Yaşamın devamı için enerji vazgeçilmez bir unsurdur. Günlük hayatımızın neredeyse her anında enerjiye ihtiyaç duyuyoruz. Evlerimizi aydınlatırken, ulaşım araçlarını kullanırken, fabrikalarda üretim yaparken ya da teknolojik cihazlarımızı çalıştırırken hep enerjiye bağımlıyız. Üstelik artan dünya nüfusu ve hızla gelişen teknoloji, enerjiye olan ihtiyacı her geçen gün daha da artırıyor.
Bugün kullandığımız enerji kaynaklarına baktığımızda petrol, doğal gaz ve kömürün başı çektiğini görüyoruz. Bunların yanında hidroelektrik, güneş enerjisi, elektrik enerjisi, mekanik enerji ve ısı enerjisi de hayatımızda önemli yer tutuyor. Ancak bu tabloya biraz daha dikkatli baktığımızda önemli bir gerçekle karşılaşıyoruz. Fosil yakıt olarak bilinen petrol ve kömür kaynaklarının sonsuz olmadığı artık herkes tarafından kabul ediliyor.
Uzmanlar bu kaynakların önümüzdeki birkaç on yıl içinde ciddi ölçüde azalacağını ifade ediyor. Belki 30 yıl, belki 40 yıl. Ancak artan nüfus ve tüketim hızını düşündüğümüzde bu sürenin daha da kısalması ihtimali oldukça yüksek. Bu durum bize tek bir şeyi gösteriyor. Geleceğin enerji politikasını bugünden düşünmek zorundayız. İşte tam da bu noktada yenilenebilir enerji kaynakları büyük önem kazanıyor. Özellikle güneş enerjisi, hem çevre dostu olması hem de sürdürülebilir bir kaynak olması açısından öne çıkıyor. Aslında güneş yalnızca bir enerji kaynağı değil, aynı zamanda dünyadaki yaşamın temelidir. Bitkilerin büyümesinden iklim döngülerine kadar pek çok doğal süreç güneşten aldığı enerji sayesinde gerçekleşir.
Dünya güneş etrafında dönerken mevsimler oluşur, kendi ekseni etrafında dönerken gece ve gündüz meydana gelir. Güneşin sağladığı ışık ve ısı, doğadaki ekolojik döngünün devam etmesini sağlar. Kısacası dünyadaki yaşamın sürdürülebilirliği büyük ölçüde güneşe bağlıdır.
Türkiye açısından baktığımızda ise enerji konusu ayrı bir önem taşımaktadır. Petrol ve doğal gaz rezervleri bakımından zengin bir ülke değiliz. Bugün kullanılan petrolün büyük bir kısmını dışarıdan ithal ediyoruz. Bu durum her yıl milyarlarca doların ülke dışına çıkmasına neden oluyor. Bu nedenle enerji politikalarında yerli ve yenilenebilir kaynaklara yönelmek kaçınılmaz bir zorunluluk haline geliyor. Özellikle güneş ve rüzgar gibi temiz enerji kaynaklarının daha fazla kullanılması hem çevreyi koruyacak hem de ekonomik açıdan ülkeye önemli katkılar sağlayacaktır.
Elbette enerji meselesi yalnızca üretimle ilgili değildir. En az üretim kadar önemli olan bir başka konu da enerji tasarrufudur. Enerjiyi bilinçli kullanmak artık bir tercih değil bir sorumluluktur.
Enerji tasarrufu yalnızca kullanılmayan lambayı kapatmak ya da cihazları prizden çekmek anlamına gelmez. Aynı zamanda daha az enerji tüketen ürünleri tercih etmek de tasarrufun önemli bir parçasıdır. Günümüzde özellikle beyaz eşya sektöründe geliştirilen yüksek verimli cihazlar bunun iyi bir örneğidir. Enerji sınıfı yüksek olan, yani daha az enerji tüketen ürünleri tercih etmek hem bütçeye hem de çevreye katkı sağlar. Enerji modern yaşamın temel taşıdır. Ancak bu enerjiyi nasıl ürettiğimiz ve nasıl kullandığımız geleceğimizi doğrudan belirleyecektir. Doğayı kirletmeyen sürdürülebilir enerji kaynaklarına yönelmek ve enerjiyi bilinçli tüketmek hepimizin ortak sorumluluğudur. Enerji yalnızca bugünün meselesi değil, aynı zamanda yarının dünyasını şekillendiren en önemli konulardan biridir.