Yahu bir müteahhit düşünün… Adamın uzmanlık alanı yok; “uzmanlık alanı: ihale” yazıyor. Hangi branş? Hepsi. Hangi sektör? Tamamı. Hangi konu? “Evet.”
Belediyede pilav ihalesine girmiş. Kepçeyi bir sallamış, pilav “Ben devlet memuruyum, bu kadar karıştırılamam!” diye dilekçe yazmış.
Samsun’un Çarşamba ilçesindeki keşkekli pilavı yapmış. O kadar özgüvenli ki, pirinçler sıraya geçmiş “Abi CV’mizi nereye bırakıyoruz?” diye soruyor.
Aman diyeyim müteahhidim, yarın bir gün Susurluk ayranlı pilavına da girersen kamyonlar değil, kepçeler E-5’te konvoy yapar. Ayran köpürür, ihale zarfı kabarır!
Durun, daha başlangıç bu…
Maraton ihalesine girmiş. Eşman ihalesine girmiş. 100 metre ihalesine girmiş. Dünya rekoru sahibi Usain Bolt bunu duysa ayakkabılarını çıkarıp “Ben boşa mı koştum?” der.
Adamın ihale performansı öyle bir hızda ki, kronometre “Ben bu tempoya yetişemem” diye istifa etmiş.
Hatta söylentiye göre 400 metre engelli ihalesine de teklif vermiş. Engel kim? Yok. Engel ne? Bilmiyoruz. Ama teklif hazır!
Hey hat!
Senfoni orkestrası konser ihalesini de almış. Şef baton kaldırıyor, bizimki teklif zarfını kaldırıyor.
Orkestra notaya bakıyor, bu excel’e bakıyor.
En sevdiği eser belli: Boléro – Maurice Ravel.
Zaten Boléro gibi…
Aynı melodi dönüyor dolaşıyor, crescendo yapıyor, en sonunda yine onda bitiyor.
Ta-ta-ta-taa…
Ta-ta-ta-taa…
İhale yine taa kendisine!
Bir ara orkestradaki trompet “Abi biz mi çalıyoruz, sen mi alıyorsun?” diye sormuş.
Durun, mobilyaya geçiyoruz…
Mobilya ihalesini de almış. Bu hızla giderse Kayseri’de “Yılın En Fonksiyonel Adamı” ödülünü verirler.
Adamın teklifleri gardırop gibi; kapağı açıyorsun içinden başka ihale çıkıyor. Çekmeceyi açıyorsun, altından yedek teklif.
Yedek parça işi de ondadır kesin. Zaten asıl parça kendisi; geri kalan her şey yedek.
Sanayide usta demiş ki:
“Abi sen ne arıyorsun?”
“Abi ben ihale arıyorum.”
“Biz burada amortisör takıyoruz.”
“Ben zaten amortisör gibiyim, her darbeyi emerim.”
Hadi şimdi hep birlikte Mazhar Fuat Özkan eşliğinde söyleyelim:
“Sen neymişsin be abi!”
Koro hazır.
Nota hazır.
Teklif hazır.
Zarf hazır.
Mühür hazır.
Bir tek “dur” diyen yok!
Ama mart ayı meclis oturumunda denetim raporu gelince işler değişir.
O zaman Boléro değil, “Acil Çıkış Senfonisi” çalarsın.
Crescendo değil, “kresendo.”
Final değil, “finansal.”
Çünkü fazla kas yapanın bir gün muhasebesi de kasılır.
Protein tozu ihale, karbonhidrat teklif, kreatin şartname…
Bu kadar branşta faaliyet gösteren adamın LinkedIn profili 48 sayfa.
“Deneyim” kısmında yazıyor:
Pilav – 3 ay
Maraton – 2 hafta
Senfoni – 1 konser
Mobilya – 4 sandalye
Yedek parça – Sonsuz

Ey müteahhitim, Altın Koza ihalesini aldığını duyan Cannes Film Festivali yetkilileri senden korkmaya başlamış.
Hatta kırmızı halıyı toplamışlar, “Bu işte bir inşaat disiplini var” deyip programı gözden geçiriyorlarmış.

Allahtan mezarlık ihalesini alamamış.
“Ne diri ne ölü… Benim için ihale ihaledir” diyormuş!
Neyse ki ihaleye giren ve kazanan müteahhit, bu almasın diye muska yaptırmış. Demek ki bu ülkede rekabet artık sadece fiyat kırarak değil, hoca kırarak yapılıyor!
Biri dosya hazırlıyor, biri dua…
Biri teminat yatırıyor, öbürü nazar boncuğu!
İhale komisyonu teknik şartnameye bakıyor, müteahhitler metafiziğe…


Sonuç?
Bu işler seni kasmaz…
Bu işler seni olimpik seviyede şişirir!
Ama unutma sevgili müteahhidim:
Her Boléro’nun bir finali vardır.
Ve her ihalenin de bir dipnotu…