3- Tsutomu Yamaguchi…

II. Dünya Savaşı, insanlık tarihinde asla silinmeyecek olan kapkara lekeler bıraktı. Bu lekelerden biri de ABD’nin savaşın sonlarına doğru Japonya’nın Hiroşima ve Nagasaki kentlerine yaptığı nükleer saldırı. 1916 tarihinde Nagasaki’de dünyaya gelen Japon mühendis Tsutomu Yamaguchi, atılan iki atom bombasından da sağ çıkmayı başarmış. Ancak yaşadığı korkunç trajediler sebebiyle buna şans mı denir, yoksa şanssızlık mı; orası meçhul. Yamaguchi 1945 yılının Mayıs ayında ailesini Nagasaki’de bırakarak bir tersanede çalışmak için Hiroşima’ya gitmiş. 6 Ağustos 1945 tarihinde işi sona erdiği için, ailesinin yanına geri dönmek için yola çıkmaya hazırlanıyormuş. Ancak henüz tersanedeyken gökyüzünden gelen şiddetli bir ses sonucunda başını yukarı çevirmiş ve korkunç bir parıltı görmüş. Kendisini yakındaki bir hendeğin içine atmış ve patlama gerçekleştiğinde metrelerce ileri savrularak bir tarlaya düşmüş. Bu esnada kulak zarları patlamış ve kolları ileri derecede yanmış.

Kendine geldiğinde Hiroşima’dan geriye neredeyse hiçbir şey kalmadığını gören Yamaguchi, geceyi hayatta kalan diğer meslektaşlarıyla sığınakta geçirdikten sonra, ertesi gün güç bela Nagasaki’ye dönmüş. Yaraları öyle kötü durumdaymış ki, ilk görüşte onu ailesi bile tanıyamamış. Yine de bir gün sonra kendisini toparlayıp Mitsubishi’nin Nagasaki’deki şirket binasına, Hiroşima’da olan bitenleri anlatmak için gitmiş. Toplantı sırasında tam yaşadığı trajediyi anlatırken, gökyüzünde büyük bir parıltı daha belirmiş. Hemen ardından patlamanın ve şok dalgasının geleceğini bilen Yamaguchi, masanın altına sığınacak vakti bulmuş. Binanın çelik destekli merdivenlere sahip olması sayesinde, bu saldırıdan da sağ kurtulmayı başarmış. Maruz kaldığı radyasyon, Japon mühendisin yıllar boyu hastalıklarla mücadele etmesine sebep olmuş. Kollarındaki yaraların kangrene dönüşmesinin yanı sıra, saçları dökülmüş ve uzun süre kusma nöbetleri geçirmiş. Hayatını kanser sebebiyle kaybetmeden kısa bir süre önce, anılarını kaleme aldığı bir kitap yazmış. Ayrıca, Yamaguchi’nin hayatını anlatan bir belgesel de bulunuyor.

***

2- Joan R. Ginther…

Bu kez, şans mı yoksa şanssızlık mı tartışmalarını bir kenara bırakarak, safi iyi şansı başından aşağı dökmüş birinden bahsedeceğiz. Birçok yayın organı tarafından çoktan “dünyanın en şanslı insanı” olarak adlandırılmış olan Joan R. Ginther, tam dört kez piyangodan büyük ikramiye kazanmış. Aklınıza amorti ödülleri ya da birkaç yüz dolarlık tutarlar gelmesin. Ginther sırasıyla 5.4 milyon dolar, 2 milyon dolar, 3 milyon dolar ve 10 milyon dolarlık ödülleri tutturmuş. Anlayacağınız, muhtemelen bizim de içinde bulunduğumuz yaklaşık bir milyon kişinin şans hakkı, doğrudan Ginther’da birleşmiş. Çünkü bir insanın dört kez büyük ikramiye kazanma olasılığı, 18 septilyonda bir olarak belirlenmiş.

Tam da bu noktada, Ginther’ın olağanüstü şansıyla ilgili bir yazı kaleme alan Harper’s yazarı Nathaniel Rich’in olaya şüpheyle yaklaştığını da vurgulamak gerek. Çünkü Joan R. Ginther, Stanford Üniversitesi’nde doktora yapmış olan bir matematik profesörü. Rich, Ginther’ın bu kadar şanslı olduğuna inanmayı düşünmek yerine, onun istatistik alanındaki uzmanlığı sayesinde bir şekilde piyango biletlerini belirleyen algoritmayı çözdüğünü iddia ediyor. Elbette bu iddiaya ilişkin elinde bir kanıt yok. Ancak söyledikleri doğru olsa bile, bu durum Ginther’ın 20 milyon doları aşkın tutarda ödül kazandığı gerçeğini değiştirmiyor. (Devam Edecek..)