Bu hikâye, bir yanda Mönchengladbach şehrindeki gezgin Hans ile diğer yanda Adana semt pazarının ‘akşam pazarı indirimi!’ uzmanı Hayri Amca’nın hikâyesi…

Her ikisi de 70’lerinde, her ikisi de emekli…

Bakalım her iki ‘Emeklinin’ arasında ne gibi farklar varmış?

Ama önce emekliliğin kelime anlamına kısaca bir bakalım…

Dünya üzerinde "emeklilik" kelimesi her dilde aynı anlama gelir; Çalışma hayatının bitişi, huzur ve dinlenme sürecidir.

Bu kadar…

Ancak 2026 yılı itibarıyla, bu kelimenin sözlükteki karşılığı coğrafyaya göre dünya turu ile market poşeti arasında dramatik bir salınım yapmaktadır.

Emeklilerin ‘Altın çağ’ olarak nitelendirdiği yaşam kalitesi birinde parıldarken, diğerinde paslanıyor!

Anlamadınız mı? Anlatayım…

***

Almanya’nın Mönchengladbach kentinin şirin bir kasabasında yaşayan Hans, sabah 09:00’da uyanır. Akıllı saati ona ideal uykusunu aldığını söyler. Hans, organik dükkândan aldığı glütensiz ekmeğine avokadosunu sürerken, yanında bal kaymak ve portakal suyunu içer. iPad’inden kışın gideceği Portekiz sörf kampı için rezervasyonlara bakar ve "Bu ay emekli maaşım 2 bin 500 Euro, acaba yeni bir elektrikli bisiklet mi alsam?" diye düşünürken, tek derdi kargonun ne zaman geleceğidir.

Aynı saatlerde Adana’da Hayri Amca, sabah 06:00’da ayaktadır. Neden mi? Çünkü Halk Ekmek büfesindeki kuyruğun ucu kaçarsa, o günkü tasarruf planı çökecektir. Hayri Amca, dünden kalan ekmekleri yumurtaya bulayıp (yumurta artık lüks kategorisinde olduğu için taneyle alınmıştır) tost yaparken televizyonda, “Emekliye 2026'da yüzde 10 mu yoksa yüzde 12 mi zam gelecek?" tartışmasını izler. Hayri Amca için iPad bir tablet değil, üzerinde ilaçlarının olduğu mini tepsidir.

Sabah rutini; bir yanda avokado, bal, kaymak, portakal suyu vs… Diğer yanda bayat halk ekmeğinde tost ve çay!

Hans için Türkiye, egzotik ve sudan ucuz bir dinlenme tesisidir. 2.500 Euro’luk maaşıyla Antalya’da bir ay boyunca krallar gibi yaşar. Garson ona, "Buyurun efendim" dedikçe, Hans kendisini bir soylu gibi hisseder. Sahilde kokteylini yudumlarken, "Bu Türkler çok misafirperver, her şey ne kadar ucuz!" diye sosyal medyada paylaşım yapar.

O sırada Adana’nın kavurucu sıcağında, otelin arka sokağındaki parkta Hayri Amca oturmaktadır. Elinde bir termos çay ve evden getirdiği bisküviler vardır. Hans’ın kokteyl içtiği barda bir bardak çayın 200 TL olduğunu öğrenince, kalbinde hafif bir çarpıntı hisseder. Hayri Amca için tatil; belediyenin ‘Emekli Dinlenme Evi’nde gazete okumak ve ücretsiz bir bardak soğuk çay içmektir.’ Aklının bir ucunda memlekete gitmek vardır, zira yollar gerçekten uzaktır ve bilet parası maaşının yarısıdır. Bu tatil anlayışı da, "Antalya Ekspresi…" vs. " Emekli Dinlenme Evi…"

Hans Amca, 75 yaşında olmasına rağmen her hafta tenise gider. Dizinde hafif bir ağrı hissetse, devletin ve özel sigortasının karşıladığı en modern fizik tedavi yöntemleriyle, robotik rehabilitasyon alır. Hobisi dijital fotoğrafçılıktır; kuşların çiftleşme dansını çekmek için 3 bin Euro’luk lensler kullanır.

Hayri Amca'nın ise en büyük hobisi, eczane matematiğidir. Reçetedeki ilaç farklarını kuruşu kuruşuna hesaplar. Diz ağrısı için robotik tedavi yerine, komşusu Zeynep Teyze’nin tavsiye ettiği yakı ve kantaron yağına güvenir. Hayri Amca’nın kuş fotoğrafçılığı ise, parkta güvercinlere bayat ekmek atıp, "Bak bu beyaz olan bana benziyor, yine aç kaldı!" diye onlarla dertleşmekten ibarettir. Bu da, iki emeklinin sağlık ve hobileri, yani teknoloji, aktar mucizeleri…

Dilerseniz başka örnekler vermeyim!

***

Trajikomik olan şudur; Hans Amca ile Hayri Amca aynı pazar yerinde karşılaştıklarında, Hans 5 Euro (yaklaşık 250 TL) verip bir kilo çileği, "Bedava bu ya!" diye alırken; Hayri Amca aynı çileğe bakıp, "Mevsimi geçsin, ucuzlayınca tadına bakarız belki!" diyerek geçer.

Sonuç olarak; Biri hayatının altın çağında dünyayı keşfederken, diğeri hayatının paslı çağında ay sonunu getirme formüllerini keşfetmekte. Biri Euro’nun gücüyle gençleşirken, diğeri Lira’nın erimesiyle her sabah biraz daha eriyip gitmekte!

İki ayrı dünyanın emeklisinin trajikomik hikâyesinde, benzer şeyler de var aralarında; İkisi de 75’inde, ikisi de emekli, ikisi de insan...

Peki, sizce hangi emekli..!