ASKİ'yi yazalım bugün..
Bu kurumu "kurum bağlayan yönleriyle" ele aldığınızda, önce IK, sonra da TIK diye ses duyarsınız..
Size gelen şikayetleri gazeteci kimliğinizle ele almak zorunda olduğunuzu hissedip, çözüm yolları bulmak için en tepedeki kişiyi ararsınız, bakmaz.. Mesaj yazarsınız iplemez.. Belli bir zaman sonra;
"Sana daha sonra döneyim mi" kelamına muhatap edilirsiniz..
"Toplantı da olabilir.. Döner nasılsa" diye beklersiniz,
66 saat sonra lütfedip, telefon eder.. Elimdeki telefonu kulağıma götürene kadar, arama biter.
Şimdiiiiiii...
Bu hassas noktada sağduyulu insanlara sormak isterim; "Siz olsanız, sizi iplemeyen kişinin telefonuna cevap verirmisiniz?
"Vermem" diyenler, "veririm" diyenlere bir milyon, binbir kere ağır basmalı.
......
ASKİ'nin sorumsuzlara gark edilmiş yüzünün düzelip düzlüğe çıkması için bildiğim tüm duaları ettim, etmeye de devam ediyorum..
Düzeldi mi?
-Hayır?
Düzelir mi?
-Elf kere hayır.
"Mesele, mesela durumlara nasıl geldi?" derseniz...
Söyleyeyim;
Adına ASKİ denilen kurum, iletilen şikayetleri toplar, çarpar, böler, çıkarır... Topladıklarına, çarptıklarına, böldüklerine bakar.. Baktıklarını; "Çıkarım dışından, çıkarım içine alabilmesi için zamana ihtiyaç olduğu kanısına varır."
Bu hassas süreçte "var olma" ile "yok olma" cenderesine sıkışmış vatandaşların feri söner.. ASKİ'yi hangi konu için aradıklarını unutuverir;
"FES başıma, başım FES'e" türküsü çığırır.
Yüreğir Aksantaş TOKİ Konutları'nda oturan vatandaşlar, ASKİ tarafından konan beton kapakların kırılması ve kaybolması yüzünden, kedi büyüklüğündeki cardonların istilasına uğramış..
Adamların ne geceleri gece, ne gündüzleri gündüz.
Bitmedi, DAHAsı var..
Onu da söyleyeyim;
-İnsan boyundaki o "kapaksız çukurlara" orada oynayan çocuklardan biri düşüp, kolunu bacağını kırsa, bunun sorumlusu ASKİ değil de kim olur?
.....
-Gazeteciyiz ya...
-Onlarca telefon aldık ya...
-Böylesi konularda duyarlıyız ya...
-Olması gerekeni olduracağız ya...
-"Karşıdan ses gelecek" diye düşünüyoruz ya...
-Eminiz ya...
-Emin olmayı beceremeyip, "tamim" olandan habersiziz ya...
-Umutluyuz ya...
-Ümitliyiz ya...
-"Görevimizi yapalım" dedik... Kolları sıvadık, ASKİ'de en üst düzeydeki kişiyi aradık;
"Ağzımızın payını aldık."
.....
Ba-şa-ra-ma-dım..
Kabul ediyorum.
Cardonlar yüzünden yataklarında uyuyamayan dostlara şu gerçeği hatırlatayım bari;
"Yaşananları bilin..
Bildiklerinizi de
bilmeyenlere
bil-di-rin."