Adana’da son zamanlarda gökyüzünün en cömert haline tanıklık ettik. Günlerce süren yağışlar Toroslar’dan süzülerek ovaya indi, dereler doldu, su yolları coştu. Bu yağışların ardından Çatalan Barajı’nda doluluk oranının yüzde 95’e ulaşması şehirde büyük bir memnuniyet oluşturdu. Uzun süredir kuraklık endişesi yaşayan bir kent için bu oran güven demekti, yaz aylarına daha umutla bakmak demekti.

Adana suyla yaşayan bir şehir. Seyhan Nehri kıyısında büyümüş, bereketini ovadan almış bir coğrafyadan söz ediyoruz. Bu nedenle barajdaki her yükseliş yalnızca bir istatistik değil tarlanın, bahçenin ve sofranın geleceği anlamına geliyor.

Ancak yoğun yağışın ardından baraj kapaklarının açılmasıyla birlikte ovada farklı bir tablo ortaya çıktı. Nehir yatağı çevresindeki bazı tarım arazileri ve bahçeler sular altında kaldı. Özellikle ekim dönemine hazırlanan ya da hasat sürecine yaklaşan üreticiler için bu durum ciddi bir maddi kayıp anlamına geliyor. Bir yıl boyunca verilen emeğin kısa sürede suya karışması kırsaldaki birçok aileyi zor durumda bıraktı.

Bu yaşananlar suyun hem nimet hem de sorumluluk olduğunu bir kez daha gösterdi. Baraj yönetimi teknik zorunluluklarla hareket eder, doluluk kritik seviyeye ulaştığında tahliye kaçınılmazdır. Ancak iklim değişikliğinin etkisiyle yağış rejimlerinin sertleştiği bir dönemde, su yönetiminin daha güçlü planlama ve koordinasyonla yürütülmesi artık bir tercih değil gereklilik haline geldi.

Adana tarım kenti kimliğini korudukça su yönetimi de bu kimliğe uygun hassasiyetle ele alınmalıdır. Erken bilgilendirme sistemlerinin güçlendirilmesi, taşkın risk haritalarının güncellenmesi ve üreticinin zararını en aza indirecek destek mekanizmalarının hızla devreye alınması büyük önem taşıyor.

Barajın dolması sevindiricidir. Bu şehir suya hasret kalmamalıdır. Ancak aynı suyun kontrolsüz şekilde zarara dönüşmesi planlamanın ne kadar hayati olduğunu hatırlatır. Adana bereketle anılan bir şehir olmaya devam edecektir. Önemli olan o bereketin taşkına değil üretime dönüşmesini sağlayacak aklı ve koordinasyonu güçlendirmektir.