Evimizin geçimini sağlamak, kimseye muhtaç olmadan yaşamak önceliğimizdir. Bakmakla yükümlü olduğumuz bireylerin rahat yaşaması için elimizden gelen tüm gayreti gösteririz. Şu ekonomik dar boğazda çalışıyor ve bir meslek sahibiysek bunun kıymetini bilmelim. Şikâyet etmeden, işimize-gücümüze bakmalım. Hepimizin malumu, ülkemizde ekonomik kriz ve işsizlik sorunu var.

Oysa ki; hepimiz zengin olmak, rahat yaşamak isteriz. O yüzden de bazen içimizden “Keşke ben de bi’ patron olsam” diye düşünür, kendimizi hep onların yerine koyarız. Hele, hele Türkiye gibi gelir dağılımı dengesiz ve adaletsiz bir ülkede patron olma hayallerine kapılmamız son derece doğaldır. 24 saatin yarısından fazlasını çalışarak geçiren ve hak ettiği ücreti alamayan bir insanla, sadece 1 tuşa basarak dünyaları kazananlar varken bu ülkede.

***

Malum, pandemi döneminde birçok vatandaşımız işinden oldu. Ekmeğini taştan çıkaran insanlar işsiz kaldı. Bunların hepsini biliyoruz. Ama patron olanlar için durum nasıl? Hele, hele son dönemlerde yükselen döviz kurları, girdi maliyetlerinin artması birçok işletme sahibinin kepenk kapatmasına neden oldu. Dağ gibi biriken borçlar, ödenemeyen faturalar, kirasını ödeyemeyen onlarca, yüzlerce ‘Patron’ var. Onların hali birçok vatandaşın durumundan daha vahim. Ne masrafları, ne biriken borçları, ne kirası, ne de çalıştırdığı işçilerin maaş sorunları bitiyor.

Bir TV kanalında dikkatimi çeken, oldukça dramatik haber izledim. İsmini vermeyen şahıs, pandemiden önce hali-vakti, işi-gücü yerinde ailesiyle mutlu-mesut hayatını sürdürüyormuş. Ne zaman pandemi dönemi ve kısıtlamalar başlamış, işte o zaman adamcağızın da işleri ters gitmeye başlamış. İşinden, eşinden, ailesinden, çocuklarından 3 ayda kopuvermiş ve deyim yerindeyse bildiğiniz hayatı tepe takla olmuş.

***

İşte o röportajdan bazı satır başları…

- “Efendim pandemiden önce ne işle meşguldünüz?”

- “Pandemiden önce İstanbul’un işlek yerinde restoran sahibiydim. İşlerimiz iyiydi ve yanımda 12 eleman çalıştırıyor, herkes evine ekmek götürüyordu.”

- “Sonra ne oldu?”

- “Anlatayım; tam kapanmada ve kısıtlamalarda ilk bizim iş yerlerimiz kapandı. Daha sonra elimizdekileri, yani biriktirdiklerimizi harcamaya başladık. Elektrik, su, kira bekler mi hiç? Mülk sahibi ne kadar idare eder ki? En son bana; ‘Bak kardeşim, ben de bu işyerindeki kira ile geçiniyorum. Sana 1 ay daha mühlet, eğer biriken kiralarla birlikte borçlarını ödemezsen, önümüzdeki ay iş yerini boşalt’ dedi. Verdiği süre doldu ve mülk sahibine maalesef ödeme yapamadım. Hemen akabinde de dükkânımı kapattım, daha doğrusu kapatmak zorunda kaldım. Elde-avuçta para edecek ne varsa hepsini elden çıkarttım.”

- “Ya eşiniz ne yaptı?”

- “Ben de tam o konuya geliyordum. Yıllarca aynı yastığa baş koyduğum, can yoldaşım 3 ay dayanamayıp beni terk etti. 3 çocuğumu da alarak baba evine gitti. Bana da; ‘İşlerini yoluna koymadan, evimize ekmek getirmeden ve en önemlisi borçlarını ödemeden ben o eve gelmem dedi.”

  • “Boşandınız mı?”
  • “Hayır, henüz değil. Ama eli kulağında, boşanma davası açacakmış.”
  • “Peki, ne yapmayı düşünüyorsunuz?”
  • “Şöyle söyleyeyim; Bir babanın yaşayacağı en zor durumdayım. Allah düşmanımın başına vermesin. İşyerindeki malzemeleri yok pahasına sattım. O dönem evimi geçindirmek, borçlarımı ödemek için buna mecburdum. Borçlarımı halen ödemeye çalışıyorum, ama onu da yapamıyorum. Düşünsenize bundan 2 yıl öncesine kadar yanında 20 eleman çalıştıran, ailesini kimseye muhtaç etmeyen bir patrondum. Ne olduğunu anlamadan her şey tersine döndü!”
  • “Yardım veya destek görmediniz mi?”
  • “Yok bacım yok! Yardım dedikleri şey bizim dişimizin kovuğuna yetmedi ki! Ne yapacağım, nerelere gideceğim bilmiyorum?

***

Gözyaşları içinde başına gelenleri anlatan bu adamın yaşadıkları hepimizin yüreğini sızlattı öyle değil mi? Maalesef Türkiye’de buna benzer birçok acı hayat hikâye var. Şöyle bir düşünüyorum da; bu dönemde patron olmak çok zor. İşçisine vereceği maaşı mı, SGK primleri mi, kirasını mı, bakmakla yükümlü olduğu ailesini mi düşünsün? Neyi, nasıl yapacağını bir türlü bilemeyen, nerden kısıp da hangi açığı kapatayım diyen onlarca, yüzlerce patron var. Korkarım bu gidişle birçok patron aynı sonla karşılaşacak.

Velhasıl kelam; ülkemizin içinde bulunduğu ekonomik sorunlar umarım bir an önce son bulur. İşçisinden, patronuna herkes rahat bir nefes alır. Umarım…