Eskiden sağlıklı beslenme deyince aklıma sadece diyet listeleri, tatsız tuzsuz salatalar ve sürekli aç kalmak gelirdi. Bir dönem her pazartesi diyete başlayıp, salıya varmadan pizzayla barış ilan etmiş biri olarak söylüyorum: Bu işin öyle Instagram’daki kadar kolay olmadığını hepimiz biliyoruz.

Defalarca sağlıklı beslenmeye çalıştık ama sonra pes ettik. Sabahları limonlu su içmekle başlayıp akşamları köfte ye dönüşen menüler gündüzleri kısır partileri kısır denildiğinde bile ağzımız sulanıyor . Diyete başlamak için önce psikolojini hazırlamak gerekir psikolojin hazır değilse başlamak imkânsız oluyor yukarıda bahsettiğim gibi diyete başlarsın ertesi günü bozarsın. Sizler kararlı olduktan sonra bedeninizde çok güzel değişiklikler büyük farklar yaratmaya başlar. Sonra vücudunuz sağlıklı beslenmeye alışır. Evet, bazen canımız çekince o pizzayı vicdan azabı duymadan yeriz. Çünkü sağlıklı beslenme, kendini cezalandırmak değil; denge kurmak demekmiş.

Bu işin sırrı “şunu yeme, bunu da yeme” listelerinde değil. Sır, bir gün kahvaltıya avokado koymak, ertesi gün simit-peynirle mutlu olmakta. Yani bedeninle küs değil, barış içinde yaşamakta. Kısaca sağlıklı beslenme demek hayatı kendine zindan etmek demek değil sağlıklı beslenin ama arada tatlı kaçamaklar yapın.