1997 yılında ikinci albümü olan ‘Haykırsam Dünyaya’ isimli kasetini piyasaya süren Kerim Tekin, değiştirdiği imajıyla bir kez daha müzik piyasasına bomba gibi düşer. Uzattığı saçları, kirli sakalları ve taktığı küpesiyle ilk albümdeki bebeksi yüz ifadesinden sıyrılıp, genç kızların aşık olduğu bir isim haline gelir.
1997 yılında ikinci albümü olan ‘Haykırsam Dünyaya’ isimli kasetini piyasaya süren Kerim Tekin, değiştirdiği imajıyla bir kez daha müzik piyasasına bomba gibi düşer. Uzattığı saçları, kirli sakalları ve taktığı küpesiyle ilk albümdeki bebeksi yüz ifadesinden sıyrılıp, genç kızların aşık olduğu bir isim haline gelir. İlk albümünde olduğu gibi bu albümde de yine çok önemli kişilerle birlikte çalışır. Şehrazat, Fedon, İskender Paydaş ve Tayfun Duygulu bu isimlerden sadece bazılarıdır.
Özellikle ilk çekilen klip olan ‘Kar Beyazdır Ölüm’ müzik piyasasını adeta sallar. O yılların bir başka pop şarkıcısı Tayfun Duygulu bu şarkıyı Kerim Tekin’e verme hikâyesini yıllar sonra şu şekilde anlatır;
“Kerim’in menajeri bir gün;
‘Senin kendine sakladığın bir şarkı kesin vardır’ dedi.
O anda benim için soruyor sandım ve var deyip mırıldanmaya başladım. Kerim de balkondan bizi dinliyormuş. Aşağıya inip kapıdan;
‘Bu parça benim’ diye seslendi.
Olmaz, ben okuyacağım dedim. 20 dakika boyunca beni ikna etmek için çok cebelleşti. Kerim şarkıyı okuyunca tüylerim diken, diken oldu. Onun kısmetiymiş.
Kerim her zaman; ‘Ben trafik kazasında öleceğim! Ölürsem albüm belki çok satar’ derdi.
Biz de, sen yaşarken çok satsın. Olur mu öyle şey derdik. Kısmet işte. Bazı şeyler insanın içine doğarmış. Nur içinde uyusun. Kazadan sonra Kerim’in annesinin yanına gittiğimde;
‘Oğluma neden böyle bir şarkı yaptın?’ diye sordu. ‘Sanki kara haber parçası gibi!’
‘Annem, ben ne bileyim? Ben ‘Kar Beyaz’ diyerek onun ruhunu anlatmıştım’ dedim.
Birbirimize sarılıp ağladık. Gerçekten de öyleydi. Bu şarkı sanki Kerim Tekin için yazılmış gibiydi. Onun kısacık hayatının özetiydi sanki.
***
Yıllarca dillerden düşmeyen şarkı, her dinlediğimizde Kerim Tekin’i hatırlatır bizlere. Hatta şarkı o kadar çok sevilir ki, aynı isimli bir sinema filmi çekilir. Ancak Kerim Tekin’in erken vedası sebebiyle bu film asla gösterime girmez. Kerim Tekin, 1998 yılında ‘Haykırsam Dünyaya’ ve ‘Akşamlar’ isimli parçalarına da klip çeker. Bu şarkılarla adeta bize veda eder.
Yine aynı yıl içinde ‘Yaz Aşkım’ isimli dizide rol alan sanatçı. Yurtiçinde ve yurtdışında yüzbinlerce insana konserler verir. Kerim Tekin’in zirvede olduğu yıllar, onun hazin sonunun da habercisi olur. Kerim, her sene düzenlenen Afyon-Sandıklı Termal konserine gidecek ve şarkılarını söyleyecektir. 26 Haziran 1998 akşamı büyük ilgiyle beklenen konsere gidip şarkılarını söyler. Sahneden iner inmez bir arkadaşının düğününe yetişmek için menajeri Halis Bütünley ile birlikte yola çıkar. Ama o düğüne gidiş yolu, onun için karanlık bir caddeye dönüşür. Kerim Tekin’in içinde olduğu araç, karşı taraftan gelen bir süt tankeriyle çarpışır. Ünlü şarkıcı olay yerinde hayatını kaybeder. Ölümü hem sanat camiasını, hem de milyonlarca insanı yasa boğar.
***
Kimse inanmak istemez onun ölümüne! Ancak Kerim Tekin, o kara gecede sessizce kayıp gitmişti aramızdan. Geride ise gözü yaşlı bir aile ve kalbi kırık dostları kalır. Ne hazindir ki, ‘Ben ölürsem belki albüm çok satar!’ sözü gerçeğe dönüşür. Bu albüm ölümünden kısa süre sonra 2 milyon satış rakamına ulaşarak rekor kırar. Eğer yaşasaydı çok daha büyük işlere imza atacağı kesindi. Tüm sevenleri emindi bundan. Henüz 23 yaşında öldüğünde arkasında çok başarılı olmuş 2 albüm bıraktı ve asla unutulmayacaklar arasına ismini altın harflerle yazdırdı.
Samimiyetiyle, duygu yüklü merhametli kalbiyle, kısacık hayatına sığdırdığı başarılarıyla ve kimseyi kırmayan o hassas kalbiyle bir Kerim Tekin geçti bu hayattan. Işıklar içinde uyu Kerim Tekin.