Geçtiğimiz Cumartesi (27 Ocak 2024) günü Oğuz Boyları Derneğinde çok önceleri başlattığımız ve zaman zaman zorunlu aralar verdiğimiz Orijinalinden Nutuk anlatımımıza devam ettik.

Daha önceleri de olduğu gibi hem katılım sayısı hem de katılımcıların pür dikkat bir biçimde anlatılanı dinlemesi ATATÜRK sevgisinin bu dönemde nasıl zirve yaptığının çok iyi bir göstergesi idi.

Son dönemlerde insanımızın Mustafa Kemal ATATÜRK’E olan bağlılığının en üst düzeye çıkmış olması gerçekten içeriye ve dışarıya karşı bir ders  niteliğindedir.

Mustafa Kemal ATATÜRK tarafından yazılan ve 1927 yılında TBMM kürsüsünden okuduğu NUTUK 500 adet Eski Alfabe yani Arap Alfabesi ile basılmıştır. Bende var olan ve Yeni Alfabeye de çevirdiğim ama henüz basılmamış olan bu Nutuk anlatımı devam edecektir.

Son anlatımdaki bazı önemli gördüğüm bölümleri bu yazımda ele alacağım.

Sivas Kongresi yapıldığı dönemlerde İstanbul Hükümeti, daha doğrusu Sadrazam Damad Ferid ile ilgili büyük bir  mücadele verilmektedir. Anadoluda ve Trakyada bulunan bütün Kuvayı Milliye taraftarı yetkililere verilen talimat ile İstanbul Hükümeti ile ilişki kesilmiştir. Bu duruma daha fazla dayanamayan Damad Ferid istifa etmiş ve 1919 Ekimi başlarında Ali Rıza Paşa Hükümeti kurulmuştur. Bu yeni hükümet içerisinde olan Harbiye Nazırı Cemal Paşa kendisini Kuvayı Milliyecilerin hükümetteki temsilcisi olarak ilan etmiştir. Aslında durumun Milliciler açısından öyle olmadığı bilindiği halde bir süre bu biçimde ilişkiler sürdürülmüştür. Bu ilişkilerin daha da ileri düzeye ulaşması için bir görüşme yapmak düşüncesi her iki taraf açısından ortaya atılmış ve gerçekleştirilmiştir. Amasya, görüşme yapmak için uygun bir yer olarak belirlenmiş ve 19 Ekim 1919 tarihinde Sivastan gelen Mustafa Kemal ve birkaç arkadaşı ile İstanbul Hükümeti adına gelen Bahriye Nazırı Salih Paşa ve diğer yetkililer Amasyada buluşmuşlardır.

Amasya görüşmelerinde ana konu Vahdettin göreve geldiğinde kapattığı Meclisi Mebusanın yeniden açılmasıdır. Meclisin açılmasını her iki taraf da istemektedir. Ancak İstanbul Hükümetinin hiçbir biçimde ödün vermeyi düşünmediği iki konu vardır.

1-   Meclis mutlaka İstanbulda olacaktır

2-   Mebus seçimlerine Milliciler, Milliyetçiler karışmayacaklardır. Yani Kuvayı Milliye taraftarları etkili olma girişiminde bulunmayacaklardır.

İkinci konu üzerinde biraz durmak gerekir diye düşünüyorum. Kuvayı Milliyecilerin, Milliyetçilerin mebus seçiminde çok etkin olmamalarını istemek ne demektir? Her şeyden önce Milliyetçilerin o dönemin coğrafyasında ne kadar etkin olduklarını, hatta çekinilecek kadar etkin olduklarını göstermez mi? Yeni Sadrazamın ve Dahiliye Nazırı (İçişleri Bakanı) Damat Şerif Paşanın biz bütün teşkilatlara ( İngiliz Muhipleri Cemiyeti dahil) aynı mesafedeyiz dediği bir ortamda Milliyetçiler ile özel görüşüp siz seçimlerde etkin rol almayın diye istekte bulunmak bir korkunun ifadesidir. Bu da Milliyetçilerin çok kısa bir zamanda ülkede Türk Milleti ile olan bağının nasıl güçlendiğini göstermektedir. Hem Milliyetçi kuvvacılara hem de onlara bu kadar sürede inanan Türk insanına yüz yıl sonra saygı ve minnetlerimi iletiyorum.

Görüşmelerdeki bir diğer ana konu Meclisin nerede açılacağı idi. Bu konuda İstanbul Hükümeti hiçbir biçimde ödün vermiyor ve tartışmasız, tereddütsüz İstanbulda açılması gerektiğini söylüyorlar idi. Mustafa Kemal ise mutlaka İstanbul dışında bir yerde açılması gerektiğini savunuyordu. Bu konuda Kolordu Komutanlarını da toplayıp birkaç gün süren görüş alışverişi bile yapılmıştı. Milliyetçiler arasında da İstanbulda açılabilir düşüncesinde olanlar vardı. Sonuçta bilindiği gibi İstanbulda açıldı. Açıldı ama Mustafa Kemal haklı çıktı. Çünkü, bu Meclis İstanbulda olursa işgal kuvvetleri tarafından çalıştırılmaz diye direttiği için orada istemiyordu. Nitekim iki ay bile sürmeden Meclisi Mebusan basıldı ve Milliyetçi Mebusların bir kısmı başta Rauf ORBAY olmak üzere Maltaya sürüldü.

Bu tarihi gerçeklerin içerisinde çok az bilinen ve kamuoyuna çok aktarılmamış bir konuyu, bir iddiayı burada kısaca anlatmak istiyorum.

İstanbulda açılacak bir Meclisin işgal güçleri tarafından basılıp kapatılacağını aylar öncesinden Mustafa Kemale haber veren kişi Berlinde yaşayan Talat Paşadır. Kendisinden bilgi almak üzere gelen İngiliz gazeteciye kendisine verilen istihbarat bilgisi nedeniyle tuzak kuran Talat Paşa, onun ağzından bu bilgiyi almıştır ve bunu da Mustafa Kemale iletmiştir.

Nutuk ile ilgili son anlatımımızdan çok kısa ve çok önemli bir özeti paylaşmayı uygun gördüm.