İlgi ile takip ettiğim, üslubunu beğendiğim, hislerine güvendiğim kardeşim Murat Yonat ile aynı gazete için kalem oynatıyoruz..

Sevgili Murat'ın parmak bastığı konuların hemen hepsinin "içi dolu."

Önceki gün "asfaltlanmayan yol kalmayacak" meselesini "mesele" etmiş..

-Kim için etmiş?

-Adana için.

-Kimin adına etmiş?

-Adanalılar adına.

Adana'nın değil, Türkiye'nin değil, Kainatın bildiği bir konuyu kendine has üslubu ile ele alan sevgili Murat, "yoruma açık" bu kelamı belediye başkanları adına seslendirmiş..

-Hepsini mi kastetmiş?

-Evet.

-Kulliyen mi demiş?

-Evet.

-Topunu mu topa tutmuş?

-Evet.

-ES geçtikleri yok mu?

-Varsa siz söyleyin?

......

Gelmiş geçmiş tüm başkanlar "asfaltsız yol kalmayacak" dedi, demeyi de sürdürüyor..

-Neden?

-Siyasi slogan olarak en basit, en anlaşılır, en kalıcı, en kandırıcı yol bu da onun için..

Onlara göre;

"Önce bu, sonra gayrısı."

Son sözlerim sana sevgili kardeşim Murat..

-"Asfaltsız yol kalmayacak" diyerek, siyasi yelpazede serinlemeyi kendilerince marifet bilen bugünün ve dünün başkanları yol konusunda seni de beni de ayrı yere koydular.. Evlerimizin yollarını, kapı girişine kadar gümüş, bakır, krom, alaminyum, alifosfost, çinkomet, çimentosent ve ziftenost karışımlı yol ile satıhladılar..

Tüm başkanlar, "asfaltsız yol kalmayacak" derken, ikimizi çok başka çok farklı yerlere koydular, asfaltı kapımıza kadar da-ya-dı-lar..

Nankörleşmenin bir anlamı yok değil mi (!)