Kroisos, Pers ordusunun geleceğini tahmin ettiği için daha ileriye gitmeyerek burada ordusuyla beklemeye koyuldu. Bir süre sonra ufukta Pers ordusu görünmeye başlamıştı. MÖ. 547 yılında gerçekleşen ve tarihe Biteryan Muharebesi olarak geçen savaşta iki taraf da çok ağır kayıplar verdi. Öyle ki savaşın ilk günü gün doğumundan hava kararana kadar savaşılmış ancak kazanan çıkmamış, akşam olunca iki ordu da saflarına geri çekilmişti. Ertesi sabah Perslerin saldırmadığını gören Lidya Kralı Kroisos, ordusunun sayıca az olduğunu düşünerek başkente dönme kararı aldı. Kroisos, Perslerin de çok adam kaybettiği için geri çekileceğini ve savaşın şimdilik bittiğini düşünüyordu. Üstelik bundan o kadar emindi ki, Başkent Sardis’e çekilirken, kış yaklaştığı için paralı askerlerinin bir bölümünü dağıtarak evlerine gönderdi.

Ancak Büyük Kroisos ağır kayıplarına rağmen risk alarak Lidya Kralını takibe başlayacaktı. Kroisos ancak Sardis’e geldiğinde Perslerin peşinden geldiğini öğrendi ve hatalarına bir yenisi daha ekleyerek şehrin kalın surları arkasında savunma yapmak yerine, eksik olan ordusuyla dışarı çıktı ve Persleri Meydan Muharebesinde karşıladı. Persler ilk savaştan dersler çıkarmıştı. Lidyalıların ağır süvarileri ilk çarpışmada Persleri en çok zorlayan silah olmuştu. Bunun için yükleri taşıyan develeri kullanmaya karar verdiler. Çünkü atlar develerden ürküyorlardı. Bu nedenle Pers süvarileri atlarından inip develere bindiler. Timra Savaşı başladığında Perslerin planı tutmuştu. Kroisos’un atlıları develerden ürkerek saf dışı kalmış, bazıları geri çekilmiş, bazıları da atlardan inerek piyade olarak savaşmışlardı. Ayrıca kanatları koruyan atlılar olmayınca Persler, Lidya merkez hattında bulunan Mısırlı paralı askerlerin etrafını tamamen sarmıştı. En güçlü silahı olan atlılardan mahrum kalan Kroisos, Mısırlı paralı askerleri ölüme terk ederek kalan ordusuna şehre geri çekilme emri verdi.

***

LİDYA KRALLIĞI TARİHTEN BÖYLE SİLİNDİ

Pers Kralı savaş alanından yalnız kalan ve etrafı sarılan Mısırlı askerlere, “Burada ölmektense ücretiniz ödeyeyim, benim için savaşın” dedi. Elbette Mısırlı askerler de bu teklifi hemen kabul etti ve saf değiştirerek Perslerle beraber Sardis Şehrini kuşatmaya gittiler. Kroisos’un elinde gelen bir avuç paralı asker de şehrin düşeceğinden emin oldukları için para yerine canlarını seçerek bir bir firar etmeye başlamıştı. Nitekim savunmasız kalan Sardis Şehri 14 günlük kuşatmanın ardından düştü ve Lidya Krallığı tarih sahnesinden silindi.

TARİHİ MİRASLARI DEFİNECİLER YOK ETTİ

Daha sonraları bir Pers vilayeti olarak yönetilen bu bölgeden Pers kayıtlarına göre 50 bin ton gümüş ve 33 bin ton altın götürülmüştür. Bugün Türkiye, Lidyalıların bize bıraktıkları miras olan Tümülüs Mezarlarına ev sahipliği yapıyor. Sardis Antik Kenti yakınlarında bulunan bu küçük tepelerin hepsi, Lidya Krallarının ve soylularının mezarları. Bin Tepeler adı verilen bu bölgede 149 adet Tümülüs Mezarı bulunmaktaydı. Ancak maalesef bunlardan 34 tanesi tarım faaliyetleri için düzlenerek yok edilmiştir. Bu kum tepelerinin içinde bulunan mezar odaları ise acınacak halde. Maalesef ki burada bulunan tüm mezarlar defineciler tarafından soyulmuştur. Sahipsiz kalan Lidya mezarları her geçen gün defineceler tarafından talan edilmeye devam ediliyor.

Hatta tarihe saygısı olmayan bazı arsızlar, 2500 yıllık mezarları kepçe gibi iş makineleriyle tahrip edip altın arıyorlar.

MÖ. 560 yılında dünyanın en zengin krallığının başına geçen Lidya Kralı Kroisos’in yani Kral Karun’un koskoca krallığı kendi elleriyle nasıl tarih sayfasından silindiğinin hikayesi… Demek ki, ‘Parayla saadet de, mutluluk da” olmuyormuş. Kral Karun denilen bu adamın beceriksizliği, bilgisizliği, cahilliği ve sabırsız davranışı yüzünden koskoca bir krallığı nasıl da yok olmuş.

KAYNAK: https://www.instagram.com/cavitpancar/