Neden bilemiyorum ama bu aralar anlam arayışı duyguları beni tamamen etkisi altına aldı. Her şeyde bir anlam her şeyde bir sebep arar oldum.

Her insan bu dünyaya bir amaç için gelir bazısı doktor olmak, bazısı akademisyen bazısı ise bambaşka bir şey için. Her bireyin bu dünyaya bir katkısı vardır. Ben de bu hafta bunu düşündüm. Ben ne için geldim bu dünyaya? Ne bekliyorum, ne istiyorum ve nelerden mutsuz oluyorum? Anlam arayışına girdim ve resmen bilinmez bir pasaja girmişçesine kayboldum. Çok isteğim var ama bir o kadar da gerçekleştiremediğim şeyler. Dünyayı, şehirleri ve insanları tanıyıp keşfetmek, iyi bir meslek sahibi olmak ve güzel duyguları yaşamak istiyorum. Gerçi herkes her şeyi ister ama hayatın, kaderin ve tercihlerin şekillendirdiği gibi devam eder hayat. Öyle değil mi? Mesela ben bana imkansız dedikleri her şeyi yaşamak istiyorum. Dünyada imkansız diye bir şeyin olmadığına şahit olmak falan yani. Güzel şehirleri turlamak, aşık olmak ama doğru kişiyle ve yaşamak güzel duyguları değişik yer ve zamanlarda öylece yaşamak işte.

Hayallerim var ve biliyorum gerçek dünya ise bambaşka. Gerçekte döviz almış başını gidiyor, yurt dışında şehir şehir hippiler gibi gezmek için bütçenizi fazlasıyla zorlamanız gerekiyor. Doğru aşk deseniz herkes çıkarını düşünür olmuş canım ne aşk ne o 60-70’li yılların kutsal sevgisi kalmış. Güvensizlik deseniz o da felakete yüz tutmuş durumda. Sorunlar bitmiyor, problemler bitmiyor. Bende tüm bu problemlerin içerisinde hayatın anlamını anlamaya çalışıyorum.

Neden boş vermiyorum bilemedim sonuçta sıradan hayat işte monoton ve birbirini takip eden günlerden oluşuyor. Robotlar gibiyiz işte tek fark ise duygulara sahip olmamız. O duygular da iyi amaçla ve doğru kullanılırsa işe yarıyor yoksa duyguların bile bir anlamı yok desem yeridir.

Şu an için 21 yaşındayım ve 20’li yaşlarım için tek isteğim adrenalin, heyecan, keşif ve sıradan hayatın içerisinde kaybolmamak. Herkesin sıkışıp kaldığı hayattan bir an için olsun uzaklaşmak işte.