\n\n“Beş günlük dünyada ey Ademoğlu, incitme canı! diyen, gözleri bu dünyayı görmese de, gönlüyle deryaları kucaklayan büyük ozan, güzel insan Âşık Veysel Şatıroğlu’nun yürek burkan evlilik hikayesini anlatmaya çalışacağım.\nİlk eşi Esma Hanım, ailesinin baskısıyla pek istemese de gözleri görmeyen Veysel’le evlendirilir. Âşık Veysel ise eşini çok seviyordur, ancak bir gün onu bırakıp gideceğinin farkındadır. Esma Hanım bir başkasını sever ve bir gece sevdiğiyle buluşup, gizlice kaçar. Yayan bir şekilde uzun bir yolculuğuna çıkarlar. Ayak tabanları iyice şişen Esma Hanım’ın ayaklarını rahatsız eden bir şeyler vardır çorabının içinde ve o şey yürüdükçe daha da huzursuzluk vermeye başlar. Dinlenmek için bir yerde dururlar ve ayakkabısını çıkardığında ise…\nAnadolu insanının bilgeliğini, hoşgörüsünü ve tüm güzelliklerini ozanlığının içinde barındıran Âşık Veysel Şatıroğlu’nu gelin daha yakından tanıyıp, evlilik hikâyesinin diğer tüm detaylarına birlikte göz atalım. \n\n***\n“Güzelliğin on para etmez bu bendeki aşk olmasa”\n Âşık Veysel Şatıroğlu, 25 Ekim 1894 tarihinde Sivas’ın Şarkışla ilçesine bağlı Sivrialan Köyü’nde dünyaya geldi. O yıllarda çiçek hastalığı Sivas yöresinde iyiden iyiye yayılıyordu. Veysel henüz 7 yaşındaydı. Kardeşleriyle birlikte çiçek hastalığına yakalanan Veysel’in 2 kız kardeşi bu hastalıktan ölmüştü. Kendisinin de sol gözü bu hastalıktan dolayı kör olmuştu. Sağ gözü ise ışığı çok az seçiyordu, ama o da bir kazaya kurban gitmişti. Bir gün babası inek sağarken Veysel yanına gitmiş, ansızın dönüverince babasının elindeki değnek sağ gözüne girmiş, gözü hemen oracıkta akmıştı. Aile üyeleri bu yaşananlara çok üzülmüşlerdi. Veysel’in babası ona dertlerini unutsun, kafasını dağıtsın diye bir saz almıştı. Halk Ozanlarının meşhur şiirlerini ezberletip, okutarak oğlunu avutmaya çalışıyordu. Bu şekilde âşıklığa merak salmaya başlayan Veysel, zamanla âşıklık geleneğinin gerekliklerini öğrenmeye başlamıştı. Ömrü hep dertlerle geçen Âşık Veysel’in, birde hazin bir evlilik hikâyesi vardı. Belki de bu evlilik ona gökyüzünü, ağaçları ve kuşları görememesi kadar acı vermişti ki, hepimizin hafızalarına kazınan “Güzelliğin on para etmez bu bendeki aşk olmasa” mısraları dökülmüştü ağzından. \n\nKendisini aldatan eşinin çorabına para sıkıştırdı\nÂşık Veysel’i 25 yaşındayken köylerinin güzel kızı Esma’yla evlendirmişlerdi. Ailelerin uygun gördükleri bu evliliği ne yazık ki Esma istememişti. Ama yapacak bir şey olmadığı için mecbur kalmıştı, Âşık Veysel ise eşini çok seviyordu. Ancak bir gün onu bırakıp gideceğini hissediyordu. 