Eski Dostlar'dan Adnan "Figen Ağar'ın ilginizi çekeceğini umduğum bir yazısını yollamış.

Eğitimin önemini anlatıyor.

Birlikte okuyalım mı?

***

Yıl 1948...

Denizli'nin Güney yöresindeki dağ köyüne vali gelir.

Köy kahvesinde oturan erkekler, saygı ile ayağa kalkarlar.

Bir delikanlı hariç.Bu duruma canı sıkılan vali, ona ters bir bakış atar.

"Büyüklere saygıyı öğretmediler mi sana. Hiç mi eğitim almadın?" diye çıkışır.

Bu sözler üzerine delikanlı kızarıp bozararak ayağa kalkar.

Vali hızını alamaz, söylenmeyi sürdürür.

Bunun üzerine ağzı daha iyi laf yapan köylülerden biri araya girer;

"Vali bey, o delikanlı adına söylüyorum, kusura bakmayasın. Ama hani 'hiç mi eğitim almadın?' diye sordun ya, ona cevap vereyim.

Eğitim almadı; nasıl alacaktı ki!

Köyümüzde okul yok.

Sen bize öğretmen göndereceğine söz ver, ben de sana söz veriyorum binası bizden.

Vali memnuniyetle söz verir;

"Tamam göndereceğim öğretmeni. Ama okul binası temin etmezseniz külahları değişiriz ona göre"

Vali gittikten sonra köylüler 'okul için bina 'sözü veren adamın etrafını kuşatırlar.

Eleştiriler başlar;

"Hangi binayı okul yapacaksın? Köyümüzde bir tane bina var mı ki?"

"Sözümüzü nasıl tutacağız?"

"Durup dururken valiyi bize düşman edeceksin"

Adam parmağıyla köyün camisini gösterir:

"İşte okul binası..Cami, ibadet edilmeyen saatlerde çocuklarımıza okul olacak"

Gerçekten cami okul olur.

Valiye o sözü veren kişi, zaten caminin imamı olan Molla İbrahim Tokat'tır

O okuldan nice çocuk mezun olur, yaşamlarında başarılara imzalar atarlar.

Onlardan ikisi de Molla İbrahim'in oğullarıdır.

Aradan yıllar geçer.

Oğullardan Yasin Tokat, aile bağında yetişen üzümlerden şarap yapmak için, şaraphane kurmak ister.

Köyün diğer bağlarında yetişen üzümleri de işleyecek, yüksek katma değer sağlayacaktır.

Hem kendileri, hem de köylüler para kazanacaktır.

Babadan bunun için izin isterler.

Molla İbrahim Tokat, uzun uzun düşünür.

Sonunda izin verir.

Ama bir şartla...

İslam'da şarap günahtır.

Fakat...

Ticaret için şarap üretebilirlerdi.

Onlara şöyle dedi;

"Tek şartım şarabı üretecek, ama içmeyeceksiniz"

"Pamukkale Şarapları" 1962 yılında böyle kurulur.

Bu gün bu şarap Türkiye'nin en büyük şarap ihracatçısıdır.

"Güney" diye anılan yöre Fransa'nın Loire, ya da California'nın Napa'sı gibi göz alabildiğine uzanan "üzüm bağları" vadisine dönüşmüş bulunuyor.

Sadece Pamukkale değil, Türkiye'nin bütün büyük şarap markaları da orada büyük topraklar aldılar, üzüm bağları kurdular.

"Güney" artık Türkiye'nin en ünlü yerlerinden biri.

Turistlerin de uğrak yeri.