Tarihçi Marco Leunberg'in, I. Dünya Savaşı sırasında Birinci Dünya Savaşı sırasında Bern kantonundaki çocukların yaklaşık yüzde 10’unun bu statüde olduğunu belirtiyor. 1930 yılında tüm tarım işçilerinin yüzde 20’si 15 yaşın altındaki çocuk köle işçilerdi. Bunların içinde 35 bini gün ışığına çıkarılmıştı. Ancak gerçek rakamın bunun 2 katından fazla olduğu tahmin ediliyor. 1920-1970 yılları arasında bu şekilde yabancı ailelerin yanında yetişmiş sözleşmeli çocuk sayısı 100 binlerle ifade ediliyor.
***
VERDİNGKİNDER’E TANIKLIK EDEN ÇOCUKLAR ANLATIYOR…
13 Şubat 2012 tarihinde İsviçre’nin Vevev şehrinde düzenlenen bir söyleşide bazı Verdingkinder tanıkları yaşamlarını şöyle anlatmışlardı;
Yoana: “Benim onlarla birlikte mutfakta masada yemek yememe asla izin vermezlerdi. Evin yanındaki penceresiz bir kulübede yaşar, yemeğimi de orda yerdim.”
Werner: “Kışın onlar benim pantolon ceplerimi dikerlerdi ve ellerimi cebime sokamazdım. Çalışırsan ısınırsın derlerdi.”
Alice: “Okula başladığımda çok mutlu oldum, çünkü burada bana kimse vurmuyordu!”
Peter: “4 yaşında Verdingkinder olduktan sonra insanlara inancımı kaybettim. Çok kötüydüler. Her gün sadece çalışmak ve dayak vardı.”
HEİDİ’N DE BİR VERDİNGKİNDER OLDUĞU İDDİA EDİLİYOR
1827-1901 yılları arasında yaşamış olan İsviçreli yazar Johanna Spyri’nin yazmış olduğu bugün bile en çok okunan çocuk kitapları arasında yer alan ve filmleri-çizgi dizileri çekilen Heidi isimli romanında verdingkinder uygulamasına dikkat çektiği belirtilmektedir. Bazıları karda-kışta çıplak ayakları ile Alp dağlarında koşuşturan Heidi’nin de aslında bir verdingkinder olduğunu iddia etmektedir.
***
NEDEN 11 NİSAN 2013’E KADAR SUSTULAR?
İsviçre’nin kalkınmasında büyük emeği geçen çiftliklerin asıl mimarları bu çocuklar oldu. Bu çocukların sömürülmesiyle hem devlet, hem de çiftlik sahipleri zengin olmuştur. Verdingkinder uygulaması için resmi özür İsviçre Hükümeti tarafından ancak 11 Nisan 2013 tarihinde yapılmıştır.
Yakın zamanda İsviçre’nin Zürih şehrinde açılan bu çocuklarla ilgili serginin anı defterine bir genç kızın yazdıkları aslında her şeyi anlatıyordu; “Bunlar bizim özgür ve zengin ülkemizde mi olmuş? Çok üzgünüm!” Başka söze gerek yok…