Karataş..
Çocukluğumun, gençliğimin geçtiği, tozlu sokaklarında koşuşturduğum, akşamın alaca karanlığına kadar futbol oynadığım, taşına, toprağına, denizine, deresine, dehlizine, balığına, kumuna, kırsalına, kumsalına, insanlarına; "Ene kırben dinkin ya ahven" dediğim güzel ilçe'm.
Karataş Belediye Başkanlığı yapan.. Bir türlü cesur olmayan, o-la-ma-yan, cesur kararlar almayan, a-la-ma-yan, etliye sütlüye karışmayan, ka-rı-şa-ma-yan.. Kaşınanların nasıl kaşınması gerektiğini bilmeyen, bi-le-me-yen.. Bana dokunmayan yılan "mit elf kere yaşasın" anlayışı güden, kamuoyu yaratma noktasında çok noksan olan Ali Bedrettin Karataş'a Karataş, Karataşlılar için ne yaptığını, ya da ne yapmaya çalıştığını anlatma adına O'na şu "ağzı açık mektubu" yollama zarureti hissettim..
.....
Ali başkan;
-Çokbilmiş birileri (!) senin başkanlığını yaptığın Karataş'ın sahilinde yapacağını yaptı, yıkıp geçti.. Baypas etti, paspas duruma getirdi.. Güzelim sahilde ne varsa, hepsini pestil etti.. Sahilin sadece anasını, babasını değil, ebu ceddini karanlıklara itti..
Öyle de bırakıp gitti.
Sen ne yaptın?
-Koskoca bir hiç.
Biliyorum... Her zamanki gibi bu noktada da çıkıp; "Ben ne yapabilirim?" diyeceksin.. Kusura bakma ama, bunu diyemezsin.. Dediğini herkes yese, ben yemem..
Milli Emlak'ın bu girişiminden bal gibi haberin var.. Bir biçimde işin içindesin çünkü.. Adamlar, bu işi seni aşarak, yani senin fikrini almadan yaptıysa;
"Orada ne işin var?"
Böyle birşey yok" diyor, diyebiliyorsan;
"Seni orada olmamaya zorlayan neden ne?"
Adamlar, yıkıyor, geçiyor, uyutuyor, unutuyor..
-GIK'ın çıkmıyor.
Adamlar, yapması gerekeni yapmıyor..
-"Neyleyebilirim ki?" diyorsun.
Protokole uymuyor..
-"İnşallaaaah" diyorsun.
Adamlar, mağdur ettiklerini HİÇ görüyor, HİÇ sayıyor..
"Maşallaaaah" diyorsun.
Adamlar, hakkını yedikleri insanlara haklarını teslim etmeyecek gibi duruyor..
-"Fesuphanallaaah" diyorsun.
Sana, anlayacağın biçimde çok net birşey söyleyeyim Ali başkan;
Sen, bu mantık, bu üslup, bu duruş, bu bakış ve bu anlayışını devam ettirdikçe;
Karataşlılar sana hem inşallah'ı, hem maşallah'ı, hem fesuphanallah'ı
o kadar katti,
o kadar manalı,
o kadar manidar,
o kadar masrafsız,
o kadar güzel,
o kadar özel,
o kadar tüzel,
o kadar içten,
o kadar kararlı,
o kadar içgüdüsel biçimde haykırır ki;
"Hem ışığın söneeeeeeer, hem FER'in döner.
O yüzden yapman gerekenin ne olduğunu bil, ayağa kalk.. Karataşlıları arkana al, hakları yenen emekçilerin hakkını "sonuna kadar" ara..
-Bunu yap, seni ayakta alkışlayayım.
-Bunu gerçekleştir, seni omzuma alıp, Karata'şa bağlı köylere sırtımda götüreyim..
Hazırsan, "varım" diyorsan, bendeniz "hamis mit elf kere" varım.