğlu, gelini, kızı ve damadı hepsi kısa süreli aralıklarla Amerika'ya gittiler.

 Orada daha fazla çalışma fırsatı bulsalar da, asıl tercihlerinin öncelikle kendi ülkelerinde kendilerini rahatça ifade edebildikleri ve daha iyi şartlarda yaşam sürdürerek gerçekleştirdikleri bir ortamda çalışmak istediklerini belirttiler.

Çok etkilendim ve üzüldüm.

Her gün bu tür başarı hikâyelerini duyuyoruz, ancak bir yandan da soruyorum: "Neden bu kadar emekle yetiştirdiğimiz, ülkemizin vergileriyle pahalıya mal olmuş nitelikli insanları dışarıya gitmeye zorlayan bir mekanizma oluşturulmuyor?"

 Yetkililerden birçoğunun, "Bu gençler nerede, ne iş yapıyorlar?" sorusuna yanıt verebildiğine dair bir şey duymadım.

Diğer taraftan, bu gençler neden yurt dışına gidiyor?

Onlara nasıl sahip çıkabiliriz?

 Bu sorular, görünüşe göre hala gündemde olmayan bir konu.

Bu ilgisizlik ve çözümsüzlük ise çok ciddi bir sorundur.

Aileler, çocuklarını iyi bir üniversitede okutabilmek için her türlü fedakârlığı yapıyor.

Kıt olanaklarla tıp fakültelerine gönderdiler, yıllarca zorlu eğitim sürecine katıldılar.

Ancak, mezun olan bu gençler, eğitimlerini aldıkları, çok emek verdikleri ülkesine hizmet etmek yerine hiçbir emek ve masraf etmeden başka ülkelere elini kolunu sallayarak adeta o ülkelere altın tepside yetişmiş insan hediye ediyoruz.

Son yıllarda Avrupa’nın yaşlanan nüfusları yanında ihtiyaç duyduğu iyi eğitim görmüş nitelikli beceriler kazanmış yetişmiş insanı hiçbir maliyet ödemeden kapılarını açarak kendi hazinesine değer katmaktadırlar.  (Devam edecek)