Arabesk şarkılarda; kadere veryansın edenden sevdiğine isyan edene, dostlarından kazık yiyenden arkadaşlarına sitem edenlere kadar bol acılı, “Küstüm oynamıyorum!” sözleri yer alır. Anlayacağınız, Türk Arabesk müziğinde yığınla mutsuzluk, pişmanlık, acı, dert ve keder vardır.

İnsanın aklına gelmiyor değil hani, ‘Bu şarkılara can veren, içinde acı dolu hikâyeler barındıranlar;

Sizlerin hiç mi suçu yok?

Tuhaf, çok tuhaf!

Lakin arabesk budur;

Acı, dert, keder, isyan, veryansın, haykırış olmazsa; Arabesk de olmaz, öyle değil mi?

Arabesk kimine göre; ‘Can’, kimine göre ‘Hayatın ta kendisi’, kimine göre ise; ‘Gereksiz acı!’

Peki, siz değerli okurlarımız; Arabesk, sizler için ne anlam ifade ediyor?

***

Yıllara meydan okuyan bazı kült arabesk şarkıları dinlediğimizde, akıllara bir türlü kavuşamayan ya da karşılık bulamayan sevgililer gelir. Ayrı dünyaların insanları olduğuna inanan, sevdalıların kâbusu olan ‘zalım baba’ tiplemelerinden, yakın arkadaşına kaçarak sevdiğini can evinden vuran, hançerleyen kadınlar da arabeskin önemli yapı taşlarıdır.

Hep kendi mazlum, hep kendi mutsuz, hep kendi acılar içinde kıvranır!

Kim bu acı çekmeyi sevenler; acıyla beslenen, yaşadığı kötü kaderi bestelere döken arabeskçiler..

Aslında çözüm çok basit; Sizi üzen, mutsuz edenden uzak durun!

Bu kadar basit…

Peki, biz millet olarak neden acı çekmeye bayılıyoruz?

Neden kimsenin normal bir hayatı olmuyor?

Üstünden yıllar geçtikçe yaşanmış kötü hatıraların acısı, neden hep maziden sorulur?

Geriye dönüp bakıldığında, ‘acıların çocuğu’nun hiç mi suçu günahı, eksiği gediği, hatası, yanlışı yoktur?

Ee, bu da madalyonun öteki yüzü!

***

Mazi denince; arabeskin iki dev ismi Müslüm Gürses ve Ferdi Tayfur’un “Gitmeyin Yıllar” şarkısı geldi aklıma.. 6 dakikalık bu damar şarkıyı az evvel dinledim ve ağlamamak için kendimi zor tuttum! Bu iki dev isim, birlikte düet yaptığı arabesk şarkıyı muhteşem yorumlamışlar. Aslında ikisi de bu şarkıyı ayrı ayrı seslendirmiş, ama tıpkı bir düet yapmışlar gibi düzenleme yapılmış. Hatta o dönemlerde, “Acaba hangisi daha iyi söylemiş?” diye, hafiften bir rekabet de olmuş aralarında.

Bu muazzam damar şarkıda, Müslüm Gürses ve Ferdi Tayfur; gelmişine geçmişine, kaderine alın yazısına, sevdiğine dostlarına anlayacağınız hayatına giren herkese veryansın ediyor. Ayıptır söylemesi bir sövmedikleri kalmış!

Öyle ki, şarkının en can alan sözü; “Evvelce Mutluydum Maziye Sorun!” nakaratıdır.

Yoksa mazi; “Evet, bu adam evvelce çok mutluydu, ama şimdi acılar içinde kıvranıyor. Bunun sorumlusu sizlersiniz, bütün suç sizin! Ben şahidim…” mi diyor acaba!

“Peki, zamanında çok mutluydun da, hatta maziyi de bahane etmişken; o halde neden hep seni üzecek kişilerle muhatap oldun?”

“Sonunda mutsuz olan, acı çeken, isyan eden neden hep sen oluyorsun?” diye sormazlar mı adama?

Sorun kim ya da kimlerde?

Buna da siz karar verin…