Kırk yıl hatır denilince akla ilk gelen şey elbette kahvedir. O mis gibi kokusuyla, köpüğüyle, sohbetiyle birlikte Türk kahvesi sadece bir içecek değil bir kültürdür. Kahve dostluğu demleyen, komşuluğu kaynaştıran sessiz bir arabulucudur. Her yudumunda hatıralar gizlidir.

Eskiden bir kapı çaldığında misafire “bir kahve yapayım mı?” cümlesiyle başlanırdı muhabbete. O kahve misafirliğin ilk sıcak adımıydı. Şimdi ise bir mesajla soruyoruz “müsait misin?” diye. Misafirliklerin yerini sanal görüşmeler kahvenin yerini klavye sesleri aldı.

Kahvenin kırk yıl hatırı vardır derler. Belki de bu söz insanın insana verdiği değeri unutmaması içindi. Çünkü aslında hatır kahvede değil insanın kalbinde saklıydı. Bir fincan kahve, bazen bir dostluğun, bazen bir affedişin başlangıcı olurdu.

Zaman değişti, insanlar hızlandı, sohbetler kısaldı. Artık kahveler hazır sohbetler aceleye geliyor. Eskiden kahve pişene kadar muhabbet koyulaşırdı şimdi kahve pişmeden bitiyor konuşmalar. Oysa kahvenin en güzel tarafı beklerken duyulan cezve sesiydi.

Bugün kahve çeşitleri çoğaldı, latte, mocha, americano, macchiato gibi. Her zevke göre bir kahve var. Ama içlerinde eksik olan bir şey var samimiyet. Kahve içiyoruz ama konuşmuyoruz. Fal bakmayı unuttuk çünkü herkesin geleceği artık telefonda yazıyor.

Bir zamanlar kahve falı dostluğun bahanesiydi. Telvede şekiller ararken aslında birbirimizin gözlerinde anlam arardık. “Kalp çıktı, biri seni seviyor” cümlesiyle gülüşler paylaşılırdı. Şimdi ekranlarda kalpler var ama duygular eksik.

Belki hala bir yerlerde kahvenin hatırı duruyordur. Bir annenin mutfağında, bir dostun sessizliğinde, bir komşunun kapısında saklıdır o hatır. Çünkü kahve sadece içilmez paylaşılır. O paylaşımda sevgi, emek ve anlayış vardır.

Anneyle içilen kahvenin tadı bir başkadır. Cezvede kaynarken çıkan ses bile insana huzur verir. O kahvede sadece kahve değil sabır ve şefkat vardır. “Kızım ne derdin var?” diye başlayan o sohbet, “boş ver, geçer” diye biterdi. Kahve acı olsa da sevgiyle tatlanırdı.

Bugün belki kahve falında geleceği göremiyoruz ama geçmişin hatıraları hala fincanın dibinde duruyor. Her yudumda bir tebessüm bir anı saklı. Belki de asıl fal geçmişi unutmamaktır. Çünkü hatır sadece sözde değil kalpte yaşar.

Dilerim hayatınızda o kırk yıl hatırı hiç bitmeyecek dostluklarınız olsun. Kahvesini içtiğiniz insanlar sizi anlayan, yargılamayan, sadece dinleyen insanlar olsun. Çünkü bir fincan kahveyle başlayan her dostluk bazen ömürlük bir sıcaklığa dönüşür. Ve o sıcaklık hiç soğumaz.