Müfredat konusunda Kainat'ın;

-en bilgili (!)

-en liyakatli (!)

-en önde (!),

-en öncü (!),

-en sözcü (!),

-en sürücü,

-en sürükleyici (!)

-en adil (!),

-en adaletli (!),

-en şefaatli (!)

-en katmerli (!)

-en kerametli (!),

-en basiretli (!),

-en öngörülü (!)

-en hakikatli (!),

-en hakkaniyetli (!)

-en inandırıcı (!),

-en candan (!),

-en cafcaflı(!),

-en kabiliyetli (!),

-en gözcü (!),

-en muhterem (!)

-en mümtaz (!),

-en bulunmaz (!)

-en, en, en, en lider (!)

görünümünde olan MEB yöneticileri vardı ya hani?

Bu zat-ı muhterem abilerimin (!) hakkını yemişim, özür dilerim yani.!

Onlara bu memleketin bulunmaz hint kumaşları, hatta ordinaryüsleri demem lazımmış.!

Nedenini söyleyeyim;

-MEM sınavlarında

dünyada hiç kimsenin aklına gelmeyen, hayaline düşmeyen "ŞALVAR NASIL GİYİLİR?" sorusunu sordukları için.!

Öyle ya;

Şalvarı tanımayandan, nasıl giyileceğini bilmeyenden ögretmen mi olurmuş?

OLMAZ, OLAMAZZZZ!

Şalvar kültürünü bilmeyen öğretmenin, öğrencilerine sinüs'ü de, kosünüsü de öğretme şansı yok.!

Coğrafya, kimya, fizik, geometri, trigonometri, tanjant, kotanjant, resim ve beden eğitimi derslerinde başarılı olmanın en önemli, en öncelikli ve en özel unsuru "ŞALVAR NASIL GİYİLİR?" sorusunu bilmekten geçer.!

DAHA'sını belirteyim;

-Geleceğin öğretmenlerine "ŞALVAR NASIL GİYİLİR?" sorusunu soracak kadar DEHA'laşan (!) efendilerin (!) hangi amaca hizmet ettiği çok ama çok NET olarak anlaşılıyor aslında.!

Biz yinede "ŞALVAR NASIL GİYİLİR?" sorusu için şükredelim..

Ya; "ŞALVAR NASIL SOYULUR?" sorusunu sorsalardı;

"Nice olurdu halları?"