Peki; Futbolcu cephesinde nelere tanık olduk? Hemen birkaç örnek (Biraz da tebessüm ederek) vermek isterim. Örneğin; Büyük bir kulübe transferi an meselesi olan futbolcudan bahsedelim. Dönemim en parlak oyuncularından bir futbolcu, X kulübüne transfer olma aşamasında. Ama başka bir büyük kulüp bu transfere karşı çıkar ve o futbolcuyu kendi kulübüne kazandırmak için türlü, türlü oyunlara girer, haliyle oyuncunun aklını çeler. İlk görüştüğü ve transferi bitmek üzere olan o futbolcu anlaştığı kulübün formasını giyerek basın mensuplarına güler yüzle pozlar verir. Sonra bir bakıyorsunuz ki, aaaaa aynı oyuncu rakip kulübe imza atmış. Daha önce anlaştığı, imza atması an meselesi olan camia şokta! Herkes çıkan haberleri, dedikoduları merakla takip ediyor. Sonra o futbolcunun ağzından ilk röportaj alınır; ‘Damarımı kesseniz kanım ….. rengi akar’, ya da o meşhur, herkesin bildiği cümleler çıkar ağzından, ‘Ben zaten doğuştan ….. kulübünü tutarım.’ Gibi ilginç, komik, bir o kadar yalan ifadeler kullanır. Nedense o futbolcu transfer olmuş olduğu takımda bir türlü başarılı olamaz. Allah’ın Takdir-i İlahisi, belki de birçok kişinin ‘AHI’ tutmuş gibi... Aç gözlülük, yalanlara kanma, para kazanma hırsı, şan-şöhret, medya baskısı, gece hayatı ve ünlü olmanın ağırlığını kaldıramama gibi faktörler. İşte bu faktörlerden ötürü ne futbolcular daha kariyerinin başında yok olup gitmedi mi? Kimine göre trajedi, kimine göre de trajikomik olaylara da tanık olduk. Hafızanızı biraz kurcalayacak olursanız, geçmişte yaşanan bu tip olayları benim gibi tebessüm ederek hatırlarsınız.

***

Ya değişimi sonuna kadar yaşayan, yaşatan, genellikle insanları buz gibi soğutan, kendini meşhur ilan eden ‘Ünlü’ insanlara ne dersiniz? Bu elbette benim yorumum değil, bu yorumların çoğu halkımız tarafından farklı mecralarda duymuş olduğumuz yorumlar. Kendi adıma ise halka mal olmuş, sanatını deyim yerindeyse aslanlar gibi yapan, yıllarını sanata adayan ve bu uğurda hayatında birçok şeyi feda eden sanatçılarımıza diyecek bir sözüm yok elbet. Hatta önlerinde saygı ile eğiliyorum. Yaptığı müziği, aktörlüğü-aktrisliği vs. gibi sanatı tabiri caizse heba eden topluluktan bahsediyorum. Bir-iki şarkı çalışmasıyla bir anda yıldızı parlayan, daha sonra mum ışığı gibi sönen ‘Ünlüler’ olmadı mı? Bir de güzelim şarkıları kendi yorumlarıyla ciyak, ciyak bağırarak seslendirmeye çalışan ve o eseri şarkı olmaktan çıkaranı az mı gördük? Sırf reklam olsun diye magazin basınında kendini rezil edenlere ne demeli! Sözleri anlaşılmayan, saçma sapan şarkılara tanıklık etmedik mi? Şimdi bana bu da müzikteki değişim diyebilirsiniz. Hiç sanmıyorum! Müzikteki değişim böyle olmamalı, olmaz da… O zaman bunca yıldır duygu, düşünce, yaşanmışlıklarının müziğe taşımış usta bestekar-söz yazarı-yorumcu sanatçılarımıza haksızlık olmuyor mu? Yani ben, Türk Müziğini ne hale getirdiler demek istiyorum. Burası Türkiye, burada bir anda meşhur olur, bir anda da yok olup gidersin. Bu örnekler sadece şu an aklıma gelenler, hangi birinin adını söylesem o kadar çok ki…

Bir-iki satırda günümüz aktör ve aktrislerinden bahsedeyim. Nerde o eski Yeşilçam filmleri ve yıldızları? Şimdilerde, hatta uzun bir süredir bu sektör dizi yapımcılarının hakimiyeti altında. Bilmem ne dizisinde oynamak isteyen günümüz yıldızlarının kaprisleri, hataları, skandalları ve bölüm başına istedikleri ücretler. Aman Allah’ım inanılır gibi değil! Neler, neler! Sizce bu durumda sinema sektöründeki, pardon dizi sektöründeki değişimler mi? Şimdi bana sinema eleştirmeni oldun da çıktın demeyin. Öyle bir eğitimim veya düşüncem yok tabi. Ama sizce de yazık değil mi? Sinemaya ömrünü adayan, yokluk içinde yaşayan, setten sete toplu taşıma araçlarını kullanan Yeşilçam yıldızları ne kadar da haksızlığa uğramışlar öyle değil mi? Daha verecek o kadar örnekler var ki, hepsini yazmam, yetiştirmem mümkün değil.

***

Velhasıl kelam; İnsan, ’Ne ise o olmalı.’ Adamlığından, kişiliğinden, karakterinden, saygı-sevgi ve terbiyesinden ödün vermemeli. Değil çıkar uğruna, hiçbir şekilde değişmemeli, değişikliği kendi aleyhinde kullanmamalı. Aksi takdirde en yakını bile bir şekilde tepki gösterir. Sevdiklerini kendinden uzaklaştırır, itibarını kaybeder, sevimsiz, itici, güvenilmez, garip bir kişilik oluverir. O yüzden siz, siz olun kişiliğinizden ve insanlığınızdan ödün vermeyin. Değişiklik yapayım derken insanlığınızdan, kişiliğinizden, sevdiklerinizden ve karakterinizden olmayın...