Dün pencereye bakarken benim kuş bir anda belirdi. Tabii her zamanki gibi soluk soluğa… “Ne oldu yine?” dedim. Sitemkâr bir ses tonuyla, “Sen beni hiç merak etmiyor musun?” diye çıkıştı. Açıkçası biraz da haşladı beni.

“İyi, iyi…” dedim. “Senin dilin şişmiş, anlat bakalım.”

Başladı dökülmeye:

“Sen Seyhan Belediyesi’ndeki emlak skandalını bırak da, Genel-İş 1 No’lu Sendika’nın yaptıklarına ve yapmadıklarına bak!”

“Yapma ya,” dedim. “Sözleşme yapılmış işte.”

“Elini çabuk tut, o konuyu geç!” dedi. “İddialara göre sendika başkanı Ersoy Kalik, toplu sözleşme toplantılarında 99 kişinin adında ısrar etmiş. Yine iddialara göre bu isimlerin sendika delegesi olduğu söyleniyor. Yani bütün işçiler için değil de, ‘99 kişi benim kırmızı çizgim’ demiş.”

Bir an durdu, gözlerimin içine baktı:

“Vallahi durum öyle görünüyor ki, toplu sözleşmede işçi hakkı savunmaktan çok 99’luk tesbih çekiliyor!”

“Deme öyle,” dedim. “Bak, tesbihimi çıkarırım, sana ‘ya sabır’ çektiririm.”

“Daha dur, bitmedi!” dedi.

Kuşun iddiasına göre sendikanın Seyhan İmar AŞ’den 65 milyon alacağı varmış. Rakamı duyunca benim tansiyon çıktı, kuşun nefesi kesildi.

“Paraya bak be!” dedim.

“Dur daha…” dedi. “İşçilerden kesilen para 4 milyona tekabül ediyormuş. Bir de diğer belediyeleri ekle… Aman diyeyim!”

O an bir hayal kurdum:

“Bu kadar parayla ne yapar bu sendika?” dedim. “Belki her sene bir üyesine ev alıyordur…”

Kuş birden gözlerini devirdi:

“Ne evi be kardeşim!” dedi. “Sendikaya giden işçilere kuru çayı bile zor ısmarlıyorlar!”

Ben sustum.

Hayallerimde anahtar teslim daireler, kuşun anlattığında ince belli bardakta yarım çay…

Kuş devam etti:

“Seyhan Belediyesi promosyon görüşmeleri için Ersoy Kalik işçilere toplu mesaj atmış. ‘Kanunen bizim yetkimiz yok’ demiş.”

Başımı salladım:

“Ne kadar da kibar bir başkan…”

Sonra cebimden tesbihimi çıkardım. 99’luk… Ne tesadüf ama!

Çekmeye başladım:

“Ya sabır… ya sabır… ya sabır…”

Kuş da bana baktı, başını iki yana salladı.

Son söz mü?

Vay işçinin haline!