Önceki yazılarımda ‘Aile terbiyesinden’, bizleri büyüten, yetiştiren ‘Anne ve babalarımızdan’, ‘Kardeşlikten’ (Çoklu kardeş sendromu) bahsetmiş, toplumumuzu yakından ilgilendiren örf-adet- gelenek ve göreneklerinden birçok örnekler vermiştim. Yine kardeşlik konulu bir yazı yazmak istedim. Bu sefer kardeşliğin vazgeçilmez unsurlarından olan ‘Ağabey-kardeş’ ilişkilerinden bahsetmek istiyorum.

Kardeşlik, arkadaşlıktan öte bir durum ve dünyada bize en yakın olanlar kardeşlerimizdir. Kardeşliğin içinde sağlam bir dostluk vardır. İnsanın hayatla ilgili derdine, tasasına kafa tutarken yanındaki en önemli müttefikidir. En çok üzüldüğüm bir nokta da, o güzel birlikteliğin dağılmasıdır. Özellikle anne-baba baskısı sona erince... Miras kavgaları, evlilikler, kardeş fazlalığının handikapları, kıskançlık, hasetlik, dedikodu, çekememe... Herkesin başka yerlere savrulması, çocukluğun bitmesi, kendini büyümüş görmek... Ne yazık ki çok fazla acı örneği var hayatta.

Tüm sevgilerin en sadesi ve en dürüstüdür kardeşlik. Bazense arkada durup yıkılmayan bir kaledir kardeşlik. Yardıma ihtiyacı olunup, sıkıca kenetlenen bağdır o. İşte budur kardeşlik! Kardeşlik öyle bir duygudur ki anlatılmaz. Ona yaklaşmayan onun tadını alamaz. Görmeniz, hissetmeniz ve yaşamanız lazım. En çaresiz olduğun anda uzanan bir el, en yalnız olduğun anda gözlerine bakan bir çift göz, ağlamaya yeltendiğinde ise başını yaslayacağın bir omuzdur kardeşlik.

***

Geniş ailelerde evin küçük kardeşi olmak demek, her anlamda dezavantajlı olmak demektir. Kendini ifade edememe, yeteri kadar söz sahibi olamama, söylediklerine inandıramama, bir de gece-gündüz demeden alışverişe gönderilmeler küçük kardeşlerin kaderidir. Sürekli mağdur olan ve bu mağduriyetini dile getiremeyen, ‘gık’ demeden verilen görevleri yerine getiren küçük kardeş örnekleri ne de çoktur öyle değil mi? Kardeşleri arasında ezilmeler, küçük ve hor görünmeler, bazı talihsiz olaylara tanık olmalar ailenin gariban küçük kardeşin makus talihidir. Kişiliği oturana, söz sahibi olana kadar uzun bir evreden, birçok denemelerden ve saçma kurallardan geçmiştir. Aslında diğer aile bireylerine kendini kanıtlama derdinden değil de, ‘Artık ben büyüdüm!’ isyanı baş gösterir çoğu zaman.

İşte bu tip kardeşleri ailede bir tek kişi anlar ve sahip çıkar. Kendisine daha yakın gördüğü, derdini, sorununu, duygularını, hissettiklerini ailede bir tek kişiye anlattır o küçük kardeş. Bir ağabey-kardeş arasında en büyük bağ sonsuz saygı ve sevgidir. Kalabalık ailelerde kardeşler arasında birbirine sıkı sıkıya bağlı ağabey-kardeş tiplemelerine sık rastlanır. Herkes bir yana, sen bir yana denir. Hatta bütün dünya bir yana, küçük kardeş bir yanadır onun için. İşte o küçük kardeş, ağabeyini hep bir kahraman gözüyle görür, kendine rol model seçer. Kimi zaman iyi bir dost, kimi zaman en iyi arkadaş, kimi zaman dert ortağı, kimi zaman dürüstlük abidesi, bazen de en iyi oyun arkadaşıdır. Ailede en çok sevdiği, saygı ve hürmette kusur etmediği, ama bir o kadar da çekindiği, korktuğudur evin büyük abisi.

Ağabey, çoğu zaman kendi evladı yerine koyar saygıda kusur etmeyen, söz dinleyen, başa bela olmayan o küçük kardeşi. Kendi ayakları üstünde durması konusunda bazen kırıcı, kızgın, öfkeli, bir o kadar da şiddetli uyarılarda bulunur eli öpülesi ağabeyler. Bütün bu konuşmalar, tenkitler çok üzse de o küçük kardeşi, aslında bilir ki ağabeyi kendi iyiliği için yapmıştır bütün bu davranışları. Onun içindir ki ne bir küslük, ne bir kırgınlık, ne de bir öfke duyar ağabeyine karşı. Gereken bütün nasihatleri aklının bir köşesine yazan küçük kardeş, kendini daha iyi hissetmeye başlar. Çünkü bu yaşananların ardından şefkatle sarılarak neyin, nasıl yapması gerektiğini anlatır o eli öpülesi ağabeyler. (Devam edecek)