Türkiye'nin güneyindeki incisi Adana, gastronomi alanındaki tartışmasız liderliğini 9. kez düzenleyeceği Uluslararası Adana Lezzet Festivali ile bir kez daha tescilleyecek. 10-11-12 Ekim tarihleri arasında “Kuşaktan Kuşağa” temasıyla, Merkez Park’ta lezzet tutkunları ağırlanacak. Festivale bu yıl 1 milyonun üzerinde ziyaretçi gelmesi bekleniyor.

Bu festival, artık sadece bir etkinlik değil; Çukurova’nın zenginliğini, kültürünü ve en önemlisi misafirperverliğini tüm dünyaya cömertçe açtığı bir kapı. Bir Adanalı olarak, bu festivalin şehrimizin kimliği üzerindeki dönüştürücü etkisini çok yakından hissediyoruz.

Adana, Türkiye'de bir lezzet festivalini başlatan ilk şehir olma unvanını taşıyor. Bu, basit bir öncülükten ibaret değil. Bu, Adana’nın kendi mutfağına ve kültürel mirasına duyduğu güvenin ve vizyonun bir göstergesidir. Geçmişte sadece kebapla anılan şehrimiz, bugün festival sayesinde binlerce yıllık mutfak geleneğini, coğrafi işaretli ürünlerini ve sokak lezzetlerini uluslararası bir platforma taşıyor. Valilik, belediyeler, odalar ve sivil toplum kuruluşlarının el birliğiyle yürüttüğü bu muazzam organizasyon, turizmden yerel ekonomiye kadar her alanda şehrin nabzını yükseltiyor. Bu birliktelik Adanalılara, kendi mirasımıza sahip çıkmanın gururunu yaşatıyor.

***

Türkiye muazzam bir lezzet mozaiği… Bunu görmezden gelemez, inkâr edemeyiz. Ancak Adana'yı diğer lezzet şehirlerinden ayıran yegâne özellik, hemen üstte de vurgulandığım gibi lezzet ile sunumu, yani kültürü birleştirmesidir.

Bizim mutfak anlayışımızda yemeği hazırlamak kadar, misafirin gönlünü fethetmek esastır. Bir restorana oturduğunuzda sadece sipariş ettiğiniz değil, Çukurova’nın nimeti olarak görülen her şeyin masayı donatması gerekir. Bir Adanalı, sofrasına oturanı yabancı görmez, ona en iyisini ve en fazlasını sunmak ister. Bu cömertlik, Akdeniz Havzası’ndan Orta Asya’ya uzanan kültürel köklerimizin ve binlerce yıllık Çukurova’nın bereketinin insana yansımasıdır.

Bu festivalin dünyaya asıl anlattığı şey de bu… Lezzetlerimiz var, ama biz güler yüzümüzle, sınırsız cömertliğimizle varız. Gelen misafirimiz, tattığı lezzeti güler yüzlü bir ev sahibinin elinden yediği için çok daha kıymetli buluyor. İşte bu ruh, Adana'yı sadece bir lezzet durağı olmaktan çıkarıp, bir deneyim merkezi haline getiriyor.

***

Adanalı için bu festival, ekonomik bir hareketliliğin ötesinde bir gurur ve prestij meselesidir. Dokuz yıldır, her sene daha mükemmelini yaparak sadece Türkiye'ye değil, tüm dünyaya kendi kültürümüzü ve cömertliğimizi gösteriyoruz. Bu, bize hem hemşehrilik bilinci veriyor, hem de lezzet mirasımızı gelecek nesillere aktarma sorumluluğumuzu hatırlatıyor.

Adana, topraklarının bereketiyle beslenen, sıcacık insanıyla pişirilen ve güler yüzle sunulan bir lezzet imparatorluğudur. Lezzet Festival de, bu imparatorluğun her yıl kurulan tacıdır. Bizler de vatandaş olarak, şehrimizin bu eşsiz kimliğini ve cömert misafirperverliğini yaşatmaya devam edeceğiz.

10-11-12 Ekim tarihleri arasında “Kuşaktan Kuşağa” temasıyla, Merkez Park’ta düzenlenecek olan Lezzet Festivali’ne, tüm lezzet tutkunlarını bekliyoruz. Bu vesileyle, binlerce yıllık mutfak geleneğimizi, yöresel ve sokak lezzetlerimizi, uluslararası bir platforma taşıyarak Adana’ya büyük bir gurur ve prestij kazandırdığınız için, başta Adana Valimiz Sayın Yavuz Selim Köşger olmak üzere, emeği geçen herkese teşekkürü bir borç bilirim.

Elinize, emeğinize, yüreğinize sağlık…