Şimdi sizlere Reşit Galip Bey hakkında kısa bilgiler vereyim;

Reşit Galip Bey, okullarda sabahları okutulan ‘Andımızın’ yazarıdır. 1893’te Rodos’ta doğmuştur. Lise eğitimini İzmir’de tamamladı ve ardından İstanbul Tıbbiye Mektebi’ni bitirerek doktor oldu. Reşit Galip Bey, lise dönemlerinden itibaren çeşitli gazeteler çıkarmış ve yazılar yazmıştır. Henüz öğrenciyken Balkan Harbi’ne katıldı ve orada yaralandı. Ardından 1. Dünya Savaşı’na katılmak için gönüllü oldu. 1. Dünya Savaşı sırasında Çatalca’da ve Kafkas Cephesi’nde savaşan Reşit Galip Bey, Erzurum’da hastalanarak geri döndü. Okulunu ise 1917 yılında bitirdi. Mezun olduktan sonra fakültede asistan olarak çalıştı. 1919 yılında ise köy kalkınmasına hizmet amacıyla ‘Köycüler’ adlı bir cemiyet kurdu. Kurtuluş Savaşı yıllarındaysa Ankara’da Sağlık Bakanlığı bünyesinde çeşitli görevlerde bulundu. Ardından bir süre Mersin’de serbest hekimlik yaptı. 1923 yılında Mustafa Kemal’in Mersin ziyareti sırasında yapmış olduğu konuşmayla onu etkiledi ve iki yıl sonra Atatürk’ün önerisiyle milletvekilliğine aday gösterildi. İki dönem Aydın Milletvekilliği yapmıştır. Aynı zamanda Atatürk’ün isteğiyle serbest fırkaya girdi ve parti kapanmadan önce istifa etti. 1930’da Türk Ocaklarının, Türk Tarihi Tetkik Heyeti Üyeliğine seçildi. 1932 yılında Milli Eğitim Bakanı olarak atandı, ardından Türk Dil Kurumu’nun Başkanlığını üstlendi.

Birçok kişi Reşit Galip Bey’in adını 1933’de yazdığı ve aynı yıl 23 Nisan sabahı okuduğu Andımız ile tanıdı. Dünyanın sayılı müzeleri arasına giren ‘Anadolu Medeniyetler Müzesi’ onun bakanlığı döneminde tasarlanmıştır.

Galip Bey’in en büyük icraatlarından biriyse, İstanbul’daki “Darülfünun”u (Üniversite anlamında kullanılan bir sözcüktür), İstanbul Üniversitesi’ne dönüştürülmesi, yani üniversite reformudur. Temmuz 1933’te ise Milli Eğitim Bakanlığı görevinden sağlık sorunları nedeniyle istifa etmiştir. Galip Bey bakanlıktan ayrıldıktan sonra rahatsızlığının zatürreye dönüşmesi sonucu 5 Mart 1934 günü hayatını kaybetti.

***

1933 yılında Reşit Galip Bey tarafından yazılan Andımız şu şekildeydi;

Türk'üm, doğruyum, çalışkanım.

Yasam, küçüklerimi korumak, büyüklerimi saymak,

yurdumu, budunumu özümden çok sevmektir.

Ülküm, yükselmek, ileri gitmektir.

Varlığım Türk varlığına armağan olsun.

“NE MUTLU TÜRKÜM DİYENE!”…

***

1931 yılında Mustafa Kemal Atatürk ile Reşit Galip Bey arasında geçen sözlü bir diyalogu sizlerle paylaştım. Atatürk gibi bir lider karşısında kendi fikirlerini sunarken son derece cesur davranan Reşit Galip Bey’in, nasıl takdir kazandığını hep birlikte okuduk. Olayın yaşanmasından sadece birkaç ay sonra Reşit Galip Bey, Mustafa Kemal Atatürk tarafından Milli Eğitim Bakanı olarak atanmış. Vay be! Ata’mızın şu tevazusuna bir bakar mısınız?

İnsan ister-istemez şimdiki zamanla kıyaslıyor. Özellikle ülkemizde buna benzer bir olayın olması durumunda neler yaşanılabileceğini düşünüyorum da! Günümüzde siyasetçiler, bürokratlar, seçilmiş ve atanmışlar karşısında çoğu insanın el pençe divan dururken, zannetmiyorum ki böyle hadiseler meydana gelsin…

Sizce; Reşit Galip Bey gibi millet ve memleket meselelerini konuşurken bu kadar cesur konuşabilecek veya davranabilecek kaç kişi vardır? Bence hiç yoktur!

Unutmamak gerekir ki; Yazımın başkahramanı Reşit Galip Bey’den daha çok, Mustafa Kemal Atatürk’tür.

Çünkü o; Mustafa Kemal Atatürk… Dikkatinizi çekerim!

Kaynak: YouTube-Bildiğin Gibi Değil!