8 sene evli kalmışlardı, ancak daha sonra Esma Hanım, Hüseyin adındaki komşusuna gönlünü kaptırmıştı. Âşık Veysel belki olanları göremiyordu, ama hissediyordu. Eşinin bir gün onu bırakıp gideceğinin farkındaydı. Korktuğu başına gelmiş, Esma bir gece Hüseyin’le birlikte kaçmıştı. Yayan kaçan ve epeyce yol alan Esma ve Hüseyin, bir yere oturarak soluklanmaya başladılar. Yol boyunca çorabının içindeki bir şey Esma’yı rahatsız ediyordu. Çorabına çıkararak ne olduğuna bakmaya karar veren Esma, gördükleri karşısında çok şaşırmıştı. Çorabında yaklaşık 1 aylık geçinmelerine yetecek kadar para vardı. O an Esma her şeyi anlamıştı. Veysel kaçacaklarını hissediyordu, parasız-pulsuz sefil olmasınlar diye Esma’nın çorabına para koymuştu. Yıllar sonra Âşık Veysel’e o parayı neden koyduğunu sorulduğunda, “Bana çok hizmeti geçti Esma Hanım’ın” diye yanıt verir. \n\nBu öyle bir sevgiydi ki, kendisini aldatan eşine başka biriyle kaçarken bile kıyamamıştı. Yine aynı sebeple gönlünde açan çiçeğini, başka bir adamın söküp almasına izin vermişti. Çünkü biliyordu, o çiçek başka bir gönülde açmayı diliyordu. Eşinin onu terk edip gitmesi Âşık Veysel’i çok etkilemişti. O günden sonra kendini sürekli saz çalmaya vermiş, mısralarını acıya daha da bulamıştı. Üzerinden ne kadar zaman geçerse geçsin ne eşini, ne de ona olan sevgisini unutabilmişti.\n\n***\nYalnız çok kırılmıştı gönlü, bu şiiri ile dile getirmişti üzüntüsünü;\n\n“Bir vefasız zalim yare bağlandım,\n Tarih üç yüz otuz beşte evlendim.\n Sekiz sene birarada eğlendim,\n Zalim kâfir yetim koydu kuzumu”\n\nEsma kaçarken geride 6 aylık kızını da bırakmıştı\nÂşık Veysel kızını 2 yıl kucağında gezdirmiş, ne çare o da yaşamamıştı. Onca acının üzerine bir de Esma’yla arasındaki tek bağ olan kızını toprağa vermenin acısı eklenmişti yüreğine.\nÂşık Veysel yıllar sonra Gülizar adında bir kadınla evlenmişti. Gülizar artık onun yoldaşı, arkadaşı, çocuklarının anası olmuştu. Ölene kadar birbirlerini çok sevmiş ve birbirlerinin yanından bir an olsun ayrılmamışlardı. \nGülizar, Âşık Veysel’i çok seviyordu. Esma ile olan anılarını bilse de, hiçbir zaman kıskançlık yapmamış, yıllar sonra karşılaştığı Esma’nın kendisine bile iyi davranmıştı. \nGülizar’dan 7 çocuğu olan Âşık Veysel, ömrünün sonlarında onun sayesinde mutlu ve huzurlu bir evliliğe şahit olmuştu. \n\nGözleri bu dünyayı görmese de, gönlüyle deryaları kucaklayan büyük ozan, büyük insan Âşık Veysel Şatıroğlu 21 Mart 1973’de doğduğu toraklarda aramızdan ayrılmıştır. Ölümünün 49. yılında andığımız şu günlerde Âşık Veysel’i saygı ve rahmetle anıyoruz. \nMekânın cennet olsun büyük usta… \n\nKAYNAK: ZAMANDA YOLCULUK; Karanlık Dünya / Aşık Veysel / Belgesel\n
Âşık Veysel'den aldatan eşine hayat dersi “Beş günlük dünyada ey Ademoğlu, incitme canı! diyen, gözleri bu dünyayı görmese de, gönlüyle deryaları kucaklayan büyük ozan, güzel insan Âşık Veysel Şatıroğlu’nun yürek burkan evlilik hikayesini anlatmaya çalışa
Hakan Toytekin
Yorumlar
Trend Haberler
Adana'daki Operasyonda İlk Liste Ortaya Çıktı! İşte Gözaltına Alınan İsimler
Ali Avan’dan Büyükşehir’e Sert Çıkış: “Pozantı’nın Hakkını İstiyorum”
Akif Manaf’a “Umut ve Barış Ödülü” Verildi
Adana Demirspor Başkanı Zeybek'ten Tarihi Çağrı "Taşın Altına Gövdenizi Koyun!"
Adana’ya Dev Park Projesi! Eski Baraj Baştan Yenileniyor
Adana’da İki Firmaya Kayyum Atandı
Armanın Gücü Lig Dinlemiyor: Adana Demirspor’dan Büyük Başarı!