Fransız İhtilali’nin 1789’da başlamasından ve yönetimin devralınmasından sonra ilk on yılda birkaç farklı bir dönem yaşandı. İhtilali iyi anlayabilmek için bazı dönemleri kısaca tanımamız gerekiyor.
Meşrutiyet Devri: Bastille Hapishanesi baskınından sonra başlayan ve kralın haklarını yeni kurulan meclisle paylaştığı reformların ve yeniliklerin yaşandığı ilk birkaç yıllık sıcak dönemdir.
Terör Dönemi: Cumhuriyet ilan edilmiş, Jakobenler bir yıllık süreyle yönetimi ele almış ve kendi içinde birçok gruba ayrılan devrimci güçler, birbirlerini acımasızca yok etmeye başlamıştır. Devrimin bu aşaması öyle kanlıydı ki, kimin kellesi ne zaman gidecek belli değildi. Her gün toplu mahkemeler kuruluyor ve haklı, haksız birçok vatandaş giyotine yollanıyordu. İnsanlar birkaç yıl önceki özgürlük tanımını ve insan haklarını unutmuştu. Özgürlük, başkalarına zarar vermeyen her şeyi yapabilmekti. Devrim hareketi ise özünden sapmıştı. Peki, bu yapılanın kralın baskıcı yönetiminden ne farkı vardı. Hiç…
Bunun üzerine halk ayaklanmaları Jakobenlerin de sonunu getirdi, onlar da giyotine gönderdikleri on binler gibi giyotinle idam edildiler. Sonrasında değişik yönetim mekanizmaları içeren 9 Thermidor Direktuvar Hükümeti adıyla anılan kısa süreli dönemler yaşandı.
Napolyon Bonapart…
Bu sırada bir isim kendini öne çıkarmaya başlamıştı. Hem halka devrim taraftarlığıyla kendisini kanıtlamış, hem de askeri zaferleriyle yeteneklerini ortaya koymuş bir adam. O adam; Napolyon Bonapart… Napolyon Bonapart, bir general ve Cumhuriyet taraftarı olarak yönetimi ele almayı başardı. Önce kosül, daha sonra da imparator unvanlarını kullanan Napolyon, çok kısa bir süre içinde Avrupa’nın büyük bir bölümünü işgal etti ve Fransa’yı ekonomik olarak zirveye çıkardı. Ancak onun kurduğu krallık da bir şekilde yürümemeyi başardı. Napolyon kalan hayatını sürgünde geçirdi. (Bir sonraki yazımda Napolyon’un sıra dışı hayatını yazacağım)
***
Nitekim 1800’lü yılların sonuna kadar, yani devrimin başlamasından sonra neredeyse 100 yıl boyunca Fransa Cumhuriyet ve Monarşi arasında gidip geldi. Taşların kırıla, kırıla yerine oturması neredeyse bir asır almıştı. Fakat bir zorunluluktu. Bozulan bin yıllık çürük düzenin yerini yenisinin alması birkaç yılda olacak iş değildi. Nitekim İngilizler neredeyse bin yıldır büyük olaylar sonucunda yaşadıkları küçük değişikliklerle yeni sistemlerini kurabilmişlerdi. Şunu bilmek gerekir ki; devrim hareketinin başlamasının tek nedeni ekonomi değildi. Bundan çok daha önemli olan zihinlerdeki devrimdi. Çünkü 100 yıldır Fransa’da halk Montesquieu, Wolter ve Ruso gibi isimlerin eserlerini okuyup, monarşinin üzerlerinde oluşturduğu haksız baskısı görebilmişti. Eğitimli isimlerin sayısı fazlalaşmıştı. Aydınlanmacı halk, mutlak merkeziyetçi eylemin ortadan kalkması ve özgürlüğün halka verilmesini kesin olarak istiyordu.
Ülkede güçler ayrılığı olmalıydı, yani Yasama Yürütme ve Yargı eşit güçte olarak birbirini dengelemeliydi. Bu arzu ve yükselen eğitim seviyesi Fransız İhtilali’nin ekonomik temelinden daha etkili olmuştur. Fransız İhtilali gerçekleştiği asır içerisinde tüm dünyayı ilelebet değiştirdi. Türkler bu ihtilal için İhtilal-i Kebir yani büyük ihtilal tabirini kullanmıştır.
FRANSIZ DEVRİMİ’NİN SONUÇLARI…
Yıkılmaz diye düşünülen, hatta egemenlik hakkını Tanrı’dan aldığını iddia eden, mutlak krallıkların yıkılabileceği ortaya çıktı. İlkel şekli Yunan şehir devletlerinde, gelişmiş şekli İngiltere ve Amerika’da görülen demokrasi, kıta Avrupa’sında gelişmeye başladı ve batı medeniyetinin vazgeçilmez unsurlarından biri haline geldi. Egemenliğin halka ait olduğu kabul edildi. Milliyetçilik ilkesi, siyasi bir karakter kazanarak çok uluslu devletlerin parçalanmasında etkili oldu. Eşitlik, özgürlük ve adalet ilkeleri yaygınlaşmaya başladı. Şahsi güçlere, zekâya ve girişim yeteneğine ortam hazırladı.
YENİÇAĞ’IN SONU, YAKIN ÇAĞ’IN BAŞLANGICI…
Fransız İhtilali, sonuçları bakımından evrensel olduğundan Yeni Çağ’ın sonu, Yakın Çağ’ın başlangıcı olarak kabul edildi. Dağınık halde bulunan milletler, siyasi birliklerini kurmaya başladılar. İnsan Hakları Bildirisi, Fransızlar tarafından dünya çapında bir bildiriye dönüştürüldü. Napolyon’un yenilgisinden sonra gerçekleşen Viyana Kongresi ile Avrupa’nın siyasi durumu yeniden düzenlendi ve tüm bu değişiklikleri halkın kendisi yapmış, yapmakla kalmayıp verdikleri mücadelenin hesabını da sormayı bilmişlerdi. Bugünün Fransa’sı, Amerika’sı, İngiltere’si ve tüm yeni düzenler işte bu düşünsel ve ekonomik devrim yaratıldı...
Sağlıcakla kalın…