Bölgede birçok takımı hedefe ulaştırdıktan sonra, Adanaspor'a, Demirspor'a "çok zor ortamlarda" şampiyonluklar yaşatarak, taraftarları mutlu eden kişinin
adı: ERCAN,
soyadı: ALBAY'dır..
O'nu, herkes Samsunlu bilir..
Doğrudur..
Doğum yeri Samsun'dur fakat, gönlü; "Adana sevdası ve aşkı ile doludur Ercan Albay'ın..
Çocukları Adana doğumludur.. Yaşamını 50 yıla yakındır Adana'da sürdürmektedir..
DAHA'sını isteyen çokbilmiş (!) zırtapozlara şu gerçeği ifade edeyim...
-Ercan Albay, Demirspor ve Adanaspor formalarını şerefle terletmiş, her iki takıma büyük hizmetler vermiş birisidir..
Bunlar "dünlerde" yaşandı..
Gelelim bugüne..
"Bugün ne oluyor?"
O'na bakalım..
Herzaman olduğu gibi, bugün de Ercan Albay konuşuluyor..
Kim konuşuyor?
-Demirspor ve Adanaspor'a gönülden bağlı fedakar, cefakar taraftarlar..
Neden konuşuyor?
-Takımlarını şampiyonluğa kavuşturacak kişi olduğu için..
Düşündükleri doğru mu?
-O doğruyu, kimse söylemezse, tarih sayfaları söyler.. Tarih sayfaları da asla ve katta yalan söy-le-mez.
.......
Bugün'ü anlatıyoruz ya...
Devam edelim..
-Bugün, her iki takımın taraftarları "sözbirliği etmişcesine" şu talepte bulunuyor:
Takımımızı "mutlu sona" ulaştırırsa, bunu ancak Ercan Albay yapar.. Bizler O'nu istiyoruz.. Keşke bu isteğimiz gerçekleşse de gelse."
Bu isteğin son derece önemli ve özel olduğu kabul edilebilir.. Ancaaaak, kendim kadar bildiğim Ercan Albay'ın "bilinmezliği çok olan" süreçte, bu isteği kabul edeceğini hiç, ama hiç san-mı-yo-rum..
Ercan Albay, en zorlu, en kritik, en olmaz koşullarda göreve koşmuş, parayı-pulu düşünmemiş, gecesini gündüzüne katmış ve her iki güzide takımımızı şampiyon yapmıştır.. Yani, 'O' "yapmış", kendilerini yönetici sanan bazı zırtapozlar "bozmuş." Sonrasında ne olmuş?
-O'nu da belirtip, NOKTA'yı koyayım..
-Düşünce; "Yetiş ya Ercan... Kalkınca; "Unutuldun ya Ercan"
Tam da bu noktada, bir gram insafı olanlara soruyorum;
-Bu "kofzokttirik düşünceyi" kim kabul eder de, Ercan Albay kabul etsin?
*********
BENDEN BU KADAR!
"Hastalık deme, tam tersini söyle" diyor beni seven dostlar..
Şu aşamada, bunu yapmak çok zor benim için..
Beden yorgunluğu değil, beyin yorgunlugu benimkisi..
Yorgunluğu, yoğunluk doğurur ya HANİ...
Onun gibi YANİ.
.....
Hergün 5- 6 "köşe yazısı" yazabilecek yeteneğimin olduğunu biliyorum..
Gün be gün eridiğimi de biliyorum.. İşte o yüzden, "yeni yazılar, yeni mesajlar" yollayamayacağım sizlere..
Yorgun bedenim, beynime o gücü veremiyor artık..
Bundan sonra sadece, "yuvam" dediğim, herbiri birbirinden değerli kardeşlerimle birlikte ter akıttığım 5 Ocak Gazetesi'ne yetmeye çaba göstereceğim.. "Ne kadar olur?"
O'nu bilemem.
Bildiğim tek şey:
Vedamı, adını Adana’nın kurtuluş gününden alan 5 OCAK’ta yapacak olmamdır.