MARİE ANTOİNETTE…
‘GÜVERCİN PİSLİĞİ!’
Dünya klasında bir güzelliğe sahip Fransız Kraliçesi Marie Antoinette, bu unvanını sürdürmekte kararlıymış. O da, İmparatoriçe Elisabeth gibi bir yüz maskesiyle yatağa girermiş. Maskesi konyak, yumurta, süt tozu ve limon içeren bir bileşimden oluşuyormuş. Ayrıca güvercin pisliği de onun kendine özgü güzellik sırlarından biriydi. Bazı zamanlarda bu maskeye güvercin pisliği de eklerdi. Bunun yaşlanma sürecini geciktirdiğine inanıyordu.
İSKOÇ KRALİÇESİ MARY…
‘ŞARAPTAN BANYO…’
İskoç Kraliçesi Mary çok da güzel bir kadın sayılmazmış. Büyük bir çeneye ve keskin bir burna sahipmiş. Ama o bir kraliçeydi ve güzel görünmesi gerekiyordu. Cildini olabildiğince güzel tutabilmek için hizmetçilerinin beyaz şarapla doldurduğu küvette banyo yapıyordu. Şarabın onun cildine iyi geldiğini düşünüyordu. Kulağa hoş gelen bu banyo günümüz sosyete camiasında halen uygulanmasıdır. Dünyanın her yerinde geçerli olan beyaz şarapla banyo yapmanın bir de ismi var; Wine Therapy…
İMPARATORİÇE ZOE…
‘KENDİ KOZMETİK LABORATUARINI AÇTI…’
Ayasofya Camii’nin duvarında görebileceğimiz İmparatoriçe Zoe, İmparatoriçe Theodora’nın kız kardeşi ve Bizans İmparatorluğu’nun en güzel kadınlarından biriydi. 60’lı yaşlara geldiğinde bile hala genç bir kız gibi göründüğü dedikodular yayılmıştı. Bu kadar güzel ve bakımlı görünebilmek için gerçekten çok emek sarf etmiş olmalı. İmparatoriçe olduktan sonar Zoe, sarayın içine kendi kozmetik ürünlerini hazırlatabileceği bir laboratuar inşa ettirdi. Burası gerçek bir kozmetik fabrikası gibi çalışıyordu ve tek müşterisi ise İmparatoriçe Zoe’ydi…
LUCREZİA BORGİA…
‘SAATLERCE YIKANAN SAÇLAR…’
Papa VI. Alexander’ın kızı olan Lucrezia hırsları, entrikaları ve komplolarıyla Avrupa Tarihini şekillendiren en ünlü ailelerinden birisi olan Borgia’ların üyesidir. Söylentilere göre ünlü şair Lord Gordon Byron bir zamanlar Lucrezia’nın saçlarına âşıktı ve ondan ilham alıyordu. Lucrezia gününün çok uzun bir zaman dilimini saçlarını yıkamaya ayırırdı. Parlak ve sarı saçlara sahipti, fakat bu saçlar doğal değildi. Ailesindeki herkesin esmer olması da bu gerçeği destekliyordu. Lucrezia saçlarını saatlerce limon suyunda yıkar ve günün diğer kısmında da güneşin altında beklerdi.
***
TRUVALI HELEN…
‘SİRKE BANYOSU…’
Truvalı Helen o kadar güzel bir kadınmış ki, binlerce insan onun için savaşarak ölmüştü. Helen kozmetik bakımı konusunda da kayda değer bir anlayışa sahipti. Söylentilere göre her gün onun emrindeki görevlilerin hazırladığı sirkeyle doldurulmuş küvete girer ve orada saatlerini geçirirdi. Helen daha o yıllarda sirkenin vücuttaki PH seviyesini dengelediğini biliyor olmalıydı.
SİMONETTA VESPUCÇİ…
‘ARSENİK, SÜLÜKLER VE İNSAN İDRARI…’
Adını pek bilmiyor olsanız bile, Simonetta’nın yüzünü defalarca görmüş olabilirsiniz. O, Rönesans’ın en büyük ressamlarından bazılarının ilham kaynağı olmuştur. Birçok ressam model olarak kendisiyle çalışmak istemiştir. Rönesans Dönemi’nde bilinen birçok tabloda Simonetta’nın yüzünü görmek mümkün. Daha 16 yaşındayken kuzeniyle evlenmiş, bu evliliğin ardından Florensa’da çok meşhur bir yüz olmuştur. Yani o dönemde Simonetta bir güzellik ikonuymuş. Simonetta bu güzelliğini çok farklı bakımlara borçlu olduğunu dile getirmiş. Oldukça garip sırları olan Vespucçi yüzünün sürekli soluk, beyaz bir renkte olması için sülüklerden faydalanır, ekmek kırıntısı, sirke ve yumurta akı kullanarak cildine maske yaparmış. Kaşlarının güzel görünmesi için ise arsenik kullanırmış.
Simonetta daha 22 yaşında tüberküloz sebebiyle hayata gözlerini yummuştur. Bulunduğu en meşhur tablo olan Sandro Botticelli’nin yapmış olduğu Venüs’ün Doğuşu tablosu da ölümünden 9 yıl sonra tamamlanmıştır.
***
Bahsettim kadınlar yüzyıllar önce yaşamış ve tarihe bir şekilde adını yazdırmışlar. Tabii şimdiki teknoloji o dönemlerde ne gezer. Hani okuyamayan insanlar hep der ya, ‘Oxford’a gönderdiler de, biz mi gitmedik?’ Bu da tıpkı bu söz gibi, ‘Onların zamanında yüz gerdirme, burun, dudak estetiği veya liposuction (yağ aldırma) vb. gibi zahmetsiz güzellik seansları vardı da, onlar mı gitmedi?’
Yine de o dönemlerdeki kadınların güzellik uğruna yaptıkları içinizi ürpertmedi mi? Güzelliklerini kazanmak ve korumak için uzun uğraşlar vermiş, bu uğurda da olmayacak işlere imza atmışlar. Şarap banyosu, güvercin pisliği, dana etinden yüz maskesi, sirke banyosu, sülük, insan idrarı ve arsenik gibi çok tehlikeli maddeleri kullanmaktan çekinmemişler.
Ne diyeyim, pes doğrusu!
KAYNAK: www.instagram.com/bilgidamlasiyoutube