Buzulların erimesi elbette sadece insanları etkilemeyecek. Bu durumdan ilk etkilenecek olanlar, buzullarda yaşayan hayvanlar olacak. Buzullar her ne kadar uçsuz bucaksız, hiçbir canlının yaşamadığı beyaz bir örtü gibi gözükse de, penguenler, kutup ayıları, morslar, halkalı foklar, kutup kurtları, kutup tilkileri, kutup baykuşları, misk sığırları gibi sayısız canlıya ev sahi
Buzulların erimesi elbette sadece insanları etkilemeyecek. Bu durumdan ilk etkilenecek olanlar, buzullarda yaşayan hayvanlar olacak. Buzullar her ne kadar uçsuz bucaksız, hiçbir canlının yaşamadığı beyaz bir örtü gibi gözükse de, penguenler, kutup ayıları, morslar, halkalı foklar, kutup kurtları, kutup tilkileri, kutup baykuşları, misk sığırları gibi sayısız canlıya ev sahipliği yapıyor. Bu canlıların hepsinin günümüzde bile yaşam alanları daraldığı için, nesilleri tükenme tehlikesi içinde bulunuyor. Buzulların tamamen eridiği ve yok olduğu bir senaryodaysa, ilk olarak bu hayvanların dünyaya veda etmesi bekleniyor.
***
Ancak asıl büyük yıkım, denizlerde ve okyanuslarda yaşanacak. Eriyen buzullarla birlikte su sıcaklıklarının değişmesi ve deniz suyuna karışan tatlı suyla beraber, denizlerdeki yaşamın tamamen bitmesi öngörülüyor. Yani deniz canlıları duruma adapte olamazsa ne denizlerde, ne de okyanuslarda tek bir canlı dahi kalmayabilir. Denizler soğurken, su üstünde kalan kara parçalarındaysa durum tam tersi olacak. Uzmanlar şu an ortalama 15 derece olan dünya sıcaklığının, buzulların yok olmasıyla 27 dereceye kadar yükseleceğini söylüyor. Buna bağlı olarak su üstünde kalan topraklarda çok büyük bir çölleşme gerçekleşecek. Yani pek çok bitki ve ağaç türü de bu duruma ayak uyduramayarak kuruyacak. Felaketten sonraki dünyanın bitki örtüsü uzun ve gür ağaçlardan değil, kısa ve çalı yapılı küçük otlardan oluşacak.
Elbette daha sonra sıra bu otlarla beslenen günümüzdeki otçul canlılara, sonra da otçul canlılarla beslenen etçil hayvanlara gelecek. Kısacası, dünyanın düzeni ve besin zinciri tamamen çökecek.
İnsanlık için dünya çok daha kaotik ve yaşanmaz bir yer haline gelecek. Besinlere ve suya erişimin çok zor olacağı kıtlık döneminde, dünya nüfusunun yüzde 90’nından fazlasının hayatını kaybetmesi muhtemel görülüyor. Böyle bir durumda yapılan savaşlar, muhtemelen su ve besin için olacaktır. Peki, insanlık en azından su ihtiyacını bu tuzlu sularla karşılayabilir mi? Bu sorunun cevabı ise; evet... Tuzlu suyu arındırma işlemi için günümüzde pek çok yatırım yapılmakta. Ancak bu teknoloji son derece maliyetli. Yani suyun eskisi kadar ucuz olmayacağı kesin.
İnsanlık hala kendi bildiğini okumakta ve her geçen gün geri dönülemez bir sona doğru ilerliyoruz. Tahminen 4,5 milyar yıl yaşında olan dünyamız, bu zaman sürecinde milyonlarca canlıya ev sahipliği yaptı. Fakat yaşayan her canlı, süresi dolduğundan bu dünyadan çekip gitti. Bizde nesli tükenen milyonlarca canlı gibi burada kiracıyız ve böyle giderse ev sahibinin bir gün bizi evden atacağı kesin.
***
Biz tüm bunları 2000’li yıllarda fark etsek de, ‘Kızılderili Şef Seattle’ 1853 yılında olacakların farkına varmış ve bir cümleyle özetlemişti;
“Son ırmak kuruduğunda,
Son ağaç yok olduğunda,
Son balık öldüğünde,
Beyaz adam, paranın yenmeyen bir şey olduğunu anlayacak…”
Sağlıcakla kalın…