Bayramlar; kalabalık, coşku, sevinç, neşe demek. Bayramlar; sevmek, sevilmek, sevindirmek demek. Bayramlar; hayat şartlarından dolayı birbirinden ayrı düşen ailelerin bir araya gelmesi demek. Bayramlar; alınan bayramlık kıyafetleri yatağının başucuna koyup, heyecanla bayram sabahına uyanmak demek. Bayramlar; ailece, cümbür cemaat kahvaltı sofralarında kahkahalarla sohbet etmek demek. Bayramlar; büyüklerimizin, yaşlılarımızın elinden öpmek, hayır dualarını almak demek...

Çocukları, fakirleri sevindirme, yaşlılara hürmet etme, küsleri barıştırma vesilesidir bayramlar. Ayrıca; ölülerimizi ziyaret ve anma da. Büyük bir kalabalıkla kılınan bayram namazlarından sonraki bayramlaşma, sonra eve geliş, mahallenin bekçisi, çöpçüsü, davulcusuna bahşiş verme. Büyüklerin ellerini öpme, bayramlıklarını giyen çocukların sevinmesi, yaşlı, büyük akraba, komşulardan başlayan ziyaretler ve bu ziyaretlerde çocukları şeker, para, oyuncaklarla mutlu etmektir bayramlar.

Bayram sabahları biraz daha buruk ve hüzünlü olurum. Geçmiş yılları, eski bayramları düşünür, kaybettiğim yakınlarımı hatırlar, gözlerim dolar. O, geri gelmeyecek günler, daha da güzeldi gibi gelir bana. Yaşımız ilerledikçe çoğumuzda böyle oluyor. Çocukluğumuzda duyduğumuz, ‘Nerde o eski bayramlar?’ sözünü, şimdilerde biz söyler olduk. Çocukken, gençken bayram farklı görünür. Büyüdüğünüzde baba, dede olduğunuzda, bir mevki sahibi konumuna geldiğinizde davranışlar da, görüşler de değişir. Gençken tebrik gönderirsiniz, ziyarete gidersiniz, el öpersiniz. Yaşlanınca size tebrik gönderirler, ziyaret ederler, elinizi öperler.

Evet, bir Kurban Bayramı daha geldi çattı. Günümüzde bayramın neşesi, bereketi, huzuru kalmadı artık. Yaşanan ekonomik sıkıntılar insanların bayram hevesini kursağında bırakıyor. Hele ki geçmiş Kurban Bayramlarında kurbanlık alıp da dini görevini yerine getiren birçok aile, şu an konu-komşudan gelmesi muhtemel bir lokma etin umuduyla geçiriyor bayramlarını. Bunun burukluğu içinde nasıl bir bayram havası yaşansın ki! Ya da evine, çocuklarına istediği alışverişi yapamayan binler, milyonlar nasıl yaşasın ki bayram coşkusunu.

Bayramlar; gençlerimizin, çocuklarımızın yani Z Kuşağı’nın umurunda da değil! Konusu açıldığı zaman da ilk cümleleri şu oluyor; “Geçmişte kaldı o günler!” Acı verici, öyle değil mi? Sabah erken kalkmak, bayram namazına gitmek, ailece bayram kahvaltısı yapmak, yeni kıyafetler, gıcır gıcır ayakkabılar giyip de sokaklarda el öpen çocukları göremiyoruz. Manevi değerlerin kaybolduğu dönemlerdeyiz maalesef.

Günümüzde, bayramlar amacından saptırılmış halde. Yakınlaşma; bir araya gelme değil, uzaklaşma, tatile çıkma fırsatı oldu. Böyle mi olmalı? Hayır! Bayram, neşe ile dolmalı. Demem o ki; değerlerimize sahip çıkalım, kıymet bilelim. Anne-babalarımızı, büyüklerimizi, sevdiklerimizi ihmal etmeyelim. Hiç değilse bu bayramda onların gönüllerini, hayır dualarını alalım. Bayramı bayram gibi kutlayalım. Manevi ve insani duygularımızı kaybetmeden yaşayacağımız nice bayramlara.