Bugüne kadar ev sahipleri hakkında birçok yazı yazdım. Yazdıklarımı üstüne alınıp bana kızanlar da oldu. Karşılığını elbette misliyle verip, arayıp arayacağına pişman ettiğim çok ev sahibi de oldu.
“Bizleri yanlış lanse ediyorsunuz, biz böyle biri değiliz!” deyip, zeytinyağı gibi üste çıkan bazı ev sahiplerine; ‘Siz de biraz insaflı, vicdanlı olun!’ dedim ve yazdıklarımın doğru olduğunu anlayıp telefonu yüzüme kapatanlar da oldu, “Tamam ya, seninle uğraşamam” diyenler de.
Ben de, ‘Galiba ev sahiplerinin üstüne çok gittim, biraz frene basayım!’ dedim.
Bu sefer açgözlü bazı ev sahiplerinden daha da açgözlü bazı emlakçıların alicengiz oyunlarına bir göz atalım…
***
Emlak piyasası tüm ülkede olduğu gibi Adana’da da planlı, programlı ve danışıklı dövüş işlevini sürdürüyor. Neredeyse tüm emlak camiası, “Acaba daha fazla ne kadar komisyon alırız? Ne kadar daha çok kazanırız?” diye akıl oyunlarında oscarlık performans sergiliyor. Bu kadar kafa yorulan başka sektör yoktur sanırım. Öyle ki, ev kiralamak ya da satın almak isteyen müşterilerine inanılmaz oyunlar oynanıyor. Asıl acı veren de, bu tip insanlar nasıl olur da yastığa başını huzurla koyabiliyor. İlginç…
‘Emlakçıların Büyük Oyunu!’, ‘Emlakçılara dikkat!’ gibi gazetelere, TV’lere, internet sitelerine konu olan, mide bulandırıcı haberlere girmeyeceğim. Bunları zaten birçoğumuz biliyoruz.
O yüzdendir ki, mevcut ev sahibiyle anlaşamayan, çoğu zaman kavga dövüş birbirine giren, finalde ise evlerini boşaltmak zorunda kalan birçok gariban kiracı, kiralamak istediği evi ev sahibinden bakıyor. “Bir de sahtekâr, dolandırıcı gibi davranan bazı emlakçılara komisyon vermeyim!” diyor. Diyor ama tam da burada paşazadeler yani emlakçılar devreye giriyor. Yeter ki boş bir ev görmesinler...
***
Bazı Emlakçılar öyle şeyler yapıyor ki;
Boş evi gören o emlakçı, hemen harekete geçiyor ve ev sahibinin üstüne kâbus gibi çöküveriyor. Anlaşma şu; “Abicim, gel seninle anlaşalım.. Evinin kiralama işini şıp diye çözeyim. İnan hak etiğinin fazlasını kazanacaksın. 1 lira yerine 100 lira kazanacaksın. Hem sen, hem de ben kazanacağım!” Bu sözler üstüne çok kolay yola gelen ev sahibi, “Tamam, tüm yetki sende. Fiyatı sen belirle, beni kiracılarla muhatap etme!” der ve aşağılayıcı bir tavır sergiler. Özgüven ve ego tavan yapmıştır.
Bunla da kalsa iyi…
Emlakçı kurbanını çok beklemez, çünkü sıkışan ve bir an evvel başını sokacağı bir ev arayan kurban, kendi ayaklarıyla tıpış tıpış emlak ofisinin kapısından girer.
İçinden, “İşte yeni kurbanım geldi!” diyerek ellerini ovuşturup, kıs kıs gülen emlakçının yüzünde güller açar.
(Devam Edecek…)