Taşköprü, Seyhan Nehri üzerinde, Adana kent merkezinde, Adana (Seyhan) ve Karşıyaka (Yüreğir) yakalarını birleştiren köprüdür.

Adana'nın simgesi olarak kabul edilen köprü, bir Roma dönemi eseridir. Taşköprü'nün Roma İmparatoru Hadrianus tarafından yaptırıldığı ve Roma İmparatoru I. Justinianus zamanında ciddi şekilde onarıldığı aktarılmaktadır. Seyhan Nehri üzerinde bulunan, aslen 21 gözlü olan köprü, Seyhan Nehri'nin ıslahı sırasında 7 gözünün toprak altında kalmasıyla 14 gözlü olarak hizmet veriyor. İlk yapıldığında yarı yarıya daha dar olan köprü daha sonra genişletilmiştir. Köprünün her iki girişinde de şu anda mevcut olmayan taç kapısı olduğu bilinmektedir. Osmanlı döneminde birkaç kez onarılan Taşköprü, günümüzde de hizmet vermeye devam etmektedir. 310 metre uzunluğundaki köprünün genişliği 11.40 metredir. Taşköprü'yü inşa ettiren Roma İmparatoru Hadrianus. Taşköprü'nün 2006 yılı başında restorasyon çalışmalarına başlanmış ve 2007 başlarında çalışma sona ermiştir. Ayrıca Taşköprü dünyada hâlen kullanılan en eski köprüdür. Okuduğunuz üzere muhteşem bir tarihi eser olan ve halen dünyanın en eski kullanılan köprüsü olan Taşköprü Adana’mız da bulunuyor. Ne kadar şanslı olduğumuzu ve kıymet verilmesi gereken, koruma altında tutulması gereken bir kültür mirasımız olduğunu da bilmemiz gerekir. Peki; biz Adanalı olarak tarihi eserimiz olan, kültür mirasımıza yeteri kadar değer veriyor muyuz? Hayır, hiç değer vermiyoruz. Yetkililerimiz sağ olsunlar geçmiş dönemlerde restore çalışmalarında bulunmuş, ama gelin görün ki insanlarımız güzelim köprümüzü ne hale getiriyor.

Geçen sene kendini bilmez şahıslar tarafından Taşköprü’ye sprey boyalarla yazılar yazmadılar mı? Bu olayı bilmeyenler veya unutmuş olanlar için hatırlatmak isterim. O kültür mirasımız dediğimiz Taşköprü’müzün duvarlarına aynen şunları yazmışlar, “Ben hayalimi küllükte taşıyorum. Deryam. Emrah, Erdal Şen ortaklar çapraz. Ali Sami. Hadi gel buluşalım. Baran, Beren, Polat.” Bu çirkinliği yapan, halk dilinde neyin kafasını bile yaşadığını bilmeyen ahmaklar yüzünden sadece Türkiye’nin değil, neredeyse tüm dünyanın dilene düşmedik mi? Kendini bilmeyen, yaşadığı toprakları bilmeyen, kültür değerlerimize hiç saygısı olmayan şahıslara diyecek hiçbir sözüm yok. Muhtemelen böyle kötü davranışları ergen diye tabir ettiğimiz genç gurubu yapmıştır. Keşke bu yapılanları bir güvenlik kamerası görüntüleyebilseydi, ne yaptığı bilmeyenler gereken cezaları alsalardı.

Geçtiğimiz Cuma günü gazetemizde “Adana’ya yakışıyor mu?” manşetli bir haber yaptık. Geçen hafta içinde Taşköprü’nün üzerinde bulunan seyyar satıcıları sütunlarımıza taşıdık. Koskoca Adana’da yer bitmiş de, son olarak Taşköprü’yü de kullanalım dercesine köprüyü seyyar satıcılar işgal etmiş durumda. Köprünün ortasına kadar uzanan tezgahlar, yaya trafiğini engelleyecek noktaya gelen seyyar satıcılardan vatandaş şikayetçi olsa da, kimsenin umurunda değil maalesef. Bir de Taşköprü biliyorsunuz araç trafiğine kapalı, ama gelin görün ki köprüden geçmeyen araç yok mübarek. Motosikletler, elektrikli motorlar, bisikletler vızır, vızır geçiyor. Hem de çok süratli bir şekilde, tabiri caizse gözü kapalı geçiyorlar. Haberin fotoğraflarını çekerken kaç kere ezilme tehlikesi yaşadım bilemezsiniz. Kimse-kimsenin umurunda değil! Birileri çıkıp da ‘Ya arkadaş, sen neden buraya tezgah açıyorsun?’ veya ‘Sen neden motosikletle bu kadar hızlı geçiyorsun’ demez mi? Demiyorlar, İlgilenmiyorlar! Yetkililer görevlerini neden yerine getirmiyor? ‘Ya benim mesaim dolsun da, başım belaya girmesin de’ gibi zırvalıklarla bir sürü çalışan yetkili var bu şehirde.

Adana’ya yakışıyor mu? Bu işgalden kurtarın! Yok mu bir yetkili! Yetkililer göreve! Gibi başlıklar atmaya, haberler yazmaya, devam edeceğiz. Ta ki; bir yetkili çıkıp görevini yerine getirene kadar…