Toplu taşıma araçlarına binen herkesin gözüne çarpan bir manzara var: Ayakta yaşlılar, engelliler, hamileler ya da çocuklu anneler… Ve onların hemen yanı başında, kulaklığı kulağında, telefonuna gömülmüş gençler. Ne yazık ki çoğu zaman yer vermek akıllarına bile gelmiyor.

Kusura bakmasınlar ama bu manzara utanç verici. Yer vermek bir lütuf değil, bir insanlık borcudur. Büyüğe saygı, küçüğe sevgiyle yetişmiş bir milletin evlatları, otobüste gözlerini kapatarak sorumluluktan kaçıyorsa, bu sadece bireysel bir kabalık değil; toplumsal bir çürümenin de göstergesidir.

“Ben oturayım, başkası düşünsün” mantığıyla nereye varılabilir? Yarın onların da saçına ak düşecek, bacaklarına derman kalmayacak. O gün gelip de ayakta kalakaldıklarında, bugünkü vurdumduymazlıklarının acısını yaşayacaklar.

Gençler bilsin ki, yer vermemek sadece bir koltuk meselesi değildir; terbiyenin, vicdanın, insanlığın ölçüsüdür. İnsan kendini ancak başkasına gösterdiği saygıyla var eder. Eğer otobüste bile büyüğüne hürmet etmeyi beceremeyen bir gençlik yetişiyorsa, yarının toplumsal yapısında ciddi bir çatlak var demektir.

Oysa bu mesele yalnızca bir koltuk değil; saygının, vicdanın ve insanlığın göstergesidir. Bir yaşlı, bir anne ya da bir engelli yolcuya yer vermek aslında geleceğe yapılan bir yatırımdır. Bugün yer verilmeyen yaşlı, dünün genci idi.

Yarın bizler de o koltuğu bekleyenlerden olacağız.

Gençlerimizin bu davranışının altında biraz duyarsızlık, biraz da “bana dokunmayan yılan bin yaşasın” anlayışı yatıyor. Hâlbuki toplum olmanın en temel şartı, birbirine karşı duyarlı olmaktır. Kulaklıktan yükselen müzik bir süre sonra biter ama verdiğiniz yerin insana hissettirdiği o incelik, kalpte ömür boyu kalır.

Unutulmamalıdır ki; otobüste yer vermek sadece bir görgü kuralı değil, aynı zamanda bir kültürdür. Bizim toplumumuzun en büyük değeri de büyüğe saygı, küçüğe sevgi değil midir? Eğer bu değerleri kaybedersek, sadece bir koltuk değil, koca bir toplumsal mirası da kaybetmiş oluruz.

Gençlere çağrım şudur: Yer vermek sizi küçültmez, aksine yüceltir. O koltuğu terk ettiğinizde kaybettiğiniz şey konfor değil, kazandığınız şey insanlıktır.